Kpss, Memur, Atama haber


OECD: 2009′da Uluslararası yatırımlar çöktü

08 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

7598 OECD: 2009da Uluslararası yatırımlar çöktüOECD üye ülkelerin doğrudan yabancı sermaye giriş-çıkış görünümünü açıkladı, Türkiye’ye 2009′un ilk yarısında 4 milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye akışı yaşandı.

Paris- OECD uluslar arası yatırım aktivitesinin 2009′da çöktüğünü, birçok büyük yükselen ekonominin de bu alanda ilk şiddetli düşüşlerle karşı karşıya kaldığını bildirdi.

OECD üye ülkelerin doğrudan yabancı sermaye giriş-çıkış görünümünü açıkladı, Türkiye’ye 2009′un ilk yarısında 4 milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye akışı yaşandı. İlk altı ayda sermaye çıkışı ise 1 milyar dolar oldu. rakam ABD ve İngiltere için 51 milyar dolar, Meksika için 10 milyar dolar, Slovak Cumhuriyeti için ise 3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.


FDI girişi ve çıkışı

OECD üye ülkeler için 2008 ve 2009 yıllarına ait doğrudan yabancı sermaye (FDI) rakamlarını açıkladı. Buna göre, Türkiye’ye 2009′un ilk yarısında 4 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye girişi oldu. Rakamlar diğer OECD ülkeleri için şu düzeylerde gerçekleşti:
Avustralya (12 milyar dolar), Avusturya (4 milyar dolar), Belçika (21 milyar dolar), Kanada (0), Çek Cumhuriyeti (2 milyar dolar), Danimarka (7 milyar dolar), Finlandiya (1 milyar dolar), Fransa (37 milyar dolar), Almanya (14 milyar dolar), Yunanistan (2 milyar dolar), Macaristan (0), İzlanda (0), İtalya (15 milyar dolar), Japonya (6 milyar dolar), Kore (1 milyar dolar), Lüksemburg (11 milyar dolar), Meksika (10 milyar dolar), Hollanda (10 milyar dolar), Yeni Zelanda (0), Norveç (6 milyar dolar), Polonya (1 milyar dolar), Portekiz ( 2 milyar dolar), Slovak Cumhuriyeti (eksi 1 milyar dolar), İspanya (17 milyar dolar), İsveç (8 milyar dolar), İsviçre (8 milyar dolar), Türkiye (4 milyar dolar), İngiltere (51 milyar dolar), ABD (51 milyar dolar.) OECD ülkelerinde 2009′un ilk yarısında toplam 321 milyar dolar sermaye girişi yaşandı.

Raporda, 2009 yılının ilk yarısında FDI çıkışına ilişkin rakamlar da yer aldı. Türkiye çıkışlarda da en alt sırada yer alan ülkelerden biri oldu. İlk yarıda Türkiye’den 1 milyar dolarlık sermaye çıkışı yaşandı. ABD’den 95 milyar dolar, İngiltere’den 55 milyar dolar, İsviçre’den 11 milyar dolar, İspanya’da 18 milyar dolar, Hollanda’dan 24 milyar dolar, Meksika’dan 3 milyar dolar, Kore’den 2 milyar dolar, Portekiz, Polonya, Macaristan ve Yunanistan’dan 1′er milyar dolar, Almanya’dan 36 milyar dolar, Fransa’dan 88 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye çıkışı yaşandı. OECD ülkelerinden sermaye çıkışı yılın ilk yarısında toplam 498 milyar dolar oldu.

OECD açıklaması

Tahmin OECD’nin 26 Kasım 2009 tarihine kadar uluslar arası birleşme ve devralma aktiviteleri (M&A activity) verilerinin analizine dayandırıldı. OECD’den yapılan açıklamaya göre düşüş, örgüte üye ülkeler alanında en büyük ölçüde yüzde 60 oranında sınırötesi birleşme ve devralmaların değerinde görüldü. Söz konusu birleşme ve devralmaların değeri 2008′deki 1 trilyon dolardan 454 milyar dolara geriledi.

Ancak düşüşte büyük “yükselen ekonomilerden yapılan ve bu ekonomilere yönelik” M&A etkinliğinde ilk keskin azalışların görülmesi de etkili oldu. Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Rusya ve Güney Afrika’da yerleşik firmaların uluslar arası M&A aktivitesi, 2008′deki 121 milyar dolarlık düzeyinden 2009′da 46 milyar dolarlık düzeye geriledi ve yüzde 62 düşüş gösterdi. Bu ülkelere yönelecek M&A aktivitesinin bu yıl ise yüzde 40 düşerek 80 milyar doların biraz üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor.

Paris’te toplanan OECD Küresel Yatırım Forumu öncesinde konuşan OECD Genel Sekreteri Angel Gurria hükümetlerin yatırım ortamını daha fazla teşvik etme ihtiyacı içinde olduklarını bildirdi. Gurria, “Uluslar arası yatırım politika toplumu, şu anda yükselen ekonomilere doğru yayılmış bulunan kırılgan küresel ekonomi zemini ve uluslar arası yatırım aktivitesindeki keskin düşüşler karşısında rahat içinde olamaz. Uluslar arası korumacılık en ihtiyaç bulunduğu anda uluslar arası yatırmı akımının daha da azalması yoluyla toparlanma üzerinde ciddi risk oluşturur. Küresel zorluklar aynı zamanda edinilebilen kamu kaynaklarını daha da aşan ölçekte yatırımlar gerektiriyor. İş ortamı çözümün temel parçası” dedi.

UEFA acil toplandı

25 Kasım 2009 admin  
Kategori: Gundem

2942 UEFA acil toplandıAralarında Türkiye’nin de bulunduğu 9 ülkenin futbol federasyonu temsilcileri, Avrupa’nın en büyük şike soruşturması için UEFA yöneticileriyle acil toplandı.

Nyon- UEFA’nın İsviçre’nin Nyon kentindeki genel merkezinde yapılan toplantıya Avusturya, Belçika, Bosna Hersek, Hırvatistan, Almanya, Macaristan, Slovenya, İsviçre ve Türkiye’nin futbol federasyonu temsilcileri çağrıldı.

Toplantıdan önce AP Haber Ajansı’na açıklama yapan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Genel Sekreteri Ahmet Güvener, federasyonlar olarak, UEFA’dan konuyla ilgili daha fazla bilgi istediklerini belirtirken, Almanya Futbol Federasyonu temsilcisi Wolfgang Niersbach ile Belçika’dan Jean-Marie Philips, açıklama yapmaktan kaçındı.

UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantino başkanlığındaki toplantının 5 saat sürmesi bekleniyor.
Toplantıda Türkiye’yi, Güvener’in yanı sıra TFF Yönetim Kurulu Üyesi Yunus Egemenoğlu ve Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu Başkanı Reşat Bostan temsil ediyor.

Enerjiyi parası olan kullanabiliyor

24 Kasım 2009 admin  
Kategori: Gundem

1930 Enerjiyi parası olan kullanabiliyor Avrupa Bölgeleri Birliği (AER) tarafından düzenlenen ”enerji” konulu anketin sonuçlarına göre, yeterli yetki ve finansman sağlanan bölgeler, farklı ve yenilikçi yaklaşımlarla sınırları içinde bulunan enerji potansiyellerinden faydalanabiliyor.

İstanbul - Avrupa’daki 24 ülkenin 66 bölgesini kapsayan soru/cevap anketinin sonuçlarına göre, Avrupa Bölgelerinin yüzde 91′i enerjiyi önümüzdeki 15 yılın önemli öncelikleri arasında görüyor ve bunların yüzde 75′inin bir enerji stratejisi bulunuyor.

Bu stratejiler genellikle yenilenebilir enerji kaynaklarını (RES) geliştirmek için özel bir plan içerirken, Fransa ve Macaristan’daki bölgeler kendilerine gerekli yetkilerin verilmemesinden dolayı RES’ten faydalanamadığını belirtiyor.

Yeterli yetki ve finansman sağlanan bölgelerin, farklı ve yenilikçi yaklaşımlarla kendi sınırları içinde enerji potansiyellerinden faydalanabildiği gözlenirken, bunun örnekleri, Brüksel (Belçika) ve Gelderland’da (Hollanda) katı atık, Azor Adaları’nda (Portekiz) dalga, Vasternorrland’da (İsveç) kar, Bornholm’da (Danimarka) ekin sapı, Orta Finlandiya’da kağıt posasından elde edilen ”siyah likör’, Avusturya ve Güney Avrupa bölgelerinde güneş enerjisi, Ticino (İsviçre) ve Balkan bölgelerinde odun-esaslı enerji kullanımı olarak sıralanıyor.

RES, birkaç bölgenin elektrik tüketimi konusunda tamamen bağımsız olmasına olanak tanırken, bazı bölgelerin AB’nin yüzde 20′lik hedefinden daha yüksek seviyelerde RES’den enerji ürettiği görülüyor.

Ankete yanıt verenlerin yüzde 59′u Avrupa Bölgesel Gelişim Fonu (ERDF) tarafından finanse edilen Avrupa Bölgesel İşbirliği programlarını kullansa da, çok azı RES’i teşvik eden eğitim ve gençlik programları için Avrupa Yatırım Bankası kredilerinden ve AB desteğinden faydalanıyor.

Anket sonuçlarına göre, enerjinin akıllı kullanımı konusunda, bölgelerin yüzde 40′ı akıllı şebeke teknolojileri kullanıyor.

 

”RES girişimleri mali teşvikler ile mümkün olabilir”

AER Başkanı Michele Sabban, anket sonuçlarının, doğru yetki ve finansman verildiğinde, bölgelerin Avrupa’nın büyük zorluklarıyla mücadele etme konusunda liderlik edebileceklerine işaret ettiğini belirtti.

Sabban, RES girişimlerinin, politika desteği ve sıklıkla ulusal ve Avrupa seviyesindeki karar alıcıların mali teşvikleri ile mümkün olabileceğini belirterek, ”Örneğin AB, odun-esaslı RES kullanımını teşvik etmek için daha fazla girişimde bulunabilir. Bölgelerimizin çoğunluğu ormanlarla donatılmış olmasına karşın AB’nin toplam enerji üretiminin sadece yüzde 3′ü odun esaslıdır. Özellikle daha az gelişmiş bölgelerin bu potansiyellerden yararlanabilmesi için mali teşvike ihtiyacı vardır” dedi.

Anket yapılan bölgelerin yüzde 98′inin, iklim değişimine karşı ”savaş”ta olumlu rol üstlenebilecekleri inancını taşıyan Sabban, ulusal hükümetlerin ve AB’nin bu ”savaş”a katılmaları için bölgelere gerekli araçları sağlaması gerektiğini vurguladı.

---------------- -----
----------------------------