Kpss, Memur, Atama haber


“PKK’nın Meclis’te olduğu tescillendi”

19 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

37090 PKKnın Mecliste olduğu tescillendi CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman kapatılan DTP’nin genel başkanı Ahmet Türk’ün ‘teröristbaşına sayın’ diyerek ‘Onun isteğiyle istifadan vazgeçtikleri’ni açıklamasına tepki gösterdi. Arıtman PKK’nin Meclis’te olduğunun bir kez daha tescil edildiğini ifade ederek Cumhuriyet savcılarını göreve çağırdı.

Ankara - CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, yaptığı yazılı açıklamada, Ahmet Türk’ün istifadan vazgeçtiklerine ilişkin açıklamasını eleştirdi. Türk’ün Öcalan’a ‘sayın’ diyerek suçu ve suçluyu övme suçu işlediğini kaydeden Arıtman, “Onun istemi doğrultusunda istifadan vazgeçtiklerini ve BDP isimli sözde parti kimliğiyle tekrar Meclis’e döneceklerini açıklamasıyla PKK’nın Meclis’te olduğu bir kez daha tescil edilmiştir” dedi.

Açıklamasında, Barış ve Demokrasi Partisi’nin kısaltmasını ‘BTP’ olarak kullanan Arıtman “DTP, BTP gibi sözde parti isimleri tamamen göstermelik olup, Meclis’te grubu olan 4′ncü partinin PKK olduğu açıkça ortadadır. Bu ekipte yer alanların da aslında milletin vekili olmayıp PKK’nın sözcüsü oldukları artık net bir şekilde söylenmelidir” dedi.

Arıtman şunları söyledi:

“Bu Gazi Mecliste terör örgütünün bulunması çok acıdır ve bağımsız Türkiye Cumhuriyetinin ve onun Meclisinin kurulması için kanlarını, canlarını vermiş binlerce insanın ruhu taciz olmaktadır. Ülkesinin bağımsızlığı ve bütünlüğü için evlatlarını şehit vermiş binlerce insanın da içinde yer aldığı Türk Milleti ne yazık ve ne acıdır ki sözde Milletvekili adındaki PKK sözcülerinin maaşını ödemek zorundadır. Bu durum milletimizin içine sinmemektedir.”
 

Uras’a da tepki gösterdi

Arıtman İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras’a da tepki gösterdi. Arıtman, “Ağzından barış-demokrasi sözcüklerini düşürmeyen İstanbul Milletvekili Ufuk Uras’ın da PKK’nın Mecliste grup kurmasına cansiperane katkı vereceğini söylemesiyle ne olduğu ortaya çıkmıştır. Bunların barış ve demokrasi sözcüklerini kullanmaya hiç bir şekilde hakları yoktur. 40 bin kişinin katili terörist başına liderimiz diyen, onun hazırladığı listelerle milletvekili seçilip Meclise giren, PKK’nın terör örgütü olduğunu bir kez bile söylemeyen, PKK sözcülüğü yapan bu milletvekillerinin hepsi PKK terör örgütünün amaçlarını gerçekleştirebilmek için Meclistedirler. Yaptıkları işin barış ve demokrasiyle hiç bir ilgisi yoktur. Bir yandan ırkçılık yaparken öteki yandan da terörü destekleyip, ülkemizin ve milletimizin bölünüp-parçalanmasına çalışmaktadırlar. Mecliste bulundukları süre içerisinde temsilcisi olduklarını iddia ettikleri Kürtlerin temel insan hakkı ve sorunlarıyla hiç meşgul olmayıp, tamamen ırkçı ayrımcılığı ve bölünmeyi hedefleyen bir siyaset gütmüşlerdir. En azından kendi adıma ben bundan sonra Parlamento kürsüsünden adları ne olursa olsun bunlara sadece PKK diyeceğim. Çünkü bu söz milletin sözüdür” dedi.
 

“Entel-dantel takımı kime hizmet ediyor?”

“PKK silahlarını Türkiye Cumhuriyeti Devletine teslim etmeden, biz terörden vazgeçtik dememişken, PKK’nın Mecliste olmasını canhıraş feryatlarla isteyen sözde aydın-entel-dantel, yazar-çizer takımı neye ve kime hizmet etmektedirler?”diye soran Arıtman, “Bu hizmetlerinin karşılığı kaç paradır söylesinler de biz Türk Milleti olarak aramızda para toplayıp bunlara verelim ki bu ülkeye ihanetten vazgeçsinler” görüşünü dile getirdi. Arıtman, cumhuriyet savcılarını göreve çağırdı.

 

“Belge CHP raporu değildir”

19 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

30995 Belge CHP raporu değildirCHP’den yapılan yazılı açıklamada, ”Sayın Başbakan’ın can simidi gibi sarıldığı ve her platformda ‘CHP raporu’ diye sunduğu belge Kurultay’da, PM’de ve MYK’da görüşülerek kabul edilen resmi bir belge, yani CHP raporu değildir” denildi.

Ankara- CHP İletişim Koordinatörlüğünden, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın önceki gün Konya’da resmi internet sitesini kaynak göstererek CHP’nin Doğu ve Güneydoğu meselesine ilişkin hazırladığı raporlarla ilgili konuşmasına ilişkin yazılı bir açıklama yapıldı.

Açıklamada, ”Başbakan Erdoğan adını dört kez değiştirdiği ayrıştırma ve yıkım projesi suçuna CHP’yi de ortak edebilmek için Sayın Genel Başkan Deniz Baykal’a mektup yazdı ve görüşmek istedi. Sayın Baykal, ‘Kapalı kapılar arkasında yapılan görüşmelere benzetilmemesi ve gerektiğinde kamuoyunun bilgisine sunulması için kaydedilmesi’ koşuluyla görüşmeye ‘evet’ dedi. Sayın Başbakan’ı yanıtlarken de CHP’nin konuyla ilgili üç raporunu mektubunun ekinde sundu” denildi.

Yapılan açıklamada, Deniz Baykal’ın, Başbakan Erdoğan’a gönderdiği mektubun ekinde, ”Doğu ve Güneydoğu Sorunlarına Bakış ve Çözüm Önerileri (1989)”, ”Türkçeden farklı dillerin kullanılması hakkında kanun teklifi (1991)” ve ”CHP Programından Doğu ve Güneydoğu sorunları hakkındaki bölümler (2008)” raporlarının bulunduğu hatırlatıldı.
 

”CHP sitesi tıkandığında tablo görülecektir”

Başbakan Erdoğan’ın adres gösterdiği CHP’nin internet sitesinde, her tür belge ve çalışmanın ”raporlar” başlığında kayıt altında tutulduğu belirtilen açıklamada, bu başlık altında Parti Meclisi, MYK, komisyon, Bilim Platformu, ekonomi ve CHP Pusula raporları ile dosya arşivi ve CHP broşürlerinin bulunduğu bildirildi.

Açıklamada şunlar kaydedildi:
”Sayın Başbakan CHP’nin resmi raporlarında aradığını bulamamış olacak ki Kurultay, Parti Meclisi ve MYK’da kabul edilerek CHP Belgesi hüviyetini kazanmamış çalışmalara sarıldı. CHP’nin internet sitesini de bu amaçla yanlış, kafa karıştırıcı ve kamuoyunu yanıltıcı iddialarına kanıt olarak gösterdi.

CHP yönetiminin kararları, resmi parti belgeleri PM ve MYK başlıkları altında saklanır. Genel merkez çalışmalarıyla ilgili verilerle CHP Yönetimine sunulan ama PM’de, MYK’da görüşülerek kabul edilmemiş, böylece resmi parti belgesi haline gelmemiş çalışmalar ise diğer alt başlıklara göre kayda geçirilir, siteye de konulur.
Sayın Başbakan’ın can simidi gibi sarıldığı ve her platformda CHP raporu diye sunduğu belge Kurultay’da, PM’de ve MYK’da görüşülerek kabul edilen resmi bir belge, yani CHP raporu değildir.

CHP raporu özelliği kazanmayan bu çalışma Parti Meclisi veya MYK raporları bölümünde yer almamakta, bu özelliği nedeniyle dosya arşivi bölümünde bulunmaktadır.

Konuyla ilgili olarak CHP sitesi tıklandığında görülecek olan tabloyu ve Raporlar ana başlığı altındaki sıralamayı bilgilerinize sunuyoruz.”

Açıklamanın ekinde, CHP’nin internet sayfasını gösteren bir fotoğraf da yer aldı.

Meclis’te yeni grup kuruluyor

19 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

37571 Mecliste yeni grup kuruluyor Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kapatma kararının ardından, sine i millet kararından dönen kapatılan DTP’nin milletvekilleri, Barış ve Demokrasi Partisi’ne önümüzdeki hafta geçecekler. 19 milletvekilinin BDP’ye geçmesinin ardından İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras’ın da desteği alınarak Meclis’te yeni grup kurulacak.

Ankara vb- Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kapatma kararının ardından, sine i millet kararından dönen kapatılan DTP’nin milletvekilleri, Barış ve Demokrasi Partisi’ne önümüzdeki hafta geçecekler. 19 milletvekilinin BDP’ye geçmesinin ardından İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras‘ın da desteği alınarak Meclis’te yeni grup kurulacak.20 milletvekili ile TBMM’de yer alacak olan Barış ve Demokrasi Partisi’nin kongresini ise Ocak ayı sonunda ya da Şubat ayı başında yapması bekleniyor.

Kapatılan DTP’nin bağımsız 19 milletvekilinin, istifa kararından vazgeçmelerinin ardından önümüzdeki hafta TBMM’de yeni grup için harekete geçecekleri kaydedildi. DTP’nin kapatılması ile bağımsız olan milletvekillerinin, yine önümüzdeki hafta, siyasete devam kararı aldıkları Barış ve Demokrasi Partisi’ne geçecekleri belirtildi. 19 milletvekilinin Barış ve Demokrasi Partisi’ne geçmesinin ardından ise daha önce yaptığı açıklamalarda, destek vereceğini bildiren İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras’ın kapısı çalınacak. Uras’ın da BDP’ye katılmasının ardından da TBMM’de yeni grup kurulacak.
 

Kongre Ocak ya da Şubat’ta

Kapatılan DTP’nin milletvekillerinin partiye katılmasının ardından Barış ve Demokrasi Partisi’nde kongre için kollar sıvanacak. Kongrenin ise Ocak ayı sonunda ya da Şubat ayı başında yapılacağı ifade edildi. Kongrede ise kapatma öncesinde yaptığı açıklamalarla parti içinde sıkıntıya neden olan Emine Ayna’nın yeniden eşbaşkan seçilmeyeceği belirtildi.
 

Türk ve Tuğluk için formül arayışı

Kapatılan DTP’nin milletvekillerinin katılımı ve grup kurulmasıyla TBMM’de DTP’nin yerini Barış ve Demokrasi Partisi alacak. Milletvekillerinin, Anayasa Mahkemesi’nin siyasi yasak getirdiği Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk‘la ilgili formül arayışı ise devam ediyor. Milletvekilleri, daha önce Başbakan Erdoğan’ın, 2003 yılında Siirt’ten seçilmesine benzer bir formülün Ahmet Türk için de uygulanabileceğini dile getiriyorlar.

 

“Bazı belediyelerin arkasında terör örgütü var”

19 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

4051 Bazı belediyelerin arkasında terör örgütü var DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, AKP iktidarının Türkiye’nin tamamında otorite sağlayamadığını savunarak, ”Bazı bölgelerimizde bazı belediyeler siyasi otorite kurmuşlardır. Vatandaşlar devlete itaat yerine belediyelere itaat etmektedir. O belediyelerin de arkasında terör örgütü vardır” dedi.

Ankara- Hüsamettin Cindoruk, DP Yerel Yönetimler 1. İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, DP’nin Türkiye’ye çağdaş yerel yönetim anlayışını getiren parti olduğunu söyledi.
DP’li belediyelerin şehirleri ”uçurduklarını”, şeffaf belediyecilik anlayışıyla kentlere eşsiz hizmetler yaptıklarını ifade eden Cindoruk, ”Bizim belediyelerimizde dedikodu, ihale yolsuzluğu, torbacılık olmadı” dedi.

Merkezi yönetim ne kadar başarılı olursa, yerel yönetimlerin de o derece başarılı olacağını, yerel yönetim disiplininin aynı zamanda ülke disiplini de olacağını belirten Cindoruk, Türkiye’de merkezi yönetimin etkinliğinin azaldığını ve Anayasal kurumların tartışılır hale geldiğini öne sürdü.

Cindoruk, TEKEL işçilerine polis müdahalesini de eleştirerek, ”TEKEL işçileri haksızlığa uğramıştır. Copla göstericileri dağıtırsın ama gösteri nedenini dağıtamazsın. Haksız, hukuksuz yapılan özelleştirmelerin hesabını soracağız” diye konuştu.
 

”Eğer açılım planınız buysa ben taş koyuyorum”

Son günlerde yaşanan şiddet olaylarına değinen ve siyasi partiler arasındaki gerginliği eleştiren Cindoruk, şunları kaydetti:

”Meclis’te büyükler kavga ederse, birbirlerinin yüzüne bakmazlarsa ancak Şeb-i Arus’ta el sıkarlarsa, sokakta çocuklar da kavga eder, molotofkokteyli atarlar. Böyle bir devlet yönetimi, demokrasi olur mu?
Geçmişin tecrübeleri ışığında, bir ağabey olarak sesleniyorum, ‘bu gidiş iyi gidiş değil’. Yargı organları birbiri ardından konuşuyor, MİT başkanları tutuklanıyor, devlet kurumları karşı karşıya geliyor. Devletin organları karşı karşıya gelirse yönetim ritmi bozulur. Böyle bir ortamda hükümetin sessiz kalması acizliğini gösterir.”

Cindoruk, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın da ”demokratik açılım” sürecine ilişkin yaptığı açıklamaları da eleştirerek, yeni kurulması düşünülen komisyonlar ile Kamu Güvenliği Müsteşarlığı’nın gereksiz olacağını savundu.

İçişleri Bakanı Atalay’ın açıklamalarında ”katkı sağlamayan sürece taş koyar” dediğini hatırlatan Cindoruk, ”Eğer sizin açılım planınız buysa ben taş koyuyorum” dedi.
Hükümetin, Türkiye’nin her yerine egemen olamadığını ve bu süreç böyle devam ederse Türkiye’nin daha da sıkıntılı günler yaşayacağını iddia eden Cindoruk, ”Bazı bölgelerimizde bazı belediyeler siyasi otorite kurmuşlardır. Vatandaşlar devlete itaat yerine belediyelere itaat etmektedir. O belediyelerin de arkasında terör örgütü vardır. İktidar partisi yalnız kalmıştır, devlet yönetiminde zorluğa düşmüştür” diye konuştu.

“DTP fırsatı kaçırdı”

19 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

37090 DTP fırsatı kaçırdıAnayasa Mahkemesi tarafından kapatılan DPT’li milletvekillerinin istifa etmekten son anda vazgeçerek Barış ve Demokrasi Partisi grubu altında TBMM’de kalmaya karar vermesinin ardından, “demokratik açılım” paketinin bu aşamada tehlikeye girip girmeyeceği ABD’de tartışılıyor.

Washington- Transatlantik Akademisi uzmanı Joshua Walker konuyla ilgili Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada DTP’nin PKK’ye yaklaşımını eleştirdi. “DTP’nin PKK’dan kendini uzaklaştırma fırsatını kaçırması talihsizlikti” dedi.

Walker, parti yetkililerinin son birkaç gündür kendilerini Abdullah Öcalan’a yakın gösteren açıklamalarda bulunduğunu ve “demokratik açılım” sürecinde Kürtleri temsil edemediğini savundu. DTP’nin seçmen kitlesinin nispeten milliyetçi Türk partilerinde olduğu gibi daha radikal çizgide olduğunun altını çizen Transatlantik Akademisi uzmanı, parti yetkililerinin bu durumdan dolayı kültürel ve medeni haklar konularını tartışamadığını kaydetti.

Amerika’nın Sesi Radyosu’nun konuyla ilgili Alparslan Esmer ve Barış Ornarlı imzalı haberi şöyle:

“ABD’li uzmanlar, Anayasa Mahkemesi’nin Demokratik Toplum Partisi’ni kapatma kararının zamanlamasının yanlış olduğuna dikkati çekiyor. Transatlantik Akademisi uzmanı Joshua Walker’a göre Demokratik Açılım projesinin ele alındığı bir aşamada, kapatma kararı son derece kötü bir zamanda alındı.

New York merkezli İnsan Hakları Gözlem örgütünün Türkiye raportörü Emma Sinclair-Webb’e göre de DTP’nin kapatılması, hükümetin Kürt sorununun çözümüne yönelik çabalarına engel oluşturabilir. Ancak Webb tüm bunlara rağmen hükümetin Demokratik Açılımı sürdürme kararından memnun olduğunu açıklıyor. Emma Sinclair-Webb ayrıca kapatma kararının, Türkiye’nin anayasal reforma gitme ve yasalarını uluslararası insan ‘hakları standartlarına uyarlaması gerekliliğini ortaya koyduğunu savunuyor.

Sinclair-Webb, “İnsan hakları açısından bakarsak, toplanma, dernek kurma, siyasi temsil ve siyasi katılım hakları etkin biçimde engelleniyor, kısıtlanıyor” diyor. Uzman genel seçimlerde 2 milyon seçmenin bu milletvekillerine oy verdiğine işaret ediyor.

Bu duruma insan hakları perspektifinden bakan Emma Sinclair-Webb, DTP liderlerinin açıklamalarının, “ifade ve toplanma özgürlüğü çerçevesinden” değerlendirilmesi gerektiği görüşünde. İnsan Hakları Gözlem Örgütü raportörü, “İddianamede gösterilen deliller çoğunlukla şiddet içermeyen açıklamalara dayandırılıyor. Açıklamalar şiddet çağrısı yapmıyor, şiddeti teşvik etmiyor” diye konuşuyor.

Emma Sinclair-Webb, Demokratik Toplum Partisi’nin İspanya’da yasaklanan Batasuna partisine benzetilmesiyle ilgili olarak da, Türkiye’de demokrasinin İspanya’dakinden farklı olduğunu, Türkiye’deki Kürtlerin durumunun da İspanya’daki Basklardan farklı olduğunu belirtiyor.”

“Açılım, bir kapanışla sonlanmıştır”

18 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

27202 Açılım, bir kapanışla sonlanmıştırTürkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, ”Kürt açılımı”nın, bir ”kapanışla” sonlandığını belirterek, ”Yanlış yönetim, sürekli zikzaklar, başbakanın dün söylediğini bugün değiştirmesi ve nabza görme şerbet verme politikasıyla yürümesi yüzünden bugün ayrışma daha da derinleşmiştir” dedi.

Bursa- Bursa’nın Kestel ilçesinde parti binasının açılış törenine katılan Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, hukuken seçime girebilecek şekilde teşkilatlanmalarını tamamladıklarını söyledi.

”Dokunulmazlık zırhı”na sahip meclisteki milletvekilleriyle ilgili yaklaşık 500 dava dosyasının beklediğini öne süren Şener, ”Milletvekilliği yaptığım süre içinde hakkımda bir tane bile dosya meclise gelmedi. Eğer bana hesap sorabilme gücüne sahip biri varsa, gelsin hesap sorsun. Hodri meydan” dedi.

Şener, hükümetin yanlış politikaları nedeniyle sanayinin çöktüğünü, tarımın bitirildiğini, Türkiye’nin 5 milyon işsizle dünyanın en yüksek işsizlik oranına sahip ülkesi haline getirildiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
”Bütçe açığı yüzde 460 artmışken halen ‘Ekonomi iyidir’ diyorsanız, biliniz ki bu ülkede kriz vardır ve kriz Başbakanın kendisidir. Biz, bu ülkenin derdiyle dertlenmeyen bu ülkedeki işsiz insanın çilesini hissetmeyen yöneticilerin, varlığıyla bu ülkenin başına dert olduğuna inanıyoruz.”

Türkiye’de, büyük sosyal bunalım yaşandığını dile getiren Şener, şöyle devam etti:
”Hırsızlıklar, vurgunlar, bu dönemde ayyuka çıktı. Aile içi cinayetler, katliamlar, hiç olmadığı kadar çoğaldı. 75 bin yatağa sahip hapishanelerde 115 bin kişi var ve devlet, 700 bin kişiyi de içeri atmak için arıyor. Bu manzara, bu iktidarın ülkeyi nasıl tahrip ettiğinin manzarasıdır.”

Şener, Türkiye’nin aylardır açılımı tartıştığını belirterek, ”Açılım, bir kapanışla sonlanmıştır. Yanlış yönetim, sürekli zikzaklar, Başbakanın dün söylediğini bugün değiştirmesi ve nabza görme şerbet verme politikasıyla yürümesi yüzünden, bugün ayrışma daha da derinleşmiştir” diye konuştu.

İlk seçimlerde, iktidara yürüme kararlılığı ve azmi içinde olduklarını dile getiren Şener, ”Biz, mevcut partiler gibi halkı bir tarafa çekerek, ayrıştırarak siyaset yapanlardan değiliz, biz demokratik merkez partisiyiz” dedi.

Şener, Türkiye’de yaşayan her kişinin gelirinin üçte birinin, vergi olarak alındığını kaydederek, kamu harcamalarının, şeffaflaşmasını istedi.

Uzan’ın gıyabi tutuklama kararı kaldırıldı

18 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

9077 Uzanın gıyabi tutuklama kararı kaldırıldıİstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi, ”hileli iflas” suçundan yargılanan Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan’ın savunmasının alınmasından vazgeçerek, hakkındaki gıyabi tutuklama kararını kaldırdı.

İstanbul- Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından 2003 yılında el konulan İmar Bankası’nın hileli iflasına neden oldukları öne sürülen Cem Uzan’ın da aralarında bulunduğu 48 sanık hakkında açılan davanın görülmesine, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi.

Duruşmaya, başka suçtan tutuklu sanıklar Mustafa Akar ve Tacettin Pak’ın da aralarında bulunduğu 2′si tutuklu 17 sanık katıldı.

Sanık Yüksel Tartan’ın avukatı Erdem Emir, müvekkilinin İmar Bankası’nda 1999 yılından önce çalıştığını belirterek, suçun zaman aşımına uğradığını söyledi.

İmar Bankası iflas dairesi vekilleri de suç tarihinin, ticaret mahkemesince iflas kararı verilen tarih olarak kabul edilmesini talep ederek, sanıkların buna göre cezalandırılmasını istediler.

TMSF vekili Abdülkadir Koçak da davanın zaman aşımı süresinin dolmadığını belirterek, sabit olan suçlar nedeniyle sanıkların cezalandırılmasını istedi. Koçak, fonun bankaya el koymasının ve tasfiye sürecinin iflas anlamına gelmeyeceğini kaydetti.

Sanıklar Nimet Hülya Taluğ ve Çiğdem Karakoç’un avukatı Mehmet Rahmi Kadıoğlu da iflas dairesi vekillerinin, suç tarihinin iflas kararı verilen tarih olarak emsal mahkeme kararında esas alındığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığını söyleyerek, ”Dosyaya sunulan mahkeme kararı, önceki TCK’nın yürürlükte olduğu bir dönemde verilmiştir. Yeni TCK’da suçun maddi unsurları belirgin bir şekilde gösterilmiştir. Suçun maddi unsurları yasada belirtilen eylemin gerçekleştirildiği tarihte işlenmiştir. Buna göre de davanın zaman aşımı süreleri dolmuştur” diye konuştu.

Savunması alınmayan sanıkların savunmalarının alınmasından, eylemlerinin gerçekleştiği tarih, suçun niteliği ve dosya kapsamına göre vazgeçilmesini hükmeden mahkeme heyeti, savunmasının alınmasından vazgeçilen sanık Cem Uzan hakkındaki tutuklama kararının kaldırılmasına oy birliğiyle karar vererek, duruşmayı erteledi.

 

Dolandırıcılık davası

Öte yandan, Kemal, Cem, Hakan ve Yavuz Uzan’ın da aralarında bulunduğu 34 sanığın, ”cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak”, ”cürüm işlemek için oluşturulan teşekküle üye olmak”, ”kamu kurum ve kuruluşlarını dolandırmak”, ”rüşvet”, ”Bankalar Kanunu’na muhalefet” ve ”evrakta sahtecilik” suçlarından İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmalarına devam edildi.

Duruşmaya, tutuksuz sanıklardan Berrin Özeş, Nursun Özşahin ve Hayri Tatlı ile sanık avukatları, İmar Bankası idaresi vekilleri ve TMSF vekilleri katıldı.

Sanık Nursun Özşahin, savunmasında, kendisine isnat edilen suçların hiçbirini kabul etmediğini, avukat olarak hukuka uygun işlemler yaptığını, kimseye kanuna aykırı herhangi bir yardımda bulunmadığını ve yol göstermediğini söyledi.

Sanık Berrin Özeş de 1996 yılında İmar Bankası’nda çalışmaya başladığını belirterek, ”Hiç kimseye yasa dışı tavsiyem söz konusu değildir. Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Duruşmadan vareste tutulmayı talep ediyorum” dedi.

Cem Uzan’ın avukatı Şaylan Çığgın ise Uzan hakkında verilen gıyabi tutuklama kararına itiraz ettiklerini ve dosyanın öncelikle bu yönüyle mahkemece incelenip, itirazın kabul edilmemesi halinde itiraz mercisine inceleme için gönderilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti, Cem Uzan hakkındaki gıyabi tutuklama nedenleri ortadan kalkmadığından itirazı reddederek, incelenmesi için, yetkili olan İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini kararlaştırdı.

Sanık Berrin Özeş’in duruşmadan vareste tutulması talebini kabul eden mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi.

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan fezleke uyarınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen iddianamede, 34 sanık hakkında 12 ile 45 yıl arasında değişen ağır hapis cezaları isteniyor.

Fransa’da çarşaf tartışması

16 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

11023 Fransada çarşaf tartışmasıFransa parlamentosunda çarşaf giyimi konusunda oluşturulan araştırma komisyonu, bugün içişleri, göç ve uyum ile çalışma bakanlarını dinledikten sonra, Temmuz ayından bu yana sürdürdüğü görüşmelerini tamamlayacak.

Paris- Komisyon, Ocak sonunda çalışmalarıyla ilgili hazırladığı raporu meclis ve senatoya sunacak.
Komünist Parti üyesi Andre Gerin’ın başkanlığını yaptığı komisyon, aralarında ülkedeki Müslüman dernekleri temsilcileri, tarihçi, sosyolog, yerel yönetim ve sivil toplum örgütleri temsilcileri de bulanan yaklaşık 50 kişiyi dinledi.

Komisyonun sunacağı rapor, ülkede çarşafın yasaklanıp yasaklanmaması konusuna büyük ölçüde açıklık getirecek.
 

DTP’nin sine-i millet planı zor görünüyor

15 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

9438 DTPnin sine i millet planı zor görünüyorAnayasa Mahkemesi’nin kapatma kararının ardından, DTP’liler istifa kararını en kısa sürede uygulamaya koymaya hazırlanıyor. Siyasi hesaplar ise sine-i millet planının uygulanmasının zor olduğunu ortaya koyuyor.

Ankara- Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla sine-i millet’i tartışmaya başlayan siyaset, kapatılan DTP’nin 19 milletvekilinin atacağı adımı ve bundan sonra izleyeceği stratejiyi tartışıyor.

Anayasa Mahkemesi’nce milletvekilliği düşürülen Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk dışında, kapatılan DTP’nin Meclis’te 19 milletvekili bulunuyor. Kapatılma kararı ile bağımsız olan bu milletvekillerinin orta vadede Barış ve Demokrasi Partisi çatısı altında siyasete devam etmeleri beklense de siyasette bütün hesaplar şimdilik bu milletvekillerinin istifalarını sunmaları üzerinde yapılıyor.

Meclis İçtüzüğü bu istifaların Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmesini öngördüğü için, kulislerde ağırlıklı olarak 19 Milletvekilinin istifasına onay verilmeyeceği konuşuluyor. Buna gerekçe olarak ise istifaların kabulü halinde Meclis’teki boş sandalye sayısının 27′ye yükseleceği ve bunun da ara seçim ihtimalini artıracağı görüşü ortaya konuluyor. Anayasa’da, ara seçim için TBMM’deki boşalan üyeliklerin sayısının üye tamsayısının yüzde beşini bulması şartı bulunuyor. Bu 28 sandalyenin boşalması gerektiği anlamına gelirken, kapatılan DTP’nin milletvekillerinin yanı sıra İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras’ın da destek vermesi halinde bu sayıya ulaşılabileceği hesaplanıyor.
 

AKP tartışıyor

Kapatılan DTP’nin 19 milletvekilinin istifaları resmen Meclis’e ulaşmasa da AKP içinde bu durum farklı görüşlere yol açıyor. AKP içinde özellikle bölge milletvekilleri, 19 milletvekilinin Meclis’te siyaset yapmaları konusunda görüş bildirirken, bu konuda da parti içinde nabız yoklaması yapıyorlar. Bölge milletvekilleri, iktidar ya da muhalefet milletvekillerinin Genel Kurul’a istifaların gelmesi halinde “ret” yönünde oy kullanmaları gerektiğini düşünüyorlar. Bölge milletvekilleri, kapatılan DTP’nin 19 milletvekilinin çözümü parlamentoda aramaları gerektiği görüşünü dile getirirken, Anayasa Mahkemesi’nin kararını ise siyasi buluyorlar. Bölge milletvekilleri karar öncesi Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in ‘Batasuna’ açıklamasına da tepki gösteriyorlar.
 

“Evet” oyu kullanmak isteyenler de var

AKP içinde bölge milletvekilleri gibi düşünmeyen milletvekilleri de bulunuyor. Bu milletvekilleri grup kararı alınmadığı sürece, Genel Kurul’da istifalara ‘evet’ yönünde oy kullanacaklarını dile getiriyorlar. Evet oyu kullanacak olan milletvekilleri ise Başbakan Yardımcısı Çiçek’in ‘Batasuna’ açıklamasına katılıyorlar. AKP içinde bir başka grup ise kapatılan DTP’nin milletvekillerinin istifa etmeyeceği, bu süreci hem şov he hem de nabız yoklama süresi olarak kullandıklarını öne sürüyorlar.

Bu milletvekillerine göre, DTP’liler İmralı’dan gelecek haberi bekliyor. AKP kulislerinde özellikle bazı bölge milletvekilleri, “DTP yine siyasi bir şov yapıyor. Bu süreci çok iyi değerlendirmenin peşindeler. Bir taraftan AB’ye ‘Bakın işte Türkiye bize yine müsaade etmedi’ diyerek mağduru oynayacaklar, diğer taraftan tabanın nabzını yoklayacaklar. İmralı’dan gelecek bir haber bütün süreci değiştirebilir. Dolayısıyla 19 milletvekili ile ilgili henüz karar çıkmadı. Biz milletvekillerinin istifasına inanmıyoruz. İstifa gelse bile Genel Kurul’dan onay çıkmayacak. Milletvekilleri de başka bir parti çatısı altında Meclis’e devam edecekler”görüşünü dile getiriyorlar.

AKP’de parti yönetimi ise bir taraftan bugüne kadar yapılan istifa ve gerekçelerini araştırırken, diğer taraftan Başbakan Erdoğan’dan gelecek toplantı kararını bekliyor. Bu konuda grup kararının alınmasını da dikkate alan yönetim şimdilik yapılacak MYK ya da MKYK toplantısını bekliyor.
 

Muhalefet

AKP gibi CHP ve MHP de, kapatılan DTP’nin milletvekillerinin istifalarına ilişkin olasılıkları ve sonuçlarını değerlendiriyor. Ancak her iki parti de bu konuda belirleyici olacak tavrın AKP’den geleceğini görüşünü dile getiriyor.

“Parti kapatma 12 Eylül darbesi geleneğidir”

15 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

3240 Parti kapatma 12 Eylül darbesi geleneğidir”Yargıda Reform Grubu” sözcüsü Avukat Naci Sözen, DTP’nin kapatılmasını değerlendirirken, ”Aslında tehlike çanları tüm partiler için çalıyor” dedi.

İstanbul- Grup üyesi avukatlar, Sultanahmet’teki İstanbul Adliyesi önünde ”Parti kapatma 12 Eylül darbesi geleneğidir”, ”Anayasa’yı değiştirme gücü sadece parlamentonundur”, ”Darbe anayasası ile yönetilmekten rahatsızız” yazılı dövizler taşıyarak DTP’nin kapatılmasını protesto etti.

Grubunu sözcüsü Sözen, yaptığı açıklamada, ”’DTP’nin kapatılarak darbe geleneğinin sürdüğünü, Türkiye partilerinin kapatmaya askeri darbelerle alıştırıldığını” savundu.

”Daha önce halkın yüzde 48′ini temsil eden iktidar partisinin Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak tanımlanmayan bireysel eylemler nedeniyle mahkum edildiğini” ifade eden Sözen, iktidar partisinin kapatılmaktan kurtulduğunu söyledi.

Sözen, ”Şimdi ise neredeyse 3 milyon insanın oyuyla Mecliste bulunan DTP kapatıldı. Aslında tehlike çanları, tüm partiler için çalıyor, partileriniz sırasını bekliyor. Bunun farkına ne zaman varacaksınız? Darbe anayasası değişmeden, yargısal reform gerçekleştirilmeden çağdaş demokrasiye ulaşmak zor. Meclis görevini yapmak için hala neyi beklemektedir?” diye konuştu.

Sonraki Sayfa »

---------------- -----
----------------------------