Kpss, Memur, Atama haber


Matematik – Fizik özel ders

23 Aralık 2009 atamalar  
Kategori: Özel Ders

matematik – fizik özel ders

İlan metni:  Marmara Üniversitesi mezunu fizik öğretmeninden üniversite lise ve ilk okul seviyesinde, MATEMATİK FİZİK DERSLERİ verilir…

İlan sahibi: Ozan Mert

İrtibat telefonu: 05555544277

İl / ilçe: kartal/istanbul

İrtibat Mail: oziozzy@hotmail.com

“Ölüm geliri almayı hak ediyorlar”

19 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

32489 Ölüm geliri almayı hak ediyorlarÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte hayatını kaybeden 19 işçinin ölüm geliri almayı hak ettiğini söyledi.

İstanbul- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Marmara ve Boğazları Belediyeleri Birliğinin Beylikdüzü TÜYAP Fuar Merkezi’ndeki Marmara Salonunda düzenlediği ”Stratejik Kent Yönetimi” toplantısına gelişinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Dinçer, bir gazetecinin, ”Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte hayatını kaybeden 19 işçinin ailelerine yönelik ne tür adımlar atılacağına’‘ ilişkin sorusu üzerine şöyle konuştu:

”Ben bu konuda adli makamların ve işletme sahiplerinin ne tür bir telafi çalışması yürüteceklerini bilemem ama biz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Sosyal Güvenlik Kurumu olarak işçilerimizin tamamının durumunu inceledik. Buna göre, 19 işçimiz ölüm geliri almayı hak ediyor. Kendilerine aylık olarak mevcut aldıkları maaşın yüzde 70′i oranında ölüm geliri vereceğiz. Ayrıca işçilerimizden 15 tanesi prim ödeme gün sayıları da hesap edilerek emeklilik maaşı almaya hak ediyor. 15 işçimize de emeklilik maaşı vereceğiz. Hem emeklilik maaşı, hem de ölüm geliri vereceklerimizden hangisi daha yüksekse onu ödeyeceğiz, diğerinin de yüzde 50′sini ödeyeceğiz. Dolayısıyla her halukarda orada vefat eden işçilerimizin mutlaka eş ve çocuklarına gelir temini yapıyoruz. Cenaze masraflarıyla ilgili de Sosyal Güvenlik Kurumunun bir ödemesi olacak. O açıdan bakıldığında biz işçilerimizin ailelerini Sosyal Güvenlik Kurumu olarak mağdur etmeyeceğiz.”

Dinçer, maden ocağında halen çalışmakta olan işçilerin iş akitlerinin feshedilmesi durumuna ilişkin de çalışmaların yürütüldüğünü belirterek, ”Biz işverenin iş akitlerini feshetmeyeceğini bekliyoruz ve tavsiye ediyoruz. Çünkü orada ileride eksikleri giderdiği zaman üretim yapmaya devam etmeyi düşünüyorsa, hazırlık aşamasında aynı işçileri hazırlıkları tamamlamak üzere kullanmak durumunda kalacak. Tavsiyemiz, işçilerimizi mağdur etmesinler ve çalıştırmaya devam etsinler” diye konuştu.

Dinçer, maden ocağı işletmesinin kapanması ve işçilerin iş akitlerinin feshedilmesi durumunda yaklaşık 130 işçiye işsizlik ödeneğinden ödeme yapılacağını bildirdi.
”Türkiye’deki diğer madenlerde de bazı eksiklikler var. Bu konuda bir çalışma yapılacak mı, parlamentoda bir çalışma yapılacak mı?” sorusu üzerine Dinçer, parlamentoda yapılacak çalışma konusunda herhangi bir tahmini olmadığını belirterek, böyle bir çalışmaya katkılarının olumlu olacağını söyledi.
 

İşçi ve işverene çağrı

Maden işletmeciliğinin riskli, iş kazalarının çok olduğu ve ölümlü kazaların da yüksek olduğu sektörlerden biri olduğunu ifade eden Dinçer, şöyle devam etti:

”Bu açıdan bakıldığında biz zaten madencilik sektörünü bir proje olarak yürütüyor ve iş kazalarının azaltılması konusunda çaba sarfediyoruz. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda konuyla ilgili bütün aktörleri bir araya getirdik ve sorunun ayrıntılı bir analizini yaptık. İşçi sendikaları, işveren sendikaları ve konfederasyonları, maden mühendisleri odası, bakanlığın ilgili uzmanları bir araya geldi, madencilik sektöründeki kazaların sebebini analiz ettik. Gördüğümüz şu, daha çok tahkimattan ve havalandırmadan kaynaklanan kazalar var. Buna ilave olarak daha çok işletme hatalarından kaynaklanan sorunlar var. Bunu proje olarak yürütüyoruz. Bütün madenler denetimimiz altında. Kamuoyundan ve ilgili aktörlerden ricam şu, işçilerimiz bu konunun önemli olduğunu, insan canının ikame edilebilecek başka hiçbir karşılığı olmadığını görmeli ve bir sorumluluk içinde hareket etmeli. İşverenlerimiz iş güvenliği tedbirlerini alarak yapacakları masrafın tedbir almadan karşı karşıya kalacakları zayiattan binlerce kez düşük olduğunu fark ederek hareket etmeli. Tarafları bu konuda kültür ve bilinç oluşturmaya davet ediyorum. Hep birlikte bu sorunu çözeceğiz.”

“Her an büyük deprem olabilir”

18 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

763 Her an büyük deprem olabilirİstanbul Üniversitesi (İÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, Türkiye’de her an büyük bir deprem olabileceğini ifade etti.

Zonguldak- İstanbul Üniversitesi (İÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi (ZKÜ) Salonu’nda düzenlenen ”Türkiye’de Depremler ve Güncel Durum” konulu konferansta yaptığı sunumda, Türkiye’nin her yerinde her an bir depremin olabileceğini ifade etti.

Doğu Anadolu fayının sorunlu faylardan biri olduğunu ve büyük bir depreme yol açabileceğine dikkati çeken Gündoğdu, şöyle konuştu:
”Türkiye’de her an büyük deprem olabilir. Hazırlıklarımızı şimdiden yapmamız, sonrası için önemlidir. Biz depremlerin, Erzincan ve Dinar ile daha sonra da 17 Ağustos ve Düzce kent depremlerinin ardından farkına vardık. Türkiye, aslında çok ciddi şekilde depremlerle karşı karşıya kalan ülkedir. 17 Ağustos depremine kadar yıkıcı ve hasar verici nitelikte 149 deprem meydana gelmiş ve bu depremler 578 bin 544 yapının yıkılması veya ağır hasar almasına yol açmıştır. 17 Ağustos depremi bu zamana kadar meydana gelen depremlerdeki hasarın yüzde 14′ünü oluşturuyor. Çünkü, birçok kentin içinden geçti. Kent depremleri süreciyle önlemlerimiz ve planlamalarımızda da değişmeler başladı. ”

Afetin etkilenen topluluğun üstesinden gelemediği doğal, teknolojik ve insan kaynaklı olay olduğunu anlatan Gündoğdu, Marmara denizinde büyük tsunami olmasına imkan vermediklerini, açık deniz Ege ve Akdeniz’de böyle tehlikelinin bulunduğunu kaydetti.

Zehra Yıldız genç seslerle anılıyor

18 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

37534 Zehra Yıldız genç seslerle anılıyorZehra Yıldız Kültür ve Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 12. Zehra Yıldız Anma Konseri’nde genç sesler Zehra Yıldız için söyleyecekler.

Cumhuriyet Haber Portalı- Almanya’da sahnelenen Salome ve Fidelio temsillerinin ardından geçirdiği beyin kanaması nedeniyle 1997 yılında aramızdan ayrılan ünlü soprano Zehra Yıldız anısına Zehra Yıldız Vakfı tarafından düzenlenen konser, 26 Aralık Cumartesi akşamı saat 20.00′de Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de yapılacak. Konsere, yurtdışında birçok önemli sahnede rol alan operamızın parlayan yılrızları lirik sopranı Simge Büyükedes, mezzo soprano Sim Tokyürek, koloratur soprano Zerrin Karslı, kontrtenor Kaan Buldular, kontrtenor Cenk Karaferya ve tenor Arda Doğan solist olarak katılacak. Sanatçılara piyanoda Raina Popova eşlik edecek.

Ölümünün ardından İDOB  solistlerinden eşi  tenor Süha Yıldız  öncülüğünde kurulan Zehra Yıldız Kültür ve Sanat Vakfı, Zehra Yıldız’ın adını ve sanatını genç yeteneklerin başarılarında yaşatabilmek, Türkiye’deki opera,bale ve çoksesli müzik çalışmalarını yurtiçinde ve dışında desteklemek amacını güdüyor.

Marmara Üniversitesi  İşletme Fakültesi’nden ve  Mimar  Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera ve Şan Bölümü’nden  1983 yılında  mezun oldu. Aynı yıl  İstanbul Devlet Opera ve Balesi ailesine katılarak ilk kez ‘Venedik’te Bir Gece’ Opereti ile sahneye çıktı .1984’te İtalya’daki  La Boheme  yarışmasında ‘Mimi‘ rolü ile ilk beş soprano arasına girdi. 1987 yılında Uluslararası Verdi Yarışması’nda finale kalarak  Corale Verdi Akademisi’nde Master hakkını kazandı. Antonietta Stella, Lia Guarini, Carlo Bergonzi, Renato Gavarini gibi ünlü sanatçılarla çalıştı. Bir yıl sonra katıldığı Uluslararası Ettore Bastiannini Şan Yarışması’nda Gümüş Madalya kazandı.

Hofmanın Masalları, Madama Butterfly, Otello, Maskeli Balo, Aida operalarında baş kadın oyuncu olarak üstlendiği rollerle sanatseverlerin büyük beğenisini kazandı. 1994-95 sezonunda T.C. Kültür Bakanlığı tarafından  “Yılın En Başarılı Kadın Opera Sanatçısı” ünvanına değer bulundu. Yurtiçi ve yurt dışında oynadığı Madama Butterfly, Maskeli Balo, Uçan Hollandalı, Salome, Elektra  ve Fidelio operalarındaki yorumlarıyla yüksek düzeyini kanıtladı. 1995-96 mevsiminde Almanya’da oynadığı Uçan Hollandalı operasındaki Senta rolü ile ünlü ‘’Opern Welt’’  dergisinde yılın en başarılı sanatçıları arasında yer aldı.Almanya’daki son temsilleri  Salome ve Fidelio’nun ardından ani ölümüne duyulan acı, yerli basın kadar yabancı basında da geniş yankı buldu. (0 212 240 62 48 / 0 212 296 94 / info@zyv.org.tr

 

Boğaz’da yeni bir gemi vâkası

17 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

7847 Boğazda yeni bir gemi vâkasıİstanbul Boğazı’nda seyir halinde olan bir kuru yük gemisi, Bostancı sahilinde karaya oturdu.

İstanbul- Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, Marmara Adası’ndan aldığı mermer yükünü Ünye Limanı’na götürdüğü öğrenilen ”Ümit K” adlı kuru yük gemisi, Bostancı sahili Dilek Kayalıkları’nda karaya oturdu.

İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri tarafından seyir, can, mal ve çevre emniyeti alınırken, olay yerine ”Söndüren 3” römorkörü ile ”Kıyı Emniyeti 5” tahlisiye botu sevk edildi.

Yaklaşık 53 metre boyundaki gemide, 11 personel bulunduğu öğrenildi.

“Darbeyi hiç düşünmedim”

15 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

26962 Darbeyi hiç düşünmedimİkinci Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Birol Başaran, Marmara Üniversitesinde düzenlenen ”Siyaset ve Hukuk Okulu” konulu panelde yaptığı konuşmaya değinerek, ”Hiç darbeyi düşünmememe rağmen, söylediğimiz şeyler darbe diye algılandı ve böyle yorumlandı” dedi.

İstanbul- İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada Başaran, görsel sunum olarak hazırladığı savunmasını, Ergenekon soruşturmasında şüpheli olarak tutukluyken kanser rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybeden Kuddusi Okkır, Konya’da yapılan bir operasyonda gözaltına alındıktan bir süre sonra hayatını kaybeden Prof. Dr. Uçkun Geray ile Ergenekon soruşturması kapsamında evi aranan Prof. Dr. Türkan Saylan‘a ithaf ettiğini söyledi.

Başaran, demokrasi ve hukuk şehitleri olarak kabul ettiği ve bu dava sürecinde hayatını kaybeden bu kişilerin hatıralarını saygıyla andığını dile getirdi.

Savunmasına başlamadan önce teşekkür etmek istediği bazı kişiler olduğunu ifade eden Başaran, ”Sayın Deniz Baykal ve partim CHP’ye teşekkür ediyorum. Bütün hayatım boyunca rakip olarak mücadele etmeme rağmen bu davayı doğru anladığını ve desteğini verdiğini düşündüğüm Sayın Genel Başkan Deniz Baykal’a teşekkür ediyorum. Davayı doğru algıladıklarını ve desteklerini verdiklerini düşündüğüm CHP milletvekilleri, parti yöneticilerine de teşekkür ediyorum” dedi.

Birol Başaran, desteklerinden dolayı İstanbul Barosu ve Muammer Aydın’a da teşekkür etti.
Neden bu dava kapsamında yargılandığını düşündüğünü belirten Başaran, 8 Şubat 2008 tarihinde Atatürkçü Düşünce Derneği Kadıköy Şubesi tarafından düzenlenen konferansta ”siyaset ve hukuk okulu” konulu bir konuşma yaptığını, tutuksuz yargılanan emekli Orgeneral Şener Eruygur’un da kendisini alkışladığını söyledi.

Bunun basında yer aldığını, kendisinin de Eruygur’u aradığını dile getiren Başaran, telefonlarının da 18 Şubat 2008 tarihinden itibaren dinlenmeye başlandığını, bine yakın telefon konuşmasının 10′unun dosyada yer aldığını anlattı.

Şener Eruygur’un gözaltına alınmasının ardından kendisini arayan avukat Filiz Esen’in ”isminin geçtiğini, gözaltına alınabileceğini” bildirdiğini açıklayan Başaran, kendisine yönelik aramalar sırasında ele geçirilen dokümana değindi.

Tutuklamadan önce, genel sekreterliğini yaptığı Ulusal Sanayicileri İş Adamları Derneğine (USİAD) ait 2006-2008 faaliyet raporunun dosyada yer aldığını, bu raporu görevi gereği kendisinin okuduğunu kaydetti.

İddianamede olup da eklerde yer almayan, yine eklerde olup da iddianamede belirtilmeyen evrakların bulunduğunu ifade eden Başaran, bunların hangisinden sorumlu olarak yargılandığını bilmediğini anlattı.

Bilgisayar alanında çalıştığını belirten Başaran, ilk bankamatik, ilk online bankacılık hizmetini kuran ekipte yer aldığını kaydetti. Yine Sabancı ve Koç Holdingin şirketlerinde bilgisayar alanında çalıştığını dile getiren Başaran, daha sonra kendi şirketini kurduğunu söyledi.

Şirketinin de Emekli Sandığı ile Türk Hava Yollarının bilet alanında kullandığı en son sistemleri kurduğunu dile getiren Başaran, bilgisayar konusunda uzman olduğunu ve ülkeye hizmet ettiğini belirtti..

Başaran 1997 yılında CHP’ye, 2000-2005 yılları arasında da ADD’ye üye olduğunu ve Kadıköy Şubesinin başkanlığını yaptığını ifade ederek, 2005′ten sonra ADD ile özel nedenlerden dolayı yollarını ayırdığını, USİAD’a da 2002 yılında üye olduğunu kaydetti.
 

”Savcılar jargonu bilmiyorlar”

Başaran, ”Biz, CHP’de örgüt denilince parti örgütünden bahsederiz. Savcılar da örgütü terör örgütü olarak algılıyorlar. Genel olarak bununla ilgili problem olduğunu düşünüyorum. Savcılar, siyasetten uzaklar, jargonu bilmiyorlar. Savcılar madem siyasetin içine bu kadar girmişler gidip biraz siyaset öğrensinler” dedi.

Türkiye’de, her an herkesin Ergenekon kapsamında tutuklanabileceğini ileri süren Başaran, ”Tek suçum tutuklanmak olduğunu, başka bir şey yapmadığını, insanların tutuklandığı için kendisine ‘suçlu’ diye baktığını” söyledi.

Beşiktaş’taki ağır ceza mahkemesinde görevli 6 mahkeme heyeti olduğunu belirten Başaran, ”Yaklaşık 20-25 hakim, 10′a yakın savcının elinden geçtik. Tutukluluğumuza karar verdiler. Bu beni dehşete düşürdü” diye konuştu.

Ne zaman terör örgütü üyesi olduğunu bilmediğini ifade eden Başaran, ”Doğduğum andan itibaren mi terör örgütü üyesi oldum? Bu iddianamede yok. Beni ne zaman ve kim örgüte üye yaptı” dedi.

Bazı sevdiği köşe yazarlarının isminin yer aldığı kağıdın da dosyaya konulduğunu ifade eden Başaran, ”Köşe yazarlarını sevmek terör örgütü suçu oluyor. Mustafa Balbay’ı sevmek, İlhan Selçuk’u sevmek, terör örgütü suçu olarak düşünüldüğü için bunlar dosyaya konulmuş” diye konuştu.

Başaran, Şener Eruygur’u tanımasının, ADD ve CHP’ye üye olmasının suç unsuru olarak algılandığını belirtti.

 

“Darbeyi hiç düşünmedim”

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada savunmasına devam eden Başaran, Atatürkçü Düşünce Derneğinin (ADD) 8 Şubat 2008′de düzenlediği ”Siyaset ve Hukuk Okulu” paneldeki konuşmasından söz etti.
”Hiç darbeyi düşünmememe rağmen, söylediğimiz şeyler darbe diye algılandı ve böyle yorumlandı” diyen Başaran, konuşmasında ”Savaşta barutu iyi kullanmak lazım” sözüyle benzetme yaptığını söyledi. Başaran, ‘burada daha az miting yapalım’ demek istediğini ifade ederek, şöyle devam etti:
”Panelde darbeyle ilgili hiçbir şey konuşulmadı. Soru cevap bölümüne gelindiğinde, ‘Arkadaşlar kıvırmaya gerek yok. Darbe mi, şeriat mı, kısmında ben darbeyi tercih ediyorum’ dedim. Kişisel düşüncem bu. Tabii ki demokrasiyi istiyoruz. Ama ikisi arasında bir tercih yapmam gerekirse darbeyi tercih ederim. Darbe bir insanın kolunun kırılması ise şeriat kanser olmasıdır. Kol kırılınca tedavi edilebilir ama kanser tedavi edilemez. İnsan kolunun kırılmasını mı ister, kanser olmayı mı? Darbe oluyor 10 yıl sonra geçiyor, ama şeriat geçmiyor. Darbeler Türkiye’de geçiyor. 1980′de darbe olmuş. 10 yıl geçmiş, düzelmiş. 30 yıldır darbe olmuyor. Darbe iyi bir şey değildir, ama geçer. Şeriat geçmiyor. Böyle düşündüğüm için terör örgütü üyesi olacaksam olayım. Panelde konuşmak, ADD’de konuşmak suç değildir.”

Tutuksuz sanıklardan emekli Orgeneral Şener Eruygur ile ilgili olarak iddianamede yer alan telefon görüşmesinin ise kendisine yönelik dinlemeler sonucu olmadığını ifade eden Başaran, söz konusu panelde ”boşboğazlık yapıp, çok konuştuğunu”, konuşmasının daha sonra basında haber olarak yer aldığını söyledi.


Telefon görüşmeleri

Başaran, ikisi muhasebecisiyle, ikisi iş ortağıyla, ikisi de avukatıyla yaptığı telefon görüşmelerinin içeriğini açıklayarak, bir telefon görüşmesinin de CHP ile ilgili parti içinde yaptıkları çalışmaya ilişkin olduğunu söyledi.

Birinci Ergenekon davasının tutuksuz sanığı Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ile beş yıllık süre içinde 13 telefon görüşmesinin olduğunu ifade eden Başaran, kendisini ADD’yi ziyaret ettiği 2005 yılında panellere çağırdıklarını dile getirdi.

İddianamede, Eruygur ile 28 telefon görüşmesinin yer aldığını belirten Başaran, ”Savcının bu görüşmelerin kaç tanesinin 2005, kaç tanesinin 2006, kaç tanesinin 2007 yılında yapıldığını belirtmesini istiyorum. Eruygur ile 2005 yılında tanıştım. Bir ara yakın görüştük, toplantı yaptık. Daha sonra herkes kendi yoluna gitti. Ben ADD’den ayrıldım” dedi.

Birol Başaran, 2001 yılında CHP Genel Başkanlığına aday olduğunu ve kendisine 6 oy çıktığını dile getirerek, ”Bu çok ciddi bir adaylık değildi. Tanınmıyordum, ismim duyulsun diye aday oldum. Ben CHP’de siyaset yapmak istiyorum, bunun nesi suç. Kim bana 2001 yılında ‘git CHP’yi ele geçir’ dedi. Örgüt üyeliği demek, emir almak demektir. Ben kimseden emir almam. Özgür irademle aday oldum. CHP’yi çok seviyorum, Anayasal hakkımı kullandım” diye konuştu. Duruşma Başaran’ın savunmasını yapmasıyla devam ediyor.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen davanın bugünkü duruşmasına, gazeteci Tuncay Özkan, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ve eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin’in de aralarında bulunduğu tutuklu 44 sanık katıldı.

Tutuklu yargılanan Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve Mustafa Dönmez ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada, tutuksuz yargılanan İlyas Çınar da hazır bulundu.

Yağışlara dikkat

15 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

37176 Yağışlara dikkatTürkiye’nin batı bölgeleri Orta Akdeniz üzerinden gelen yeni bir yağışlı havanın etkisinde kalacak. Sabah ve gece saatlerinde Türkiye’nin iç ve doğu bölgelerinde don ve buzlanma bekleniyor. Sıcaklık iç ve batı kesimlerde 2 ile 4 derece artacak.

Ankara/ İzmir- Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nden yapılan değerlendirmelere göre, Türkiye’nin batı bölgeleri Orta Akdeniz üzerinden gelen yeni bir yağışlı havanın etkisinde kalacak. Yağışların; öğle saatlerinden sonra Antalya, Edirne, Çanakkale ile Balıkesir’in Ayvalık, Edremit ve Burhaniye ilçelerinde kuvvetli olması tahmin ediliyor.

Sabah ve gece saatlerinde ülkemizin iç ve doğu bölgelerinde buzlanma ve don hadisesi bekleniyor. Hava sıcaklığı, kuzey, iç ve batı kesimlerde 2 ila 4 derece artacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak.

Rüzgar, genellikle güney ve güneydoğu, zamanla Doğu Akdeniz’de kuzeydoğu yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Marmara’nın güneybatısı, Kıyı ve Güney Ege ile Batı Akdeniz’de kuvvetli olarak esecek.


İzmirliler dikkat

İzmir Valiliği, meteorolojik verilere göre, ilde yağış beklendiği uyarısında bulunarak, olumsuzluklara karşı hazırlıklı olunmasını istedi.

Valilik’ten yapılan yazılı açıklamada, İzmir’de gece saatlerinden itibaren yağış beklendiği belirtilerek, yağışların kuvvetli gök gürültülü sağanak yağış şeklinde devam edeceği ve etkisini yarın ile 17 Aralık Perşembe günü de kuvvetli olarak sürdüreceği ifade edildi.

Hafta sonu yağışın etkisini azaltarak devam edeceğinin bildirildiği açıklamada, bölgede etkili olması beklenen gök gürültülü sağanak yağışın neden olabileceği su baskını, yıldırım düşmesi, çatı uçması, toprak kayması ve ulaşımda aksamalara karşı tedbirlerin alınması istendi.

‘Hüznün meyvesi’nin lezzet yolculuğu

13 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

37127 Hüznün meyvesinin lezzet yolculuğuAdı Bursa’yla özdeşleşen kestane şekeri, el emeği yoğun ve oldukça zorlu bir sürecin ardından tüketiciye ulaşıyor.

Bursa- Yetiştiği mevsim dolayısıyla ”hüznün meyvesi” olarak bilinen, halk arasında ”dağların ekmeği’ olarak da adlandırılan kestane, kebap, şeker ve çikolataya işlendiği lezzet yolculuğunda uzun bir yol katediyor. Dünya kestane üretiminin yüzde 10′undan fazlasını gerçekleştiren Türkiye’de yılda ortalama 70 bin ton kestane üretiliyor. Türkiye’de kestane üretim alanları Doğu Karadeniz’den başlayıp Marmara ve Ege kıyılarından Antalya’ya kadar uzanıyor. Sonbaharda hasat edilmesi nedeniyle ”hüznün meyvesi” olarak bilinen, halk arasında ”dağların ekmeği” olarak adlandırılan kestane, kanser ve mürekkep hastalığı nedeniyle son yıllarda daha az üretiliyor.

Üretimdeki azlığa rağmen Türkiye, özellikle işlenmiş ürünleriyle yurt dışı pazarda birçok ülkeyle rekabet ediyor. Lezzetiyle hemen her damak zevkine hitap eden, yurt dışına ihraç edilen kestane şekeri, oldukça zahmetli bir süreçten geçerek tüketiciye ulaşıyor. Genellikle eylül ayı ortalarından başlayıp ekim ayı sonlarına kadar devam eden kestane hasadı, ömürleri bin yıla kadar uzanan ağaçlarının silkelenmesi veya uzun sırıkların dallara kırmayacak şekilde hafifçe vurulmasıyla yapılıyor. Kestanenin dikenli bir kabuğu olması nedeniyle hasat ancak bu şekilde gerçekleştirilebiliyor. Yere dökülen dikenli kestaneler, kalın iş eldivenleri giyilerek veya çubuklarla toplanıyor. Çuvallara veya kovalara alınan kestaneler, evlerde yoğun el emeği sonucunda dikeninden ayrılıp fabrikalara satılıyor.
 

Yüzlerce jiletten geçiriliyor

Fabrikalara ulaştığında boylarına ayrılan kestane, depolara alınıyor. Talebe göre depolardan çekilen ürün, özel makinelerde kurutulduktan sonra kavrulup, soyma makinesine veriliyor. Burada yüzlerce jiletin hafif darbeleriyle kesilen kestane, fırçalar yardımıyla soyulup basınç altında haşlanıyor. Haşlanmış kestaneler, şeker şurubunda pişirildikten sonra bir süre dinlendirilip kestane şekerine dönüşünce paketlenip tüketiciye sunuluyor. Kavanoz ve teneke kutularda şuruplu veya karton kutularda şurupsuz olarak ambalajlanan şekeri dışında kestane çikolataya da işleniyor.

Basınç altında haşlandıktan sonra yapılan kestane hamuru, içine fıstık gibi ürünlerin katılmasından sonra çikolatayla kaplanıp paketlenerek tüketiciye sunuluyor. Bunların yanı sıra kestane ezmesinden yapılan karyoka ve soğuk kış gecelerinin vazgeçilmesi olan ”kebap” şeklinde de tüketilen kestane, lezzeti kadar sağlık açısından da öne çıkıyor. Piyasada çiğ olarak 3 ile 7 lira arasında satılan kestanenin kilosu, zorlu yolculuğundan sonra şeker, kebap ve çikolata kaplı haliyle sahip olduğu lezzetle 40 liraya kadar ulaşıyor.
 

Organik ürün kabul ediliyor

Ormanlık alanlardan köylüler tarafından toplanan kestane, özel olarak yetiştiriciliği yapılmadığı, ilaç gibi kimyasallar kullanılmadığı için tamamen organik bir ürün olarak kabul ediliyor. Potasyum, fosfor, kalsiyum, sodyum, demir, tiamin, riboflavin, niacin gibi vitamin ve minerallerce zengin kestane, sahip olduğu karbonhidrat ve proteinle iyi bir enerji kaynağı olarak tüketilebiliyor.

Kestanenin doku yapısını oluşturan lifler, bağırsak hareketini düzenliyor, bağırsak florasının gelişmesinde önemli rol oynuyor. Kestanenin zararlı maddelerin vücuttan atılmasında ve kandaki kolesterol düzeyinin düşürülmesinde etkili olduğu da biliniyor. Çok düşük miktarlarda yağ içeren kestane, kalp ve damar hastalıklarının önlenmesinde de önemli rol üstleniyor. Linoleik asit gibi esansiyel yağ asitlerini içermesi, bu ürünün besin değerini daha da artırıyor. İçerdiği potasyum nedeniyle sinir sistemi ve kalp kaslarının çalışması üzerinde etkili olduğu belirtilen kestane, fosfor ve kalsiyum varlığıyla kemik ve diş oluşumuna katkıda bulunuyor.

Limanlar İç Anadolu’ya bağlanacak

08 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

8105 Limanlar İç Anadoluya bağlanacakBatı Karadeniz limanları, ”Adapazarı-Bartın Demiryolu Projesi” ile İç Anadolu’ya bağlanacak. Projenin ilk etabı olan Adapazarı-Karasu arası için 2010′da ihaleye çıkılacak.

Ankara- Ulaştırma Bakanlığı yetkililerinden edinilen bilgiye göre, Adapazarı-Karasu-Akçakoca-Ereğli-Zonguldak-Bartın arasında yapılması planlanan demiryolunun uzunluğu yaklaşık 300 kilometre olacak.

”Adapazarı-Bartın Demiryolu Projesi” ile Bartın, Zonguldak Filyos, Ereğli ve Karasu limanlarının yanı sıra Türkiye’nin en önemli ağır sanayilerinden Ereğli ve Karabük Demir Çelik fabrikalarının, Adapazarı üzerinden demiryolu ağına bağlantısı sağlanacak.
Ağırlıklı olarak yük taşımacılığı yapılması öngörülen hat, batıdan Ankara-İstanbul demiryolu hattına, doğudan ise Zonguldak-Çankırı-Kayseri demiryolu hattına bağlanacak. Böylece, söz konusu limanlardan ve fabrikalardan çıkan yükler, demiryolu ile Türkiye’nin dört bir yanına taşınabilecek.

”Adapazarı-Bartın Demiryolu Projesi”nin hizmete girmesinin ardından, Marmara bölgesindeki limanlardaki yoğunluğun bir kısmının Batı Karadeniz limanlarına kaydırılması da planlanıyor.
 

2010′da ihaleye çıkacak

Demiryollar, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı (DLH) Genel Müdürlüğü, projenin ilk etabı olan Adapazarı-Karasu arasındaki 57 kilometrelik bölümün yapım ihalesi için gerekli olan proje çalışmalarını tamamladı.

Yatırım programında da yer alan Adapazarı-Karasu arasındaki hattın yapımı için gelecek yıl ihaleye çıkılması ve ihale sürecinin tamamlanmasının ardından aynı yıl içinde inşaat çalışmalarına başlanması planlanıyor. Adapazarı-Karasu arasında yapımı planlanan hattın yatırım bedeli 250 milyon dolar olarak belirlendi. Projenin ikinci etabını oluşturan Karasu-Bartın arası için de çalışmalarını sürdüren DLH Genel Müdürlüğü, projenin tamamının 7 yılda tamamlanmasını öngörüyor.

Adapazarı-Karasu arasında yapımı planlanan demiryolu hattı, Adapazarı kent merkezinin güneyinden, Sakarya Nehri’nin yaklaşık 50 metre doğusundan, Bekirpaşa Belediyesi Pirahmetler mevkiinde D-100 karayolunun hemen güneyinden başlayıp, nehre paralel 15 kilometre sürecek. Söz konusu hat, Poyrazlar Gölü yakınlarında viyadükle nehri geçip, batıdan 10 kilometre boyunca nehirle paralel sürdükten sonra, ikinci bir viyadükle nehrin doğusuna geçerek Karasu istasyonuna ulaşacak.

Sıcaklıklar azalıyor

05 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

10582 Sıcaklıklar azalıyorMarmara, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu’da yağış bekleniyor. Yağışlarla birlikte özellikle güneybatı kesimlerinde sıcaklar 1 ila 3 derece azalacak.

Ankara/Erzurum/Antalya- Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nce yapılan son değerlendirmelere göre; Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve batısı, Batı Karadeniz ile Yozgat çevreleri yağmur ve sağanak yağışlı geçecek. Yağışların; Antalya il geneli ile Muğla’nın kıyı ilçeleri (Bodrum, Marmaris, Datça, Fethiye, Dalaman) ve Anamur çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor. Sabah saatlerinde Bilecik, Bolu, Düzce, Eskişehir, Ankara, Uşak ve Afyon ile gece saatlerinden itibaren Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusunda sis görülecek.

Yağışların; Antalya il geneli ile Muğla’nın kıyı ilçeleri (Bodrum, Marmaris, Datça, Fethiye, Dalaman) ve Anamur çevrelerinde kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara (ani sel, su baskını, yıldırım düşmesi v.b.) karşı dikkatli ve tedbirli olunması istendi.

Hava sıcaklığı Türkiye’nin güneybatı kesimlerinde 1 ila 3 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak, mevsim normalleri civarında seyredecek.


Akdeniz’e uyarı

Antalya ve Muğla’nın genelinde, Isparta’nın güney ilçelerinde kuvvetli yağış ve rüzgar bekleniyor.

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Antalya Bölgesel Tahmin Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre, halen Antalya ve Muğla kent merkezi ile tüm ilçelerinde devam etmekte olan yağışın şiddetini artıracağı, şiddetli yağışın Isparta’nın güney ilçelerinde de (Eğirdir, Sütçüler, Şarkikarağaç ve Aksu) etkili olacağı bildirildi.

Açıklamada, gök gürültülü sağanak yağış sırasında rüzgarın da zaman zaman kuvvetli eseceği belirtilerek ilgililer, ani sel ve su baskınlarına karşı uyarıldı.


Doğu Anadolu’da soğuk hava

Doğu Anadolu Bölgesi’nin kuzey kesiminde soğuk hava etkili oluyor.

Meteoroloji Erzurum Bölge Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, bölgede gece yaşanan en düşük hava sıcaklığı sıfırın altında 11 dereceyle Ardahan ve Kars’ta ölçüldü. Diğer illerde yaşanan en düşük hava sıcaklıkları ise Erzurum’da eksi 8, Iğdır’da eksi 6, Ağrıda eksi 5 ve Erzincan’da 0 derece olarak kaydedildi. Günün en yüksek hava sıcaklıklarının da Ardahan’da 4, Erzurum ve Kars’ta 5, Ağrı’da 6, Iğdır’da 8 ve Erzincan’da 11 derece olması bekleniyor.

Soğuk hava günlük yaşamı olumsuz etkilerken, Ardahan’dan geçen Kura Nehri ve birçok derenin yüzeyinde soğuk havanın etkisiyle buz tabakası oluştu.

Ev ve iş yerlerinde de kullanılan yakıt miktarının arttığını belirten yurttaşlar, sokağa çıktıklarında ise kalın giysilerle soğuk havadan korunmaya çalışıyor.

Meteoroloji yetkilileri, gece yaşanan dondurucu soğuk havanın 8 Aralık tarihine kadar etkisini sürdürmesini beklediklerini bildirdi.

Sonraki Sayfa »

---------------- -----
----------------------------