Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde personel alımı
Gaziosmanpaşa Üniversitesi, 4′ü profesör, 7′si doçent, 26′sı da yardımcı doçent olmak üzere toplam 37 akademik personel alacak.
Ankara - Üniversitenin bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan duyurusuna göre, akademik personelin 9′u Gaziosmanpaşa Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesinde istihdam edilecek. Söz konusu fakülte 4 doçent, 5 yardımcı doçent alımında bulunacak.
Ziraat Fakültesi’ne 1 profesör, 2 doçent, 4 yardımcı doçent, Tıp Fakültesi’ne 1 doçent, 5 yardımcı doçent, Fen ve Edebiyat Fakültesi’ne 3 profesör, 5 yardımcı doçent, Eğitim Fakültesi’ne 2 yardımcı doçent, Zile Dinçerler Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu’na 2 yardımcı Doçent, Erbaa Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Turhal Meslek Yüksek Okulu ve Tokat Meslek Yüksek Okuluna da 1′er yardımcı doçent alınacak.
Sağlık hizmetinde yenilik
Kamu görevlileri ile bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetleri, 15 Ocak’tan itibaren Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından devralınacak.
Ankara- Kamu Personelinin Genel Sağlık Sigortası Kapsamına Alınması Hakkında Tebliğ, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Tebliğ, 2008 yılı Ekim ayı başından önce 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na tabi çalışmış olmaları sebebiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 4. maddesi kapsamında sayılanların ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetlerinin 15 Ocak 2010 tarihinden itibaren Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından devralınmasına ilişkin usul ve esasları düzenliyor.
Genel sağlık sigortası tescil işlemleri, primlerin alınması, devralınan kamu idarelerinde çalışanlar ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişilerin genel sağlık sigortasından yararlanma şartları gibi hususları düzenleyen tebliğe göre, Yeşil Kartlı’lar, eski ve yeni milletvekilleri, er ve erbaşlar ile tutuklu ve hükümlüler hariç, bütün kamu personelinin sağlık harcamaları 15 Ocak’tan itibaren SGK’ya devredilecek.
Doğalgaz sayaçlarının değişimi
Mekanik doğalgaz sayaçlarının ön ödemeli sayaç ile değiştirilebilmesi için, 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren dağıtım şirketlerine bedel ödenmesi gerekecek.
Ankara- Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) Doğalgaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği, 1 Ocak 2010 tarihinden geçerli olmak üzere Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Yönetmelik ile ”mevcut mekanik sayacın ön ödemeli sayaç ile değiştirilmesi durumunda dağıtım şirketinin ilave bir bedel alamayacağı” hükmü değiştirildi.
Yeni düzenlemeye göre, bağımsız bölüm maliki, binanın ve tesisin sahibi ya da bunların yetkili temsilcilerinin yazılı talebi doğrultusunda, dağıtım şirketi tarafından mevcut mekanik sayaç ön ödemeli sayaç ile değiştirilebilecek. Dağıtım şirketi, sayaç değişimi hususunda müşterilerine hiçbir şekilde zorlamada bulunamayacak. Sayacın değiştirilmesi durumunda alınacak bedel ise Kurul kararıyla belirlenecek.
BOTAŞ’ın kapsam dışı personel yönetmeliğinde değişiklik
Öte yandan, Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş’nin (BOTAŞ) Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik de Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmeliğin 64. maddesine eklenen fıkraya göre, genel müdür ve genel müdür yardımcılıklarına atanacaklar hakkında, yüksek öğrenimi bitirmeleri ve görevlerini yerine getirebilecek bilgi ve tecrübeye sahip olmaları kaydıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun istisnai memuriyete dair hükümleri uygulanacak.
KEY ödemesinde değişiklik
Resmi Gazete’de yayımlanan ilk listede yer alanlan Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine, nema hesaplaması neticesinde oluşan yardım tutarına ilk ilanın yapılacağı tarihe kadarki dönem için yüzde 10 artış uygulanacak.
Ankara- “Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” yayımlandı. Buna göre, ana para ve ferilerinin ayrımı yapılmaksızın 410 numaralı hesaba aktarılan tutarlar bütçeye gelir kaydedilecek. Bankalara gönderilen listelerdeki hatalı bildirimler, 3 ay içinde iade edilecek. Hatalı bildirimlerin son ermesiyle ilgili süre 31 Aralık 2010 tarihinde sona erecek. Bankalar hatasız bildirileri ise 31 Mart 2010 tarihine kadar düzeltme yaparak Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’na (EGYO) gönderecek.
Resmi Gazete’de yayımlanan ilk listede yer alanlara nema hesaplaması neticesinde oluşan yardım tutarına ilk ilanın yapılacağı tarihe kadarki dönem için yüzde 10 artış uygulanacak. İlk ilan tarihinden sonraki listelerde isimleri yer alan hak sahiplerine ise her ilan dönemi için başlangıçtaki yüzde 10 artışa ilave olarak basit usulde yüzde 1.25 artış uygulanacak.
Kayıtları deprem, sel, yangın gibi nedenlerle zayi olan hak sahiplerinin KEY ödemelerinden yararlanabilmesi için, kurum ve kuruluşların, bildirimlerine, bu kişilerin bilgilerinin söz konusu nedenlerle zayi olduğuna ilişkin mahkeme kararını eklemeleri ve bu kişilerin çalıştıkları tarihleri bildirmeleri yeterli olacak.
Belediyeler, kanunda belirlenen kriterlere ve nema hesaplama yöntemine göre, nemalandıracakları tutarı kendi kaynaklarından çalışanlarına ödeyebilecek. İlan tarihlerinden itibaren beş yıl içinde talep edilmeyen alacaklar Hazineye irad kaydedilecek. 29 Haziran 2009 tarihinde sona eren 8 aylık süre, 1 ay daha uzatılacak.
Rakı artık resmen ‘milli içki’
Rakı Türk Patent Enstitüsü tarafından “milli içki” olarak tescil edildi. Üretim alanı Türkiye Cumhuriyeti olarak belirtilen rakı, “menşe adı” olarak tescillendi.
Ankara- TPE’nin Geleneksel Alkollü İçki Üreticileri Derneği’nin (GİSDER) başvurusu üzerine aldığı rakının milli içki olarak tescil edilmesine ilişkin karar Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Kararda rakı “Karakteristik özelliğini Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan doğal unsurlardan, özellikle Türkiye’de yetişen üzüm, anason ve Türkiye’de uygulanan geleneksel üretim yöntemlerinden alan üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tamamıyla Türkiye sınırları içinde yapıldığı kendine has, renksiz bir distile (damıtılmak rafine edilmek) alkollü içki” olarak tanımlandı.
Rakının tadım sırasında ilk algılamada ön burunda oldukça güçlü bir anason kokusu, damakta yoğun ve dengeli anason-alkol tadının yanı sıra üzümden gelen aroma, arka damakta ise kaygan bir iz bıraktığı ifade edilerek, rakıdaki alkolün yakıcı tadının, anason aromasının şeker ve demineralize suyun etkisiyle uzaklaştırılarak dengelendiği, üzüm alkolü aromasının dengeli bir şeker oranıyla sunumunun rakıya “geleneksel bir tat” kazandırdığı belirtildi.
Rakının ayırt edici özelliği olarak ise yalnızca suma (üzüm ve incir mayeşesinin damıtılmasıyla elde edilen bir içki alkolü) veya tarım kökenli etil alkolle karıştırılmış sumanın, 5 bin litre veya daha küçük hacimli geleneksel bakır imbiklerde, anason tohumuyla ikinci kez distile edilmesiyle sadece Türkiye’de üretilen, alkol miktarı hacmen en az yüzde 40 olan distile alkollü bir içki olması gösterildi.
Rakının adeta romanını yazdı
Tescil kararında “İkinci distilasyondan alınan toplam alkolün en az yüzde 65′inin suma olarak kullanılması geleneksel bir uygulamadır. Rakı üretiminde ikinci kez distilasyona alınan toplam alkolün en fazla yüzde 35′i tarım kökenli etil alkol olmalıdır. Rakı dışındaki herhangi bir distile alkollü içki üretiminde, tamamen veya en az yüzde 65 oranında suma kullanılmamaktadır” denildi.
Rakının ülke topraklarında yaşayan çeşitli uygarlıkların kültürel mirasının bir sentezi olduğu ve özgün karakterini Türkiye’de yetişen üzüm ve anasondan aldığı ifade edildi.
Rakının ana maddesi
Rakının, ana hammaddesinin kuru üzüm, yaş üzüm veya her iki üzümün birlikte kullanılmasıyla üretilen ve baskın aromasını anason tohumundan distilasyon esnasında alan geleneksel bir içki olduğu ifade edilen tescil kararında şöyle denildi:
“İç tüketime sunulan distile alkollü içkinin yaklaşık yüzde 85′i, ihraç edilen distile alkollü içkinin ise yüzde 95′i rakıdır. Ülkemizdeki toplam distile alkollü içki tüketiminin yaklaşık yüzde 85′ini karşılayan rakı, gerek üzüm ve anason girdileri nedeniyle ülkenin tarım ekonomisindeki rolü, gerekse ülkemizin dünya pazarına özgün ve geleneksel ürün olarak sunabildiği nadir ticari değerlerden biridir.
Rakıda, ikinci kez distilasyona alınan toplam alkolün en az yüzde 65′inin suma olarak kullanılması geleneksel bir uygulamadır. Suma üretiminde sadece Türkiye’de yetiştirilen üzüm çeşitleri kullanılır. Alkollü içkiler içinde rakının en belirgin özelliği, içerdiği anason tohumundan gelen anason eteri yağıdır. Rakının diğer anasonlu distile alkollü içkilerden ayırt edici özelliği, üretiminde Türkiye’de yetiştirilen anason bitkisi tohumunun kullanılmasıdır.”
Üzüm çeşitleri
Kararda, suma üretiminde sadece Türkiye’de yetiştirilen üzüm çeşitleri kullanıldığı belirtildi ve şöyle denildi:
“Zengin bir asma gen potansiyeline sahip olan ülkemizin Doğu Anadolu Bölgesinin yüksek yaylaları ile Doğu Karadeniz Bölgesinin sahil şeridi bir yana bırakılırsa, güneşlenme periyodu uzun olan diğer bölgelerimizde ekonomik olarak bağcılık yapılmaktadır. Ülkemiz bağcılık için hem ikliminden, hem de coğrafi konumundan kaynaklanan çok önemli avantajlara sahiptir. Bağcılığın yoğun olduğu bölgelerimizde yerel isimlerle de anılan çok sayıda üzüm çeşidimiz olup, rakı üretiminde kullanılan bu çeşitler Burdur Dimriti, Akdimrit, Karadimrit, Buca Razakısı, Mevlana, Akhisar Razakısı, Pembe Razakı, Dımışkı, Tarsus Beyazı, Yapıncak, Rumi, Karasakız, Horoz Karası, İri Kara, Dökülgen, Sultani Çekirdeksiz, Yuvarlak Çekirdeksiz, Çal Karası, Misket ve Boğazkeredir”
Rakı adı nerden geliyor?
Tescil kararının “Üretim Yöntemi : Tarihsel gelişim” bölümünde ise rakının tarihi de anlatıldı.
Rakı sözcüğünün “araki” ya da “ariki” sözcüğünden türetildiğinin sanıldığı belirtilen tesvil kararında şöyle denildi:
“Bir iddiaya göre, fazla içen kişiyi terletmesi diğer bir iddiaya göre ise üretim aşamasında imbikten ter taneleri gibi damla damla akması, Arapça’da “arak” kelimesinin ‘ter’, ‘araki’nin ise ‘terleten’ anlamına gelmesi nedeniyle bu içkiye ‘rakı’ adının verilmesine neden olmuştur.
Eski dönemlerde rakı tutkununa ‘arak-nuş’, Osmanlı döneminde rakıdan alınan vergi türüne ise ‘arak-resmi’ denirdi. 1842 yılında Paris’te Napoleon Landais tarafından yayımlanan ‘Dictionnaires Français’ adlı sözlükte anason ihtiva eden veya etmeyen çeşitli birçok içkiye ‘arak’ adı verildiği görülmüştür.
Bir başka görüşe göre ise rakı sözcüğü iri, uzun taneli ve kalın kabuklu ‘razakı’ üzümünden yapılan anasonlu rakıya dayanmaktadır. Razakı sözcüğü ile rakı sözcüğünün telaffuz bakımından benzerlikler göstermesi ve rakının ‘Türk İçkisi’ olarak tanımlanması, rakı sözcüğünün bu üzüm cinsinden geldiği ihtimalini de ortaya çıkarmaktadır.
Rakının ilk defa Irak’ta üretilip buradan komşu ülkelere yayılmış olduğu ve bu nedenle ‘ıraki’ (Irak menşeli) sözcüğünden gelmiş olabileceği üzerinde duranlar da vardır. Bugün Irak’ta, özellikle Kerkük bölgesinde, kuru üzümden elde edilen ve anasonla aromatize edilen değişik bileşimdeki distile alkollü bir içkiye de ‘arak’ denilmektedir. Horasan’ın başkenti Tus’ta doğmuş, Urfa ilimize bağlı Harran’da yaşamış olan ve ‘Kimyanın Hipokrat’ı’ olarak kabul edilen Cabir Bin Hayyan’ın 13. yüzyılda, şaraptan alkol distilasyonunu uzun ve detaylı olarak yazmış olduğunu birçok eser dile getirmiştir. Cabir Bin Hayyan’dan çok daha önce, eski Mısırlıların alkol distilasyonunu bildikleri söylenmektedir. Bazı Çin kaynaklarında M.Ö. 1000 yıllarında, Çin’de pirinçten elde edilen konsantre edilmiş kuvvetli bir içkiden söz edildiği rivayeti vardır. Orta Asya Türk Boylarının en eski komşusu Çinlilerdir. O dönemlerde Çin’de uygulanan konsantre tekniğini diğer ülkelere oranla Türklerin alması çok daha kolaydır. Bu nedenle de, kısrak sütünden yapılan kımızdan çekilen ‘araga’nın, Irak’ta üretilmiş olan ‘arak’tan çok daha önce yapılmış olduğu iddia edilebilir. ‘Larousse des Alcools-Librarie Larousse’ Alkoller Ansiklopedisi kımız içkisi ‘araga’yı ‘arika’ olarak alır. O zaman rakı sözcüğünün arikadan türemiş olduğu ihtimali, ‘ıraki’ ve ‘razaki’ye oranla daha çok yüksektir.”
Rakı ilk kez nerde üretildi
Rakının ilk kez nerede, kimler tarafından üretildiği hakkında kesin bir bilginin olmamasına karşın, rakının ilk kez Osmanlı toprakları içinde üretildiği bütün dünya ülkeleri tarafından kabul edildiği belirtildi. Tescil kararında bu konuda şu görüşlere yer verildi:
“Araştırmalara göre Anadolu topraklarında üretildiği bilinen rakının en az 300 yıllık bir geçmişe sahip olduğu sanılmaktadır. Arap ülkelerinde bilinen ve daha sonra çevre ülkelere yayılan distilasyon teknolojisi, önceleri şarap üretimi sonrası kalan üzüm posalarının (cibrelerin) içerdikleri şekerli maddelerin değerlendirilmesi için uygulanmıştır. Yazar Müfit İlter, bu ürüne anason tohumunun ilave edilmesinin rakıya Türk içkisi özelliğini verdiğini söyledi.
Osmanlı’da içki denilince akla şarap gelirdi
Fatih Sultan Mehmet döneminden beri İstanbul’da meyhanelerin bulunduğu ve bunların Bizans döneminden kalmış olduğu çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Osmanlı döneminde içki denilince akla önce şarap gelirdi. Ancak zamanla şarabın yerini rakı aldı.
19. yüzyılın ikinci yarısında, Tanzimat dönemi ile birlikte toplumsal yaşamın sosyal yönlerinde büyük değişimler yaşanmaya başlanmıştır. O dönemin Beyoğlu’su, daha doğrusu Pera’sı, lüks otelleri, kafeşantanları, kabareleri ve görkemli birahaneleri ile adeta küçük bir Paris durumuna gelmişti. Böylesine hareketli batılılaşmanın kendisini yoğun olarak hissettirdiği günlerde II. Abdülhamit’in saltanat döneminde Başmabeyinci ve Maliye Bakanlarından Sarıcazade Ragıp Paşa, Tekirdağ yolu üzerinde Umurca Çiftliğini, daha sonrada bu çiftlikte Umurca Rakı Fabrikasını kurmuştur. ‘Umurca Rakısı’ markalı rakı, daha sonraki yıllarda kalitesini kabul ettirerek ‘Resumu Sitte’ rakı vergisi olarak ‘Duyun-u Umumiye’ ye önemli miktarlarda gelir sağlamıştır.”
Kurtuluş savaşı döneminde yasak
Kurtuluş Savaşı sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin (23.04.1920 – 29.10.1923) içkiye yasak koyduğu belirtilen kararda, şöyle denildi:
“Her türlü içki üretimi, ithalatı ve kullanılması yasak edilmesine rağmen birçok ev, küçük geleneksel imalathanelere dönüştürülerek rakı üretilmiş ve böylece meyhane kültürü devam edebilmiştir. Tekel Genel Müdürlüğünün yasal olarak yapılanmaya başladığı yıllarda, ünlü gezgin ve gazeteci Hikmet Feridun Es, ‘Bir Şişenin Tarihi’ başlıklı yazısında, dönemin çeşitli rakılarından bahsetmiş olup, bu markalara ait fiyatları bile yazmıştır.
Tekel İdaresi’nin kurulmaya başladığı 1928 yılında, kaliteli rakı üretiminde kuru üzüm suması ve Çeşme’de yetiştirilen anason tercihen kullanılırdı. O dönemde özel sektör rakı üreticileri üretecekleri rakının sumasını, yasa gereği, Tekel İdaresinden almaya başlamışlardı. Ayrıca özel rakı imalathanelerinin ürünlerini, üretiminden tüketime kadar denetleme görevi Tekel tarafından yürütülürdü. Tekel İdaresi’nin amacı, ‘rakı’yı karakteristik özellikleri bakımından belli bir standarda oturtarak geleneksel rakımızın karakteristik yapısını oluşturmaktı.
Tekel İdaresi’nin 1930 yılı itibariyle resmen kuruluşu sonrasında piyasaya altın varak ve taş baskılı etiketli ‘Ala’ ve ‘Aliyül’ala’ kalitede rakılarını sürmesi milli içkimize ayrı bir prestij kazandırmıştır. Bu arada özel sektör rakı üreticileri de kendi rakılarını değişik zamanlarda piyasaya sürmüştür.”
DTP’de tarihi gün
Anayasa Mahkemesi, Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılması istemiyle açılan davayı esastan görüşmeye başladı.
Ankara- Anayasa Mahkemesi Heyeti, saat 09.30′da davayı görüşmek üzere toplandı.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, DTP’nin, ”Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemlerin odağı” haline geldiği gerekçesiyle, ”temelli kapatılması” istemiyle 16 Kasım 2007′de dava açmıştı.
Görevlendirilen raportörler, raporu tamamlayarak Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç‘a teslim etmişti. Raporun, Anayasa Mahkemesi heyetini bağlayıcılığı bulunmuyor.
İddianamede, kapatma talebiyle birlikte milletvekilleri DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Sebahat Tuncel, Osman Özçelik, İbrahim Binici, Selahattin Demirtaş, Sevahir Bayındır ve Fatma Kurtulan‘ın da aralarında bulunduğu 221 parti üyesi hakkında Anayasa’nın 69/9 ve Siyasi Partiler Yasası’nın 95. maddeleri uyarınca, siyasi yasak getirilmesi isteniyor.
Anayasa’ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi’nin 11 asıl üyesinin en az 7′sinin oyu gerekecek.
Başsavcılığın iddianamesinde, ”Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline gelen ve Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasına, 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 78, 80, 81, 82. ve 90. maddelerine aykırı eylemlerde bulunduğu açıkça anlaşılan Demokratik Toplum Partisi’nin, Anayasa’nın 69. maddesinin altıncı fıkrası ile 2820 sayılı Yasa’nın 101/1-b ve 103. maddeleri gereğince temelli kapatılmasına” karar verilmesi istenmişti.
İddianamede, partinin kapatılmasına beyan ve faaliyetleri ile neden olan 221 kişinin, temelli kapatılmaya ilişkin kararın Resmi Gazete’de yayınlanmasından itibaren 5 yıl süreyle bir başka siyasi partinin kurucusu, yöneticisi, deneticisi ve üyesi olamayacaklarına karar verilmesi de talep edilmişti. Hakkında siyasi yasak istenen kişilerin isimleri şöyle:
”Aydın Budak, Abdulkadir Fırat, Abdullah İsnaç, Abdurrahim Bilen, Ahmet Aka, Ahmet Ay, Ahmet Aydın, Ahmet Cengiz, Ahmet Narım, Ahmet Özbay, Ahmet Türk, Ahmet Yalçıntaş, Akif Hamitoğlu, Alaattin Ege, Alaattin Enül, Ali Aslan, Ali Bozan, Ali Gün, Ali Sever, Arif Yayla, Aslan Kızıl, Ayfer Ekin, Ayhan Karabulut, Aynur Coşkun, Aysel Tuğluk, Ayşe Arslan, Azize Yağız, Bahar Yeşilyurt, Bayram Bozan, Bedirhan Aklan, Bedri Arslan, Bedir Fırat, Behçet Tunç, Beşir Bekle, Burak Avcı, Burhan Yürek, Büro Görmez, Cafer Selçuk, Cemal Coşgun, Cemal Kuhak, Cemalettin Padir, Çiçek Arıç, Çimen Işık, Deniz Yeşilyurt, Dicle Manap, Doğan Erbaş, Emin Uslu, Emral Dağdelen, Erdoğan Karaca, Ethem Şahin, Eyüphan Aksu, Ezgi Dursun, Fatma Kurtulan, Faysal Yaçan, Fehime Ete, Ferdi Sönmez, Ferhan Türk, Ferit Datlı, Fettah Dadaş, Fuat Arslan, Funda Apak, Gülhanım Doğan, Gürü Toprak, Hacer Taşarsu, Hacı Özbay, Hacı Üzen, Halil Adıgüzel, Halis Yurtsever, Halit Kahraman, Halit Taşçı, Hatice Adıbelli, Hazal Aras, Hediye Tekin, Hilmi Aydoğdu, Hilmi Karaoğlan, Hüseyin Bektaşoğlu, Hüseyin Çalışçı, Hüseyin Kalkan, Hüseyin Şahin, Hüseyin Yılmaz, Hüsnü Koyuncu, İbrahim Binici, İbrahim Erkul, İbrahim Halil Parıldar, İbrahim Sunkur, İhsan Güler, İlhan Öymen, İsmet Aras, İzzet Belge, Kemal Aktaş, Kemal Çağlan, Kenan Demir, Kudret Ecer, Leyla Zana, Lezgin Bingöl, Lezgin Örnek, Lütfi Dağ, Mahmut Alınak, Mahmut Aydıncı, Mahmut Güngör, Mahmut Kayar, Medeni Kırıcı, Mehmet Ali Öcalan, Mehmet Ali Yaman, Mehmet Ayas, Mehmet Bayraktar, Mehmet Cevat İnce, Mehmet Emin Acar, Mehmet Emin Yanardağ, Mehmet Emin Yıldız, Mehmet Faik Taşkın, Mehmet Hatip Dicle, Mehmet İnsan, Mehmet Kodaman, Mehmet Latif Alp, Mehmet Muhti Aslan, Mehmet Sait Şaşmaz, Mehmet Salih Duran, Mehmet Salih Koca, Mehmet Salim Sağlam, Mehmet Sefa Güngör, Mehmet Şakar, Mehmet Şirin Karademir, Mehmet Şirin Tetik, Mehmet Tilki, Mehmet Topçu, Mehmet Tusun, Mehmet Veysi Dilekçi, Mehmet Yaşik, Mehmet Zeki Doğru, Meliha Varışlı, Menderes Öner, Merak Kurum, Metin Tekçe, Mikail Varhan, Muhlis Altun, Murat Avcı, Murat Daş, Murat Öztürk, Musa Farisoğulları, Mustafa Atmaca, Mustafa Eraslan, Mustafa Tuç, Müslüm Kılıç, Nayif Coşkun, Nazahat Kaya, Nazime Ceren Salmanoğlu, Necdet Atalay, Nedim Taş, Nimet Özalp, Nizamettin Öztürk, Nuray Kılıç, Nurettin Demirtaş, Nusrat Akın, Onur Geldi, Orhan Miroğlu, Orhan Tunç, Osman Akkoyun, Osman Baydemir, Osman İbek, Osman Özçelik, Osman Taşdemir, Ömer Aşgakara, Ömer Yılmaz, Özgür Söylemez, Pakize Ukşul, Pelgüzar Kaygısız, Pınar Uzun, Ramazan Özmen, Resul Atay, Sabahat Tuncel, Sabri Çelebi, Sabriye Burumtekin, Salih Karaaslan, Saniye Turhan, Sara Aktaş, Sebahattin Işık, Sebahattin Suvağcı, Sedat Yurttaş, Selahattin Demirtaş, Selim Engin, Selim Sadak, Selma Irmak, Selma Söker, Serhat Ölmez, Sevehir Bayındır, Seydi Ahmet Öcalan, Seyithan Kırar, Sırrı Keleş, Sıtkı Adsız, Sibel Öz, Sinem Akyüz, Sima Dorak, Sinan Uğur, Sultan Uğraş, Suna Akkuş, Süleyman Kılıç, Şaban Yılmaz, Şakir Acar, Şükrü Binici, Tamer Temel, Taylan Gürel, Tuncer Bakırhan, Türkan Yüksel, Uğur Saraç, Vakkas Dalkılıç, Veli Aramaz, Yakup Aslan, Yıldız Aktaş, Yıldız Bahçeci, Yusuf Kaya, Yusuf Tokdemir, Yüksel İğdeli, Zahide Besin, Zeki Aslan, Zeynep Doğan, Zeynep Karaman, Ziver Gümüş ve Ziya Akdemir.”
Bu arada, başka bir parti üyesi olan ve isim benzerliği nedeniyle listeye alınan Halil İmrek ile iddianamenin hazırlanmasından sonra ölen Fevzi Kara, siyasi yasak istemli listeden çıkarıldı. Böylece, siyasi yasak istenenlerin sayısı 221′den 219′a düştü.
Tedbir istemleri reddedilmişti
İddianamede ayrıca, ”davalı partinin dava süresince yapılacak seçimlere katılamayacağına”, ”dava tarihinde parti bünyesinde üye, yönetici, belediye başkanı ve milletvekili olarak görev alanların bir başka siyasi parti listesinden veya bağımsız olarak dava süresince seçimlere katılamayacağına”, ”davalı partiye ödenebilecek hazine yardımlarının banka hesabında blokesine’‘ ve ”davalı partinin üye kayıtlarının durdurulmasına” karar verilmesi de istenmişti.
Anayasa Mahkemesi, 27 Aralık 2007′de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesindeki 4 tedbir istemini ”koşulları oluşmadığından” reddine karar vermişti.
Akarsu santralleri özelleştiriliyor
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Elektrik Üretim A.Ş.’ye ait 19 gruba ayrılan 52 adet Akarsu Santralini özelleştirecek.
Ankara- ÖİB’nin Elektrik Üretim A.Ş.’ye Ait Santrallerin Özelleştirilmesi Hakkındaki İlanı Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca, 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde, Elektrik Üretim A.Ş.’ye ait 19 gruba ayrılan 52 adet Akarsu Santralleri “işletme hakkı verilmesi” yöntemi ile özelleştirilecek.
İhalede, İznik-Dereköy, İnegöl-Cerrah, M. Kemalpaşa-Suuçtu, Haraklı-Hendek, Pazarköy-Akyazı, Bozüyük, Kayaköy, Kovada I, Kovada II, Turunçova-Finike, Anamur, Bozyazı, Mut-Derinçay, Silifke, Zeynel, Bozkır, Ermenek, Göksu, Dere, İvriz, Kayadibi, Bünyan, Çamardı, Pınarbaşı, Sızır, Değirmendere, Karaçay, Kuzuculu, Koyulhisar, Ladik-Büyükkızoğlu, Besni, Derme, Erkenek, Kernek, Bayburt, Çemişgezek, Girlevik, Esendal, Işıklar (Visera), Çağ Çağ, Otluca, Uludere, Adilcevaz, Ahlat, Malazgirt, Varto-Sönmez, Engil, Erciş, Hoşap-Zeyne, Koçköprü, Arpaçay-Telek, Kiti grupları yer alıyor.
İhaleye tüzel kişiler ve ortak girişim grupları katılabilecek
İhale, kapalı zarf içerisinde teklif almak ve görüşmeler yapmak suretiyle pazarlık usulü ile gerçekleştirilecek. İhale Komisyonu’nca gerekli görüldüğü takdirde ihale, pazarlık görüşmesine devam edilen teklif sahiplerinin katılımı ile açık artırma suretiyle sonuçlandırılabilecek. İhaleye yalnızca tüzel kişiler ile Ortak Girişim Grupları katılabilecek.. İhaleye katılabilmek için Gruplar hakkında hazırlanan Tanıtım Dokümanı ile İhale Şartnamesi’nin alınması zorunlu olacak. Gerçek kişilerin Ortak Girişim Grubu üyesi olması mümkün olacak. Ortak Girişim Grubu üyelerinden birinin Tanıtım Dokümanı ve İhale Şartnamesi alabilecek. İhaleye konu her bir Grup için tek teklif verilecek. Söz konusu Grup içinde yer alan santraller için ayrı ayrı teklif verilemeyecek ve verilen teklif herhangi bir şartı içeremeyecek.
5 Şubat’a kadar santraller ziyaret edilebilecek
İhale konusu Gruplar hakkında hazırlanan Tanıtım Dokümanı ve İhale Şartnamesi bedeli Halk Bankası Ankara Kurumsal Şubesi nezdindeki 4957756/83000006 nolu Özelleştirme Fonu Vadesiz TL Hesabına yatırıldığına dair üstünde “Elektrik Üretim A.Ş.’ye ait santrallerden Grup [....] için Tanıtım Dokümanı ve İhale Şartnamesi Bedeli” ifadesini içeren ve tüzel kişinin veya Ortak Girişim Grubu’nun isminin de açıkça belirtildiği dekont karşılığında, ÖİB’nin adresine “Alındı Belgesi” karşılığında temin edilebilecek. Yatırılan bedel iade edilmeyecek. Tanıtım Dokümanında yer alan bilgiler de dahil olmak üzere, ihaleye teklif verme öncesinde bilgi almak ve mevcut durum tesbiti yapmak üzere, Teklif Sahiplerine 28 Aralık 2009-5 Şubat 2010 tarihleri arasında Santral ziyaretlerinde bulunma imkanı sağlanacak. Teklif Sahipleri bu ziyaretler için en geç 25 Ocak 2010 tarihinde saat 16.00′ya kadar İdare’ye başvurabilecek.
Katılımcıların, ihaleye teklif verebilmeleri için teklif verecekleri her Grup için geçici teminat vermeleri gerekecek. Tekliflerin, İhale Şartnamesi ve Tanıtım Dokümanı’nda belirtilen hususlar dikkate alınarak, en geç 19 Şubat 2010, Cuma günü saat 16.00′a kadar elden teslim edilecek.






Özürlü Vatandaşa İş Müjdesi!
Organ Çetesi Liderine 393 Yıl Hapis




