“Eylemin faturasını eylemcilerden çıkaracak”
TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, yapılan eylem sonrasında trenlerin durdurulduğunu ve bunun sonrasında yolcuları otobüslerle taşımak zorunda kaldıklarını belirterek, bir günlük otobüs faturasının 100 bin TL olduğunu, eylemler nedeniyle oluşan kurum zararlarını tazminat davası açarak tazmin edeceklerini açıkladı.
Ankara- TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) ve Türk Ulaşım-Sen tarafından 16 çalışanın göreve iade edilmesi için yapılan eylem hakkında bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı. 25 Kasım’da yapılan genel grevinde demiryollarının da aralarında bulunduğu bir çok sektörde eylem yapıldığını anımsatarak, eylem sonrasında 16 çalışanın, “çalışan sinyali kapatarak tren trafiğini engellemek, trenlerin önüne yatarak trenin hareketini engellemek, çalışmak isteyen personeli trenden zorla indirmek ve treni yolda terk etmek gerekçeleriyle açığa alındığını anımsattı.
“Geri gelsin dersem teftiş bana döner”
Bunlarla ilgili soruşturma sürecinin devam ettiğini anlatan Karaman, soruşturma bitmeden açığa alınan personelin göreve almasının mümkün olmadığını söyledi. Karaman, “Geri gelsin dersem teftiş bana döner. Normal işleyişi bu. Ne diye kendimi riske atayım” dedi. Soruşturmanın inceleme aşamasında olduğunu anlatan Karaman, müfettişlerin bağımsız olduğunu, müfettişlere “hadi çabuk ol, raporu akşama getir” diyemeyeceğini, böyle bir yetkisinin de olmadığını ifade etti.
Açığa alınan personel arasında memur-sen üyeleri de var
Son yapılan eylem sonrasında 30 kurum çalışanın da benzer gerekçelerle açığa alındığının altını çizen Karaman, gar müdürlerinin de kamu görevlisinin görevini yapmasına engel olması nedeniyle bazı çalışanlar hakkında savcılıklara suç duyusunda bulunduklarını söyledi. Eyleme katılanlar hakkında idari incelemeye birlikte, TCK’nin 109. maddesi “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, 113. maddesi “kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi”, 117. maddesi “iş ve çalışma hürriyetinin ihlali”, 223. maddesi “ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması” maddeleri uyarınca savcılığa suç duyusunda bulunulduğu kaydetti. Karaman, 25 Kasım’da ve son eylemlerde açığa alınanlar arasında Memur-Sen üyesi çalışanların da bulunduğuna dikkat çekti.
“Hapis cezası var, bunlar şaka değil”
Karaman, “Bunlar şaka değil ki, bunlar çıktı bar bar bağırıyorlar sokaklarda. Bunları söyledik. Bunlar memuriyetten atmanın ötesinde şeyler yaptılar, bunu aştılar. Sanki benim elimde bir şeymiş intibası yaratıyorlar. 5 yıl hapis cezası alma ihtimali olan kişiye ‘Buyur kardeşim’ diyecek halim yok. Bu eylemlerde kuralları ihlal eden sendika temsilcilerini de dava edeceğiz” dedi.
İnceleme sonucunda idari olarak en fazla 250 TL para cezası verilebileceğinin altını çizen Karaman, eylemler nedeniyle oluşan kurum zararlarını tazminat davası açarak tazmin edeceklerini açıkladı.
“Makinist bulamadık”
Eylemler sonrasında Haydarpaşa Garı’nın kilitlendiğini ve makinist bulamadıklarını ifade eden Karaman, yolcular için otobüs tuttuklarını, bir günlük otobüs maliyetinin 10 bin TL olduğunu kaydetti. Bunu tazminat davası açıp eylem yapanlardan tahsil edeceklerinin altını çizen Karaman, daha önceki yıllarda gerçekleştirilen eylemlerde personele hapis cezası verilmesine hükmeden Yargıtay kararı bulunduğunu, Yargıtay kararının hem personele dağıtıldığını hem de panolara asıldığını ifade etti. Eylemler sonrasında İranlı yetkililerin arayarak İstanbul-Tahran seferleri hakkında bilgi aldığını anlatan Karaman, eylemin “Transaysa” seferinin öncesinde sona ermesinden dolayı herhangi bir aksaklık yaşanmadığını söyledi.
Maaş sıralamasında 50. sıradayım
Kendisinin, TCDD’de en çok maaş alanlar sıralamasında 50. sırada yer aldığını vurgulayan Karaman, “Eyleme çoğunlukla makinistler katıldı. Makinistler 5 bin TL’ye kadar maaş alıyor. Ortalama maaşları ise 2 bin TL” dedi.
Soluk, eylemi terbiyesizlik olarak değerlendirdi
Toplantıya eşlik eden Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Habib Soluk, ise TCDD’nin 2009 başlangıç yatırımlarının gerçekleşme oranının yüzde 99 olduğunu, başlangıç ödeneğinin 1 milyar 350 milyon TL’den 1.5 milyara çıkarıldığını kaydetti. TCDD yaşanan eylemleri de değerlendiren Soluk, yapılanların “terbiyesizlik” olarak yorumladı.
Newsweek’ten Davutoğlu’na övgü
Amerikan dergisi Newsweek, son sayısında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında makale yayımladı.
Washington - Newsweek, yazısında, “Ahmet Davutoğlu’nun adını çok daha fazla duymaya hazır olun. Türkiye’nin Dışişleri Bakanı olan eski üniversite profesörü, Türkiye ile Ermenistan arasında önceden hayal edilemeyen yakınlaşma ve Suriye ile yeni sıcak ilişkiler de dahil olmak üzere, Ankara’nın yeni diplomatik açılımının arkasındaki kişi” ifadesini kullandı.
Bazı Batılı uzmanların bu gelişmelerden kaygı duyarak, “Türkiye’nin yüzünü Doğuya çevirdiği” yorumunda bulunduğuna işaret edilen yazıda, “Ilımlı tarza sahip Davutoğlu, bu fikirler karşısında sinirlenerek, bu yorumların, Türkiye’nin bölgedeki genişleyen rolünü çekemeyenlerden kaynaklandığını söylüyor” denildi.
Yazıda, Davutoğlu’nun 2002′de AKP’nin dış politika baş danışmanı olarak görev yapmaya başladığına ve Türk siyasetine yabancı olmadığına dikkati çekilerek, “ancak kendi ülkesinde bile onun hakkında yeterince şey bilinmediği” yorumunda bulunuldu.
Newsweek’in Davutoğlu izlenimleri
Newsweek Türkiye’nin, Davutoğlu’nu şekillendiren güçler ile Türkiye’nin Orta Doğu, Balkanlar ve Kafkaslar’daki komşularıyla ilişkilerini nasıl değiştirdiğini incelediği yazılan makalede, Bakan Davutoğlu’na dair şu gözlemler aktarıldı:
“-Davutoğlu, İzmit depremi sırasında, ‘Stratejik Derinlik: Türkiye’nin Uluslararası Konumu’ başlıklı kitabının taslağını kurtarabilmek için hayatını riske attı. 17 Ağustos 1999′da sarsıntılar başladığı sırada, İstanbul’daki evinden zararsız kaçmayı başardı. Ancak daha sonra artçı şok uyarısını görmemezlikten gelerek, yılların ürünü çalışmasını içeren bilgisayar diskini kurtarabilmek için hızla geri evine koştu. 30. baskısını yapan kitap, onun ulusal ve uluslararası çapta tanınmasını sağladı.
-Dışişleri Bakanı, siyasetçi olmaya pek istekli değildi. AKP 2002 seçimlerini kazanınca, hükümette yer alma taleplerini geri çevirdi ve onun yerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a danışmanlık yaparken, üniversite kariyerini sürdürmeyi seçti. 5 yıl sonra, Dağlıca saldırısı olduğu dönemde, akademik hayata tam dönüşün eşiğindeydi. O sırada Davutoğlu, yakın çevresine ‘Şu anda bırakamam’ dedi. Dışişleri Bakanlığı görevini üstlendi ve Kürtlere haklarının tanınmasını ve PKK saldırılarını sona erdirmeyi amaçlayan uzlaşılara yardımcı oldu.
-Gezgin bakan, sadece ekim ayında 13 ülkeye giderek, Türkiye’nin diplomatik profilini son yılların en üst seviyesine çıkardı. Arap medyasından eşi görülmemiş övgüler aldı. Örneğin, merkezi Londra’da bulunan El Hayat gazetesinde bir köşe yazarı, ona Lübnan’ın sorunlarını çözmeye yardımcı olması için yalvardı. Köşe yazarı, Davutoğlu’na hitaben, ‘Bavulunuzda fikirleri, arzuları, çözümleri ve ilaçları taşıyorsunuz. Geleceğe açılan penceresiniz’ dedi.
-Davutoğlu, ılımlı davranışlarıyla bilinen bir kişi, ancak Ankara’nın siyasi elitleri ve onların diplomasiye iddiasız yaklaşımına karşı sabrı çok düşük. ‘Stratejik Derinlik’ kitabında, bu elitlerden, ‘Kritik dönemlerde öne çıkmak ve kararlı olmak yerine, fark edilmemeye ve inisiyatif üstlenmemeye şartlanmışlar. Daha güvenli ve risksiz politika için pasif kalmayı tercih ediyorlar’ diye söz ediyor. Newsweek Türkiye yazarı Yenal Bilgici’nin ifadesiyle, bu eleştiriler, Davutoğlu ve siyasetini anlamak için adeta bir rehber. Karakterinin ikinci bir işareti de, bakanın sürekli olarak kullandığı ‘kendine güven’ ifadesi.
-Davutoğlu, iş etiği ve öz disipliniyle de biliniyor. Bir aile dostu, Newsweek Türkiye’ye, Davutoğlu’nun, kitabı üzerinde çalışırken, üç gün boyunca koltuğundan kalkmadığını söyledi. Eski bir öğrenci de, Davutoğlu’nun günde 8 saat uyumanın lüks olduğunu düşündüğünü belirtti.
-Davutoğlu’nun işine bağlılığı, nispeten erken bir yaşta kendini gösterdi. İstanbul Erkek Lisesi’nde öğrenciyken, öğretmenlerine felsefi ve bilimsel çalışmalardan oluşan okuma listeleri sundu. Öğretmenleri ona ve arkadaşlarına, dışarı çıkmaları ve top oynamaları tavsiyesinde bulundu. Davutoğlu, bu tavsiyeye uyarak, profesör olduktan sonra bile, Dışişleri Bakanı olana kadar öğrencileriyle futbol oynamayı sürdürdü.
-Davutoğlu, futbol hünerlerini geliştirirken dili ve akademik yetenekleri üzerinde de çalışıyordu. Lisede öğrendiği Almancaya ek olarak, Boğaziçi Üniversitesinde tüm İngilizce programlarına katıldı. Ürdün’de Arapça öğrendi. Kahire Üniversitesinde doktora tezi üzerinde çalıştı ve Malezya Uluslararası İslam Üniversitesinde öğretmenken Bahasa dilini öğrendi. Batı ve İslam dünyasının karşılaştırıldığı tez çalışması, 1993′te ‘Alternatif Paradigmalar’ başlığıyla yayımlandı. Davutoğlu’nun doktora sonrası çalışması, Samuel Huntington ve Francis Fukuyama’nın teorilerinin eleştirilerini kapsadı.
-Arkadaşları, Davutoğlu’nun hitabet yeteneğinin yazma yeteneğine denk olduğunu da söylüyor. Ekibinden üst düzey bir kişi, Newsweek Türkiye’ye, ‘Bakanın, 10 dakika içinde gardını düşüremeyeceği hiç kimse yok’ dedi. Bir örnek vermek gerekirse, Ankara’nın, 2003′te Irak’ın işgali öncesinde Amerikan askerlerinin Türk topraklarını kullanmasına izin vermediği dönemde, bir Yahudi lideri, tepkisini ortaya koymak için Davutoğlu’na uğradı. Aslında ziyaretinin 10 dakika sürmesini planlıyordu, ama Davutoğlu’nun Yahudi kültürü ve tarihiyle ilgili geniş bilgiler içeren konuşmasından etkilenerek 3 saat kaldı. Bir sonraki sefere Yahudi lideri, bütün bir gün kalmak istediğini söyledi.”
Davutoğlu’na eleştirilerin de yöneltildiğine dikkati çeken dergi, bakanın, İsrail’in Gazze’deki eylemlerini eleştirirken, Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir’in Darfur’da yaptıklarını kınamamakla eleştirildiğini belirtti. Yazıda, “Ancak Davutoğlu’nu desteklemeyenler bile, onu hem bir düşünür, hem de iş bitirici bir devlet adamı olarak görüyor. Ve şu anda ondan, Ankara’nın ötesinde de bahsediliyor” ifadesi kullanıldı.








