Kpss, Memur, Atama haber


9 bin 820 atama gerçekleşti…

16 Aralık 2009 admin  
Kategori: Öğretmen Atamaları

Kpss puan üstünlüğüne göre Milli Eğitim Bakanlığı , 10 bin kadroya 9 bin 820 öğretmen atadı.
Öğretmen atamaları dolayısıyla MEB Başöğretmen Salonunda tören düzenlendi.
Sonuçlar için tıklayınız.
Törende konuşma yapan Mili Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, eğitim sistemine giren her öğretmenin bakanlık olarak varmak istedikleri hedeflere bir adım daha yaklaşmaları nedeniyle anlam ve önem taşıdığını vurguladı.

Dünyanın büyük bir hızla değiştiğini belirten Çubukçu, bu süreçte bilgi çağının kendine özgü koşullarının kritik düşünebilen, sorun çözmede farklı yaklaşımlar getirebilme becerisi kazanmış bireyler yetiştirilmesini gerekli kıldığını ifade etti.

”Bu bireyleri yetiştirecek olanlar dün olduğu gibi bugün de gelecekte de öğretmenler olacaktır” diyen Çubukçu, şöyle devam etti:

”Eğitim teknolojilerindeki hiç bir gelişme öğretmenlerin işlevini azaltmıyor aksine her birimiz içimizdeki ‘bir şey’ olma kapasitesini ortaya çıkarmak ve geliştirmek için öğretmenlerin rehberliğine daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Ama ihtiyaç duyduğumuz öğretmen altını çizerek söylemeliyim ki nitelikli öğretmendir. Öğretmenlerimiz, öğrencisinin ilerisinde olmalı, ona yol gösterebilmeli, danışmanlık ve kolaylaştırıcılık rolü oynamalı, bilginin güç olduğu gerçeğini bin an olsun unutmayarak becerilerini bir öğrenci gibi geliştirmeli, her zaman niteliklerini artırma arayışı içinde olmalıdır. Önümüzdeki süreçte daha sıklıkla duyacağımız hayat boyu öğrenme alışkanlığını önce öğretmenlerimizin kazanması gerekiyor ki, öğrencilerine, topluma iyi bir rehber ve rol model olsunlar.”

Öğretmenlik mesleğinin geliştirilmesine ilişkin her hizmetin, her destek ve yatırımın diğer alanlara yapılan yatırımlardan daha önemli, öncelikli ve değerli olduğunu söyleyen Çubukçu, bu çerçevede Bakanlığın yürüttüğü projeleri anlattı.

Öğretmen atamalarına ilişkin her türlü işlemin artık elektronik ortamda yapıldığına işaret eden Çubukçu, bu çerçevede artık iş takipçiliğinin ortadan kalktığını kaydetti.

-”KADRO İHTİYACI KARŞILANACAK”-

MEB’e bağlı resmi eğitim kurumlarında 542 bin 231′i kadrolu, 68 bin 647′si sözleşmeli toplam 610 bin 878 öğretmenin görev yaptığını belirten çubukçu, 2003 ve 2009 yılları arasında 227 bin 702 öğretmen ataması yapıldığını anlattı. Çubukçu, şöyle devam etti:

”Bakanlığımız öğretmen ihtiyacına yönelik olarak 2010 yılında da öğretmen atamalarına devam edecektir. Bakanlığımızın 2010 yılı öğretmen ihtiyacının giderilmesine yönelik çalışmaları sürmektedir. 2010 Bütçe Kanunu’nun 22. maddesindeki yüzde 25 oranının yüzde 100′e çıkarılması için Maliye Bakanlığı nezdinde girişimler devam etmektedir. Yine 22. maddedeki rezervden ayrılan kadrolar ile öğretmen ihtiyacının karşılanamaması durumunda Bakanlığın ilave kadro kullanımını sağlayacak bir düzenlemenin Bütçe kanunu kapsamına alınması teklifinde bulunulacaktır. Böylece 2010 yılı öğretmen ihtiyacının büyük oranda karşılanması planlanmaktadır.”

Bakan Çubukçu, öğretmenlere de şöyle seslendi:

”Bugün yapılacak kadrolu öğretmen atamasıyla 2009-2010 eğitim-öğretim yılı faaliyetlerinin ders yılı sonuna kadar etkili, verimli ve kesintisiz şekilde yürütülmesi sağlanmış olacak. Görev alacak kadrolu öğretmenlerimizden bu hassasiyetimizi bizimle paylaşarak, kendilerini bekleyen öğrencilere hizmet ermek üzere mümkün olan en kısa sürede görevlerine başlamalarını rica ediyorum. Her birinizin öğretmenlik mesleğine ve ülkemizin yarınlarına hem kendinizi hem de öğrencilerinizi yenileyerek, yetiştirerek katkıda bulunacağınıza yürekten inanıyorum.”

Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın da 10 bin kadro için 37 bin 228 başvuru yapıldığını, bunlardan 35 bin 175′inin başvurusunun onaylandığını bildirdi. Yalçın, atanan öğretmenlerin yarından itibaren göreve başlayabileceklerini ifade etti.

Konuşmaların ardından Çubukçu, salonda bulunan öğretmen adaylarından ve diğer katılımcılardan birer numara söylemelerini isteyerek oluşturulan 9 haneli başlangıç numarasıyla atamaları başlattı. Bilgisayar kurası sonucunda 10 bin kadroya koşulları uygun olan 9 bin 820 öğretmen tercihlerine göre atandı. Atamalar sırasında ekrandan atandıkları yerleri gören adaylar, birbirlerine sarılarak sevinçlerini paylaştı.

Bu arada, taban puanlar, okul öncesi öğretmenliğinde 70.021, sınıf öğretmenliğinde 80.766, Türkçe öğretmenliğinde 84.6, Müzik öğretmenliğinde 60.294, Sosyal Bilgiler Öğretmenliğinde 81.8 olarak gerçekleşti. Atama sonuçları Bakanlığın ”www.meb.gov.tr” adresinden öğrenilebilecek.

Öte yandan kendilerini ”Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu” olarak adlandıran bir grup Bakanlık binası önünde atamaları protesto etti. Grup adına yapılan açıklamada, ”atamaların yetersiz olduğu ileri sürülerek, kadrolu, güvenceli istihdam ve KPSS’nin kaldırılması” istendi.

ANADOLU AJANSI

“Oyuncu olmasam delirirdim”

05 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

36744 Oyuncu olmasam delirirdimMelekler Korusun’un çılgın Özgür’ü Selin Şekerci İzmir’de aradığını bulamayınca tası tarağı toplayıp soluğu İstanbul’da almış. Henüz 20 yaşında olmasına rağmen yaşamın sınavlarıyla karşı karşıya kalmış. “Ya ruh hastası olacaktım ya oyuncu” diyen Şekerci farklı karakterler canlandırmanın kendisine iyi geldiğini söylüyor.

Cumhuriyet/ Hafta Sonu- Melekler Korusun dizisinin Özgürü Selin Şekerci. Henüz 20 yaşında. Genç yaşına rağmen hayatla çarpışmanın ne demek olduğunu biliyor. Bu günlere hayal kırıklıklarının yoldaşlığıyla gelmiş. O yüzden olgun, yaşadıklarıyla ve yaşayacaklarıyla barışık. Zamanın ihanetine karşı da sürekli kendini tazeliyor. Yazmak derdi de var; ilk yazacağı ise annesi.

 

Melekler Korusun dizisinin kabına sığmayan Özgürü Selin Şekerci. Onun kadar hareketli ve kendine güvenli ama bir o kadar da kendine dönük dünyası. Pek çok kez denemiş, şansını zorlamış, mücadelesinden uzun süre vazgeçmemiş olsa da bu noktaya biraz da hayal kırıklıkları getirmiş onu. Henüz 20 yaşında. Ama yine de büyük bir olgunlukla eksikliklerini görüyor, onların üzerine gidiyor. Yaşadıklarıyla ve yaşayacaklarıyla barışık. Duruşunu sağlam tutabilmek ve en çok sevdiği alan olan tiyatroya dönebilmek ise oyunculuk konusundaki en büyük hedefi. Sinemada da olmak istiyor ama bu istek uğruna her rolü de kabul edecek kadar körü körüne ilerlemiyor. Ona göre kendisi de bir Tim Burton karakteri zaten.

- Oyunculuk nasıl başladı?

Aslında balerin olmak istiyordum. Ancak sekiz yaşındayken bir trafik kazası geçirdim, ayağımın bir bölümünü kaybettim. Artık ayağım dans edebilmenin vereceği hakimiyete sahip değildi. Piyano, keman ve gitar dersleri aldım. Çocuk oyunu izlemeyi çok severdim. O yüzden de tiyatro kursuna başladım. Bir yıl eğitim aldım ve çocuk oyunlarında rol alma fırsatı buldum. İlerleyen yıllarda da yetişkin oyunlarına geldi sıra. Hem okula devam ettim, hem de para kazanmaya başladım.

 

Aklım hep tiyatroda

- Müzikle bağınız kaldı mı?

Müziğe hâlâ ilgim var. Ama tiyatroya ağırlık verdiğim için müziğe çok zaman ayıramadım. Şansıma, 20 yaşıma kadar oynadığım tüm oyunlarda şarkı da söyledim. Ancak konservatuvara hazırlık süreci üzücüydü. Çünkü üst üste dört yıl boyunca girdiğim tüm sınavlarda başarısız oldum ayağım nedeniyle. Devlet Tiyatrosuna başladım, çocuk ve yetişkin oyunlarında oynadım. Sonra da İstanbul.

- Bu denli genç bir yaşta İstanbula gelmek zor bir karar değil miydi?

Televizyonda olmak gibi bir hayalim hiçbir zaman olmadı. Aklım hep tiyatrodaydı. Ama İzmir kısıtlı kalınca ve konservatuvara da giremeyince kendimi bir şekilde göstermem gerekiyordu. Fotoğraflarımı İzmirde Devlet Tiyatrosunun sitesinden görüp aradılar. O gün de son girdiğim sınavımı kaybetmiştim. Tüm yollar tıkanmıştı.

- İzmirde tiyatroyla başlayan oyunculuk macerası, şimdi de İstanbulda diziyle devam ediyor. O geçişi nasıl yaşadınız?

Tiyatroyla ilgili bir şey yapamıyorum. Çünkü haftanın altı günü çalışıyoruz. O yüzden tiyatro şimdilik zor görünüyor. Diziye geçişte de zorlanmıştım başlarda ama kısa sürdü bu durum. Yaşım en büyük avantajım. Daha kolay alışıyor insan.

- Eksikliğini hissettiğiniz şeyler var mı?

Üniversiteli değilim, onun eksikliğini yaşıyorum. Ama başka bir ufuk daha açacağım kendime. Mesleğim dışında bir bölüm okumak ve yurt dışında oyunculuk eğitimi almak istiyorum.

‘Eylem yapan memurlar cezalandırılmamalı’

25 Kasım 2009 admin  
Kategori: Gundem

13752 Eylem yapan memurlar cezalandırılmamalıDSP Genel Başkanı Masum Türker, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, demokratik haklarını alabilmek için yasal prosedür içerisinde eylem yapan kamu emekçilerini cezalandırmaması gerektiğini ifade etti.

Ankara- DSP Genel Başkanı Masum Türker, yaptığı açıklamada kamu emekçilerinin grevli toplu sözleşmeli sendikal haklarını elde etmek için yaptığı eylemle ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın “Yapılacak iş yasal bir iş değildir, neticesine katlanırlar” sözünü değerlendirdi.

DSP’nin, çalışanların hakları için verilmiş ve kazanılmış mücadeleden doğan bir parti olduğunu ve kamu emekçilerinin grevli toplu sözleşmeli sendikal hakları için verdiği mücadeleyi desteklediğini belirten Türker, “Demokratik haklarını alabilmek için yasal prosedür içerisinde eylem yapan kamu emekçileri, cezalandırılmamalıdır” dedi.

Türker, Başbakan’ın eylem yapan kamu emekçilerini tehdit ettiğini ifade ederek her zaman ‘demokrasiden’ ve ‘demokrat’ olduğundan söz eden Başbakan’ın bu sözlerinin, kamu emekçilerini olduğu kadar, kendilerini de üzdüğünü bildirdi.

Demokratik ülkelerde emekçilerin, seslerini iktidara duyurmak için eylem yapmalarının son derece normal bir yöntem ve demokratik bir hak olduğuna dikkat çeken Türker, “Bu nedenle Başbakan’ı söylediği gibi ‘demokrat’ olmaya, emekçilerimizi eylem yaptıkları için cezalandırmamaya davet ediyorum” dedi. Türker, şöyle devam etti:
“Demokrasi kavramı, kendinden farklı düşünenlerin seslerini de eylemlerini de olgunlukla karşılamayı içerir. Başbakan, demokratsa, eylemcileri cezalandırmamalı, sorunlarını çözmek, emekçilerin haklarını vermek için onlarla bizzat konuşmalıdır.
Sorunlar ortaya çıktığında ‘uzlaşma kültürü’ çerçevesinde taraflarla görüşerek çözüm bulan DSP, Başbakan’a da bu yöntemi denemesini önermektedir.

Başbakan’ın atacağı bir adım, emekçilerin ona iki adım atmasını sağlayacaktır.
Başbakan’ı olduğu kadar, haklarını alabilmek için mücadele eden emekçileri de itidalli olmaya çağırıyor, eylemlerinin Türkiye’ye zarar vermeyecek şekilde gerçekleşmesini temenni ediyoruz. Eylemleriyle Türkiye çapında ses getiren sendikacılarımızı kutluyor, şimdi olduğu gibi bundan sonra da hep yanlarında olacağımızı bilmelerini istiyoruz.”

Sarı Gelin’in gerçek öyküsü romanlaştı

24 Kasım 2009 admin  
Kategori: Gundem

36313 Sarı Gelinin gerçek öyküsü romanlaştıGazeteci-Yazar Eyüphan Kılıç’ın Sarı Gelin romanı, okuyucuyla buluşuyor. Karınca yayınevi tarafından yayımlanan ve tarihi aşk romanı şeklinde kaleme alınan eser, çok sayıda kaynak eserlerin araştırılmasıyla ortaya çıktı.

Ankara- Topluma mal olan ”Sarı Gelin” türküsü hakkında ortaya atılan ”Sarı Gelin’in sarı bir kız olduğu ve aslen Ermeni olduğu” yönündeki iddialara, romanda açıklık getiriliyor. Kitapta, Sarı Gelin’in esmer, yeşil gözlü ve annesinin Ermeni olduğu gerçeğinin yanı sıra ona aşık olanın da Bağdat’tan gelen bir Şeyh olduğu, bu türkünün de Şeyh tarafından yazıldığı anlatılıyor.
 

Sarı Gelin’in öyküsü

13. Yüzyıl başlarında Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin müritlerinden Şeyh Senan, puta taptığını gördüğü bir rüya üzerine Bağdat’tan yola çıkar. Şeyh Senan, Erzurum’da gördüğü Gürcü Penek Kralı IV. David’in kızı Humar Hanım‘a aşık olur. Şeyh Senan, giydiği Hint elbisesinden dolayı ”Sarı Gelin” adını taktığı Humar Hanım’ın tüm isteklerine boyun eğer. Aşkı uğruna şarap içen, Kuran’ı ateşe atan ve Hıristiyan olan Senan, Humar Hanım’ın isteği üzerine domuz çobanlığına başlar.

Şeyhlerinin düştüğü durumdan rahatsız olan dervişleri, buna çare bulamayarak Bağdat’a döner. Şeyhlerinin yakalandığı aşkın gerçekte, Allah uğruna çektiği çile olduğunu öğrenen dervişler, tekrar Erzurum’a dönerek şeyhlerine sahip çıkarlar. Dervişliğin en yüksek mertebesine ulaşan Şeyh Senan, Sarı Gelin’e kavuşmak üzereyken domuz çobanlığını bırakarak, dervişleriyle saraydan ayrılır. Müslüman olan Humar Hanım, Şeyh Senan’ın aşkı uğruna yaptığı fedakarlıklar karşısında hatasını anlayarak, peşlerinden gider. Sarı Gelin ve Şeyh Senan’ın kavuşmaları Allahuekber dağlarında gerçekleşir. Ama bu aşkın sonu da hüsranla biter. O günden itibaren bu dağlar ”Allahuekber” adıyla anılır.
 

‘Uyandığımda, sağ yanım uyuşmuş oluyordu’

Kılıç, Sarı Gelin türküsünü araştırmaya karar veriş nedenini kitabında şöyle anlatıyor: ”Kimimiz sevip alamamışız, kimimiz seveceğimizi bulamamışız, kimimiz içimizdeki Sarı Gelinin hayaliyle yaşamışızdır. İster hayallerde yaşasın, ister gönüllerde, isterse bu cihanda yaşasın… Yaşasın da nerede olursa olsun. Önemli olan sevginin yaşıyor olması değil midir? Sevgili, uğruna çok şey feda edilen ve buna değendir. İnsanoğlunun sevdiği için feda edemeyeceği şey yoktur. Hangi sevgili, sevgisi uğruna neleri feda etmemiştir ki? Bu sevgili, bazen Allah sevgisi olarak çıkar karşımıza; bazen bir yüce makam, bazen güzel bir kız, bazen de dünya malı… O soğuk kış mevsiminde hapsolduğumuz evimiz, sobanın sıcaklığıyla kucaklardı bizi. Sobanın üzerinde fokurdayarak kaynayan suyun sesi, radyodaki haberleri okuyanın sesiyle yarışır dururdu. Dizine yatarken sırtımı verdiğim sobanın sıcaklığı, annemin anlattığı masallar unutulur gibi değildi. Annem, ”Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, pireler berber iken, develer tellal iken, ben annemin dizinde mışıl mışıl uyurken” diye başlardı anlatmaya. Masalların hiçbirini sonuna kadar dinleme imkanı bulamamıştım. Uyandığımda, sağ yanım uyuşmuş oluyordu. Öyle uyuşmuştu ki o uyuşukluk, masallarda dinlediğim Sarı Gelini arayıp buluncaya kadar gitmemişti. İşte o zaman bir şeylerin farkına yeni yeni varabildim.”
 

‘Kültürün milliyeti olmaz’

Yaklaşık 800 yıl önce yaşanan Sarı Gelin’in günümüze kadar unutulmadığını anlatan Kılıç, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı‘nın aşkından geri kalmayan Sarı Gelin ile Senan’ın aşkının da evrensel hale geldiğini söyledi. Yazar Kılıç, Ermenilerin, Gürcülerin ve Azerilerin de sahip çıktığı Sarı Gelin türküsünü ”kültürün milliyeti olmaz” düşüncesiyle açıklıyor. Kılıç, ”Yaklaşık 3,5 yılı aşan araştırmalarımın sonucunda böyle bir kitap yazma zarureti doğdu. Onlarca kitap, yüzlerce yazılı eser taramamda elde ettiğim bulgular ışığında yazdığım bu roman, gerçeğin hayalle harmanlanmasıdır” dedi.

-ŞAHİN: İÇTÜZÜĞE UYGUN TALEP GELİRSE GENEL KURULUN OYUNA SUNAR ONA GÖRE HAREKET EDERİZ

23 Eylül 2009 admin  
Kategori: Basından Kısa kısa

Ankara -Anka Haber Ajansi- – -TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Başbakan Erdoğan’ın “açık oturum yapılacağı”na yönelik sözlerini “İçtüzüğe uygun bir talep gelirse onu genel kurulun oyuna sunar, sonucuna göre hareket ederiz” şeklinde değerlendirdi.
Basindan Guncel

KPSS ders notları

20 Mayıs 2009 admin  
Kategori: Kpss

Genel kültür soruları Kpss nin yaklaştığı bu günlerde, en iyi çalışma yöntemi bildiğiniz gibi kpss ders notları ile çalışmaktır.
27.06.2009 ve 28.06.2009 tarihlerinde yapılacak kpss de mutlaka faydasını göreceğiniz kpss ders notları nı sizler için derledik.

1 Büyük baş hayvan yetiştiriciliği en çok Erzurum-kars platosu ile doğu karadenizde yapılır.
2 Etibank ve mta madenleri işletmekle görevlidir…ülke gereksinimini karşılamayan madenler:petrol,doğalgaz,taşkömür,nikel
3 Doğalgaz,Trakya-hamitabat,Mardin,çamurlu..jeotermal denizlide
4 Süt sanayi en çok doğu Karadeniz ve doğuda..et sanayi en çok doğuda..salça,konserve sanayi g.marmara
5 Otomotiv sanayi başta bursa olmak üzere İstanbul,Ankara,İzmir,Eskişehir
6 Hukukun gelişimi>….Sümerler>Hititler>yunan>roma>bugünkü batı
7 Erkek 17 kadın 15 yaşına gelmedikçe evlenemez(aile izni) 18 lerine kadar
8 Monarşik devlette hakimiyet tek kişinin padişah,prens…oligarşikte grubun…teokratik din devletidir

9 Demokraside çoğulculuk,en az 2 veya daha fazlanın içinden seçilmesi esasıdır.çoğunluk ise seçimde en fazla oy alanın seçilmesidir

10 Temsili demokrasi:milletin kendi hakimiyetini genel oyla seçtiği temsilcilerin oluşturduğu parlamentoya geçici bir süre için devrettiği demokrasidir.

11 Anayasa en çok meclisin2/3 çoğunluğu ile değiştirilebilir

12 Yasama görevi TBMMnindir,kanunları koyma,değiştirme,kaldırma görevi,bakanlar kurulu ve bakanları denetler,para bastırılması,savaş ilanı,ölüm cezaları,seferberlik,cumhurbaşkanını seçer

13 Yürütme,cumhurbaşkanı ve bakanlar kuruluyla devletin amacına yönelik hizmetleri yapmaktır.cumhurbaşkanın görevleri:TBMMden çıkan kanunları onaylamak veya veto etmek,başbakanı atamak,bakanları atamak,milletlerarası anlaşmaları onaylamak,M.G.K yı toplantıya çağırmak ve ona başkanlık etmek,yüksek mahkemelerin üyelerini seçmek

14 karadenizde dağlar kıyıya paralel,bu yüzden kıyılar bol yağış alır…kıyılırla iç kesimler arasındaki ulaşım güçtür.en fazla yağış sonbahar,en az ilkbahar…Zonguldak türkiyenin tek taşkömürü yatağıdır

15 Marmara yüksekliği en az…Karadeniz-akdeniz geçiş iklimi…çatalca-kocaeli bölümü yoğun nüfuslu.yıldız bölümü seyrektir…yüzölçüme göre tarıma ayrılan alanların oranının en fazla olduğu bölge…ayçiçekte 1…ipek böcekciliği g.marmarada yapılır..bursa ve gemlikte ipekli dokuma…izmitte rafineri…tekirdağda alkollü içki fabrikası…adapazarında,bursada otomotiv…

16 Egede dağlar denize dik uzandığımdan denizin ve iklimin etkisi iç kısımlar sokulur..1.ürettiği ürünler:üzüm,tütün,incir,zeytin…arpa,buğday,haşhaş da var…İzmir aliağada arfineri

17 Akdenizde dağlar kıyıya paralel,ulaşım güçtür,geçitlerle…dağlar ve platolalrı oluşturan taşlar kalkerli bir yapıya sahiptir..en yağışlı mevsim kış..iç kesimlerde karasal iklime geçilir…kıyıda muz,turunçgil,zeytin,pamuk,susam,yerfıstığı yetiştirilir…iskenderunda demir çelik

18 Güneydoğu en kurak bölgedir..fırat,Dicle buradan geçer…mercimek,tütün,yerfıstığı,karpuz,üzüm..petrol bulunan yerler batman,Siirt,Adıyaman-kahta

19 Doğu denizden uzak ve yüksek olduğu için sıcaklık düşük,nüfus seyrektir çünkü dağlık olması,endüstrinin gelişmemiş olması,iklimin sert olmasıdır.pamuk,şekerpancarı,tahıl,baklagil tarımı yapılır…bölgenin temel geçim kaynağı hayvancılıktır

20 İç Anadolu karasal iklime sahip…en az yağış alan bölge…orman örtüsü azdır çünkü yağış az ve ormanların tahribi

21 Nüfus sayımı 10 yılda bir yapılır

22 Nüfus artış hızının çok yüksek olması,kalkınma hızının düşmesine,çalışanlar üzerinde genç ve çocuk yükünün artmasına,işsizliğin artmasına,gelir dağılımındaki dengesizliğe,iç göçlerin hızlanmasına,doğal kaynakların hızla tükenmesine,konut sorunlarının ve eğitim-sağlık hizmetlerinin ortaya çıkmasına neden olur

23 İltizam:devlete ait bazı gelirlerin tahsili,vergi çeşidi

24 Külliye,bir caminin çevresinde medrese,kitaplık,hastane gibi yapıların bütünüdür

25 Kazaskerler,adalet,eğitim,kültür ve din işlerine bakar,kadıları tayin eder…şeyhülislam,padişahın ve divan kararlarının İslam hukukuna uygunluğunu denetlerdi ve fetva verirdi…nişancı=katip

26 2.meşrutiyetin ilanında ittihat-terakki partisi etkili olmuştur

27 Tanzimat fermanıyla yargı,vergi,askerlik ve eğitim sisteminde ıslahat yapıldı

28 TBMMnin çıkardığı kanunlar :Hıyaneti vataniye,ağnam vergisi artırıldı,tekalifi milliye emirleri(ulusal yükümlülük),aşar vergisi kaldırıldı

29 Haraç gavurlardan alınır…cizye,gavurlardan askerlik bedeli olarak alınır…aşar(öşür):ürünün onda birini devlete vermesi dini..

30 Kabotaj kanunu,türk limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkının Türklere verilmesi

31 Halkevleri ve millet mekteplerini Atatürk açmış..köy enstitüleri sonra

32 Milletler cemiyetine 32 de,balkan antantına 34de,sadabat paktına 37de,birleşmiş milletlere 45 de katıldık

33 Kentleşme oranı en çok Marmara,en az karadenizde

34 Egede delta ovalarının ortak özelliği: yerleşim yoğundur,önemli turizm merkezleri bulunur,endüstri bitkileri daha fazla yetiştir,tarımsal alanlar fazladır

35 Egede en çok yetişenler:pamuk,incir,üzüm,tütün..ayçiçeğinde marmara 1…antepfıstığı güney…turunçgil Akdeniz

36 Araseçim iki genel seçim arasında boşalan milletvekilleri için yapılan seçim

37 Bakan izinliyse diğer bakanlardan biri geçici olarak vekalet eder

38 Anayasada değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez maddeler :t.c cumhuriyettir,başkent ankara,milli marş,Türkiye atatürk milliyetçiliğine bağlı bir devlettir

39 Ceza hukukunda örf,adet ve kısas a yer verilmez

40 Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar,anayasaya kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar verirler

41 Tüzükleri bakanlar kurulu çıkartır.üst hukuk kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle tüzüklerin iptali için danıştaya dava açılır

42 TBMM nin gönderdiği kanunları cumhurbaşkanlığı 15 gün içinde inceleyip yayınlar,veto…

43 Kanun ve tüzüklere aykırı olan yönetmeliklerin iptali için danıştaya gidilir

44 Anayasa mahkemesi 11 asıl,4yedek üyeden oluşur ;1962de kuruldu

45 Cezai sorumluluk 11 yaşın tamamlanmasıyla başlar

46 Türk vatandaşlığının kazanılmasında öncelikle kan esası,istisnaen doğum yeri esası benimsenir

47 Hakkında ceza davası açılan kişiye,mahkumiyet veya beraat kararı verilinceye kadar ‘sanık’denir

48 Bir kimsenin aynı zamanda birden çok ikametgahı olamaz

49 Askerlikte ‘astın üstü selamlamak zorunda olduğunu ‘düzenleyen yazılı kural Þgörgü kuralı hukuk kuralı haline gelmiş

50 Sıkıyönetim en fazla 6ay için ilan edilir

51 Üstünlüklerine göre anayasa >kanun>tüzük>yönetmelik>yönerge

52 Siyasi partilerin kapatılması için anayasa mahkemesinde kapatma davasını Yargıtay başsavcısı açar

53 Dernekler,kazanç paylaşımı dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştiren kanunlardır

54 İşçi ile işveren arasında yapılan sözleşmeye ’hizmet akdi’ denir

55 Cumhurbaşkanı yoksa yerine TBMM başkanı vekalet eder

56 İlk büyük şehir belediyesi 84 te kuruldu

57 Memurluğa giriş için 18 yaşını bitirmiş olunmalı

58 Devlet memurlarına getirilen yasaklar:siyasi partiye girme,ticaret ve sanayi kuruluşlarında görev alma ,hediye ve çıkar sağlama,kamu görevleriyle ilgili olarak basın-yayın organlarına bilgi-demeç verme

59 Amirine sözle saygısızlık eden kişinin maaşından kesinti yapılır

60 Çalışma –sosyal güvenlik bakanlığının bölge teşkilatı vardır

61 Memurların haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saat

62 Hizmetçi eğitim,hizmet sırasında memurların yetiştirilmesi,verimliliklerinin artırılması amacıyla yapılır

63 Belediye bütçesinin kabulü belediye meclisinin görevidir

64 Anayasa kavramı ilk defa ABD de kullanıldı(1787)

65 MGK nın kararları hükümete tavsiye niteliğindedir

66 Gensorunun sonunda güvenoyuna başvurulur

67 Kanunlara numara verilmesi 1920 de başladı

68 Kanunların yayınlanması resmi gazetede yapılır,resmi gazetede yayınlanmadıkça bağlayıcı olmaz;kanunlar kural olarak resmi gazetede yayımı tarihinde yürürlüğe girer

69 Kanunun anayasaya aykırısı için anayasa mahkemesine iptal davası TBMM üye tam sayısının en az beşte biri kadar üyeler açabilir

70 Kanun önerme yetkisi TBMM üyelerine ve bakanlar kuruluna aittir

71 Herkes sağlıklı,dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptirÞ 82 anayasası

72 Bir geleneğin hukuk kuralı haline gelebilmesi için :süreklilik,genel inanç ,devlet desteği

73 Hakkında kanuni bir hüküm bulunmayan meselede hakim örf-adetlere göre hükmeder

74 Anayasa hukuku,kişilerin temel hak ve hürriyetlerini düzenler

75 Ishalat fermanı ile azınlıklara memur olma ve kendi okullarını açma hakkı verildi

76 Sened-i ittifak ile padişahın yetkileri ilk kez sınırlandırıldı

77 21 anayasası TBMM nin kurucu meclis olduğunu….

78 Tekalif-i milliye kararları ekonomik eksikliği gidermek amacıyla çıkartıldı

79 Mudanya ateşkes ile istanbulun yönetiminin TBMM ye bırakılması İstanbul hükümetinin hukuken son bulduğunun göstergesidir

80 23-38 arası dış politikada lozanda çözümlenemeyen sorunları halletti(Montrö)

81 1ve2 .dünya savaşında çok sayıda sivil vatandaşın ölmesi ‘sivil savunma teşkilatı’nın kurulmasını zorlu kıldı

82 dirlik sisteminin amaçları:topraktan daha iyi yarar,devlet görevlilerinin maaş karşılanma,vergilerin toplanmasını sağlamak

83 tımar sipahilerin görevleri:köyün yöneticiliğini ve halkın toprağı terk etmesini önlemek,halktan vergileri toplamak ve devlete asker yetiştirmek…bu sistemin bozulma nedenleri>savaşların uzaması,tımarların rüşvetle satılması

84 18.yy ıslahatları:1.mahmut ordu,tabur,alaya ayrıldı…3.mustafa deniz mühendishani hümayun…1.abdulhamit deniz harp okulu,sürat topçuları geliştirildi…3.selim nizamı cedit ocağı kurdu,vezir sayısı sınırlandırıldı,Fransızca yabancı dil,Avrupa örnek alınmaya başlandı

85 ıslahatlar öncelikle askeri alanda görülür çünkü yenilgilere son vermek için,ulema ve yeniçeriler ıslahatlara imtiyazlarını kaybederler diye karşı çıktılar

86 bağımsızlık amacıyla isyan ederek içişlerine özerklik kazanan ilk azınlık Sırplardır.bağımsızlığını kazanarak ayrılan ilk azınlık Yunanistan

87 Paris anlaşması ile Osmanlı Avrupa devleti sayıldı,toprak bütünlüğü Avrupa devletlerinin garantisi altında olacaktı>kendisini koruyamayacak kadar güçsüz olduğunu gösterir.Belgrat anlaşmasından sonra İngiltere,Fransa osmanlının toprak bütünlüğünü korumaktan vazgeçti,çünkü hammadde kaynakları ve pazar olanaklarına ihtiyaç duymaları

88 2.mahmut devrinde yeniçeri ocağı kaldırıldı,bundan sonra ayaklanmalar azalmış ve ıslahatlar daha rahat yapıldı.nüfus sayımı,posta teşkilatı,ilköğretim zorunlu oldu.ilk defa avrupaya öğrenci gönderildi,bu batı eğitiminin üstünlüğünü kabuldür.tıp fakültesi,harp okulu açıldı..yerli malın kullanılması içim gümrük vergisi artırılır,kız rüştiyeleri açıldı

89 Fransız ihtilalinin yaydığı fikirler:milliyetçilik,ulusal egemenlik,,anayasacılık,insan hakları,adalet,özgürlük,eşitlik

90 Sanayi devrimi 18.yyda ilk olarak ingilterede başlamış,başlamasında ilk önemli etken buhar gücünün sanayiye uygulanmasıdır

91 1.dünya savaşının temel nedeni sömürgeci devletlerin dünyayı yeniden paylaşma istekleridir.en büyük rekabet ise İngiltere ve Almanya arasında yaşandı

92 itilaf devletleri:İngiltere,Fransa,Rusya ittifak:Almanya,Avusturya,Macaristan,İtalya…italya,Avusturya ile kuzey İtalya sorununu çözemediğinden üçlü ittifaktan ayrılmıştır,bu boşluğu Osmanlı ve Bulgaristan doldurmuştur

93 mondrosun”doğu anadoluda 6 ilde bir karışıklık çıkarsa,bu bölgeler işgal edilecektir”ilkesi ile bu bölgelerde Ermenistan devleti kurmaya ortam hazırlanıyor

94 mondrosun”itilaf devletleri güvenliklerini tehdit eden bölgeleri işgal edebilecekler”ilkesi bütün işgallerin hukuksal gerekçesi olmuştur

95 1.dünya savaşı sonrası rusyada komünizm,Almanyada nazizm,italyada faşizm rejimleri çıktı,bu rejimlerin ortak yönü çok partili hayata karşı olmalarıdır

96 zararlı cemiyetler:mavri mira ve etniki eterye(yunan) taşnak ve hınçak(ermeni) Musevi(Yahudi)

97 Türklerin kurduğu zararlı cemiyetler:sulh ve selameti Osmaniye,teali İslam,İngiliz muhipler,Wilson prensipleri,hürriyet ve itilaf fırkası,kürt teali

98 Ulusal cemiyetler:Trakya paşaeli(ilk),İzmir müdafai hukuk,hareketi milliye,kilikyalılar,şark vilayetleri müdafaa,Trabzon muhafazai hukuk,milli kongreÞsivas kongresinde”Anadolu Rumeli müdafaai hukuk cemiyeti”adı altında birleştirildi

99 Amasya genelgesinde”vatanın bütünlüğü,milletin bağımsızlığı tehlikededir” Þkurtuluş savaşının gerekçesidir.ilk defa ulusal egemenlik anlayışı vardır.yeni bir devlet kurulacağının kanıtıdır.cumhuriyet düşüncesi vardır…sonuç:>Atatürk görevinden alındı

100Erzurum kongresinde “ulusal sınırlar içinde vatan bir bütündür,sınırlar Mondros imzalandığı gün düşman işgaline uğramayan ve çoğunluğu türk olan bölgelerdir” Þhem saltanat,hem de ulusal egemenlik savunuluyor;kamooyunun henüz bu makamlara karşı çıkılmasına hazır olmaması sebebiyle halkın tepkisini almamak için böyle söylenmiştir…halk temsilcilerinin bir araya gelip kararlar aldığı ilk kongredir

---------------- -----
----------------------------