Davutoğlu-Paet ortak basın toplantısı
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Estonya Dışişleri Bakanı Urmas Paet ile yaptığı ortak basın toplantısında gündeme ilişkin konulara değindi.
Ankara- Tekel işçilerinin eylemi ve polisin müdahalesine yönelik bir soru üzerine Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin demokratik bir ülke, aynı zamanda da hukuk devleti olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Türkiye’de belli politikalardan hoşnutsuzluk söz konusu olduğunda, bu hoşnutsuzluğun demokratik haklar kapsamında nasıl dile getirileceğinin kuralları bellidir. Bu da, herhangi bir demokratik ülkede olduğu gibi, izinli gösteriler, mitingler ve protestolar şeklinde yapılabilir. İzinli gösteri ve yerler konusunda herhangi bir kısıtlama olursa, tabii ki bu demokratik haklara aykırı olur. Ama eğer bu gösteri yapma özgürlüğü herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda, gece ve gündüz demeksizin, sınır tanımaksızın kullanılmaya kalkışılırsa, bu sefer de kamu düzeni sarsılmaya başlar.”
“Dünkü gelişmeler bizim görmek istemediğimiz tablolardır” diyen Davutoğlu, bunun için her zaman Türkiye’de hukuk devletine uygun, demokratik hakların hukuk devleti çerçevesinde kullanılan bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini söyledi.
Dauvtoğlu, gelişmelerin birkaç gündür ve gece yarılarına kadar sürdüğünü belirterek, Türkiye’deki kurallara göre bu anlamda getirilen sınırlar olduğunu kaydetti. Bu konuda gösterilen bir sabrın söz konusu olduğunu ifade eden Davutoğlu, ancak bu anlamda istenmeyen, tasvip edilmeyen gelişmeler de olduğunu belirtti. Davutoğlu, “Ama bu güvenlik güçlerimizin tavırlarında sadece göz önüne alınmamalı, demokratik haklar ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kullanılmalı. Bu çerçevede kullanıldığında süreklilik arz edebilir. Biz Türkiye’nin en üst demokratik standartlara kamu düzenini bozmamak üzere ulaşmasını temel ilke olarak benimsiyoruz. Bu gelişmelerin bu çerçevede, esas itibariyle demokratik yapımıza ve hukuk devleti esaslarına uygun şekilde ele alınması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.
NATO Genel Sekreter yardımcılığı
NATO Genel Sekreter yardımcılığı için Büyükelçi Hüseyin Diriöz‘ün adının geçtiği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Davutoğlu, Türkiye’nin bütün uluslararası örgütlerde etkin görevler üstlenme konusunda kararlı olduğunu belirterek, bunun noktasal bir hedef değil, bir strateji olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin üye olmadığı kuruluşlarda dahi oynadığı etkin rollere işaret eden Davutoğlu, Türkiye’nin en fazla katkıda bulunduğu ve Soğuk Savaş döneminde büyük sorumluluklar üstlendiği NATO’da, uzun yıllardır çok önemli üst düzey görev almamış olmasının bir çelişki olduğunu ifade etti. Davutoğlu, bu çerçevede yoğun temasların yapıldığını kaydetti.
Son dönemde bu çerçevede askeri temsil konusunda bir iyileşmenin söz konusu olduğunu belirten Davutoğlu, “Askeri alanda sağlanan iyileşme dışında istiyoruz ki, NATO’nun yönetiminde de Türkiye daha aktif olarak rol alsın. Ama bunun ne zaman hangi yolla gerçekleşeceği bu çabalar içinde belli olacak” dedi.
Davutoğlu, hemen şu anda var olan bir genel sekreter yardımcılığını mı, kurulacak yeni bir genel sekreter yardımcılığını mı üstlenilebileceğinin ya da başka hangi etkin görevlerin alınabileceğinin, bunların hepsinin önünün açık olduğunu söyledi. Davutoğlu, konuyu, ‘Türkiye hemen yarın bir post alacak’ gibi değerlendirmenin doğru olmayacağını, ancak hedefin bu doğrultuda olduğunu bildirdi.
İran nükleer programı
İran’ın nükleer programına ilişkin bir soru üzerine Davutoğlu, “Biz bu krizin diplomatik yollarla aşılması gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Türkiye’nin son aylarda bu yönde yoğun çaba sarf ettiğini belirten Davutoğlu, bu yöndeki çabaların süreceğini ifade etti. Davutoğlu, “Ümit ederiz ki, İran’ın barışçıl nükleer enerji elde etme hakkını gözeten, ancak nükleer silahlanmaya herhangi bir şekilde, kimin elinde olursa olsun izin vermeyen bir düzenleme gerçekleşir ve bölgemiz, dünya bu anlamda huzura kavuşur” dedi.
“AB, Türkiye için stratejik bir hedeftir”
Davutoğlu, Estonya Dışişleri Bakanı Urmas Paet ile görüşmesinden sonra düzenlenen ortak basın toplantısında, Türkiye ile Estonya arasında uluslararası her alanda karşılıklı destek bulunduğunu belirterek, ekonomik ilişkilerin iyi seyrettiğini ve 500 milyon dolara yakın mevcut ticaret hacminin giderek artacağını kaydetti.
Ekonomik ilişkilerin gelişmesi ve turizmin artması için hava bağlantısının önemine dikkati çeken Davutoğlu, konuk bakanla görüşmesinde Türk Hava Yollarının gelecek iki yılın ilk yarısında seferlere başlamasını temin etme konusunda anlaştıklarını söyledi.
Davutoğlu, Estonya ile Türkiye arasındaki kültürel ilişkilerin de iyi olduğunun altını çizdi ve Estonya’nın iki üniversitesinde Türkçe eğitimi verildiğini ve iki ülke arasında öğrenci değişiminin bulunduğunu ifade etti.
İstanbul’un 2010, Estonya’nın başkenti Tallinn’in de 2011 yılında AB kültür başkenti olacağını hatırlatan Davutoğlu, “Bu anlamda işbirliğinin sürdürülmesine karar verdik” dedi.
Davutoğlu, vize kolaylıklarının daha da artması için konuk bakanla görüşmelerde bulunduklarını belirterek, Türk tarafının Estonya’ya vize uygulamadığını söyledi.
“Estonya’nın resmi pasaportlara gösterdiği kolaylığı ve Şengen sistemi içerisinde daha başka ne gibi kolaylıklar gösterebileceğini ele aldık” diyen Davutoğlu, bu konuda da ciddi ilerlemeler sağlanacağını ümit ettiklerini kaydetti.
AB’yi ve Kıbrıs konusunu ele aldıklarını ifade eden Davutoğlu, Estonya’nın, Türkiye’yi AB üyeliği sürecinde ciddi anlamda destekleyen ülkelerin başında geldiğini söyledi ve AB’nin, Türkiye için stratejik bir hedef olduğunu ve bu stratejik hedefin önündeki engellerin objektif değil, tamamıyla subjektif engel niteliği taşıdığını ifade etti.
Kıbrıs konusunda son AB kararlarına yansıyan bazı unsurların Türkiye’yi ne kadar rahatsız ettiğini konuk bakanla paylaştığını kaydeden Davutoğlu, “her ne surette olursa olsun Türkiye’nin AB konusundaki kararlılığının devam edeceğini” vurguladı ve “Türkiye’nin Kıbrıs’ta kalıcı ve kapsamlı çözüm bulma çabaları sürecek” dedi. Davutoğlu, bu konuda Estonya’nın da destek olacağını, Türkiye’nin de Estonya’nın verdiği bu destekten ötürü memnun olduğunu ifade etti.
Davutoğlu, “AB üyelerinin çoğu, Türkiye’ye bu anlamda destek vermektedir. Ümit ederiz ki bu konuda şu ana kadar beklediğimiz objektif tutumu göstermeyen ülkeler de yaptıkları stratejik hatanın farkına varırlar” dedi.
Estonya Dışişleri Bakanı Urmas Paet
Estonya Dışişleri Bakanı Urmas Paet de, “Davutoğlu’nun Türkiye-Estonya ilişkileri açısından söylediklerine yüzde 300 katıldığını” söyleyerek, Türkiye’nin her zaman açık ve net bir şekilde Estonyalılara karşı takındığı olumlu tavır için minnettar olduklarını belirtti.
Türkiye’nin, Sovyetler Birliği işgaline net bir şekilde karşı durduğunu ve Estonya’nın NATO üyeliğine destek verdiğini hatırlatan Paet, ayrıca hava sahalarının korunması konusunda kendilerini destekleyen ilk NATO ve Akdeniz ülkesinin Türkiye olduğunu ifade etti.
Paet, Türkiye’nin 2008 yılında Estonya vatandaşlarına vize uygulamasını kaldırmasının kendilerini çok memnun ettiğini ifade ederek, kendilerinin de Türkiye için diplomatik ve hizmet pasaportlarında aynı kararı aldıklarını söyledi.
Geri kalan vize uygulamalarının Şengen çerçevesinde olduğu için Şengen ülkelerinin ortak kararını gerektirdiğini belirten Paet, kendilerinin gelecekte uzun vadeli ve çok girişli vize verme konusunda planlar yaptıklarını ve böylelikle Estonya’nın Türk halkı tarafından daha fazla ziyaret edileceğini arzu ettiklerini kaydetti.
Paet, gelecekte Türkiye’nin, AB’ye aday ülke olarak vize sisteminin liberalleştirilmesi konusunda daha sağlam adımlar atacağını ümit ettiklerini de sözlerine ekledi.
“Estonya, her zaman AB’nin genişlemesi taraftarı bir ülke olmuştur” diyen Paet, “Türkiye’nin de müzakereleri tamamlayıp tüm AB kriterlerini karşıladığında hiç tartışmasız üyelik hakkını elde etmesi gerektiğini” vurguladı.
Paet, Kıbrıs meselesine dair olumlu neticelerin en kısa zamanda alınmasını arzu ettiklerini söyledi ve “Türkiye’nin diğer fasıllarda da görüşmelere en kısa zamanda başlayabilmesini ümit ediyoruz” dedi.
Türkiye’nin kendi bölgesindeki faaliyetlerini de değerlendiren Paet, “Özellikle Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi çabasını son derece önemli adımlar olarak düşünüyorum” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye’nin Orta Doğu’da genel anlamda atmosferi düzeltmek için Suriye, İsrail ve tüm diğer ülkelerle sarf ettiği çabaların çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bütün bunların çok doğru bir ivme yarattığını ve böyle bir ortam içerisinde Kıbrıs meselesinin de son derece olumlu bir şekilde neticelenebileceğine dair inancımı tekrar etmek istiyorum”.
Paet, Türkiye’den ülkelerine gelmek isteyen herkese Estonya’nın kapılarının açık olduğunu sözlerine ekledi.
Bakan Ergin’den AKP’lilere ‘dinlenme’ savunması
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, AKP’nin Kızılcahamam Kampı’nda son günlerde Yargıtay ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın santral telefonlarının dinlendiği iddialarıyla başlayıp, “yürütmenin yargıyı kuşatma girişimi”ne değin uzanan iddialara yanıt verdi.
Ankara- Son günlerde kamuoyunun hedefi haline gelen Adalet Bakanı Sadullah Ergin, AKP’nin hafta sonu gerçekleşen Kızılcahamam Kampı’nda, milletvekillerine telekulak iddialarıyla ilgili 14 sayfalık bir bilgi notu sundu. “Bilgi Notu” başlığı adı altında milletvekillerine dağıtılan 14 sayfalık metinde telekulak iddiaları rakam ve grafiklerle anlatıldı. Adalet Bakanı Ergin’in milletvekillerine dağıttığı metinde, “Hukuk devleti, kuvvetler ayrılğı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, hakim ve savcılar hakkında inceleme ve soruşturma işlemleri, yargı mensuplarının baskı altına alındığı iddiaları, teknik hakimlerin durumu ve çözüm önerileri” iddialar ve çözüm önerileri ayrıntılı bir şekilde ifade edildi.
Hukuk devleti
Hukuk devleti tanımının da yer aldığı metinde; “Hukuk devletinde kurallara uymak bakımından devlet ile vatandaş arasında bir fark yoktur. Hukuka uymak sadece vatandaş için değil, devlet içinde bir zorunluluktur. Yasama yürütme ve yargı organları, Anayasa hükümleri ve temel hukuk kuralları ile bağlıdır” denildi. Demokratik hukuk devletinin gereklerinden birisinin de kuvvetler ayrılığı olduğu vurgulanarak, “Yasama ve yürütmenin yargıya müdahalesi, yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayırımı prensibini ortadan kaldıracağı gibi, yargının da yasama ve yürütmenin yerine geçerek karar vermesi; demokrasi ve hukuk devletini ortadan kaldırarak hakimler devletine yer açacaktır” ifadelerine altı çizilerek yer verildi.
Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının anlatıldığı metinde, Anayasa’nın ilgili maddelerine göndermelerde bulunuldu. Yargı bağımsızlığının yargı üzerinde iç ve dış etkilerin bulunmaması ile sağlanabileceği vurgulandı. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ise milletvekillerine şu ifadelerle anlatıldı: “Devlet kurumlarından ve her türlü baskı gruplarından gelen bütün müdanaleler dış etkiyi, yargıyı kendi içinden gelen müdahaleler ise iç etkiyi oluşturur. Tarafsızlık ise yargısal görevin yerine getirilmesinde bir tarafın lehine davranmamak veya önyargılı olmamaktır.”
İnceleme ve soruşturma Adalet Bakanlığı’nın iznindedir
Adalet Bakanı Ergin’in, milletvekillerine sunduğu metinde, hakimler ve savcılar hakkında inceleme ve soruşturma işlemleri hakkında da geniş bilgiler yer aldı. Yargı mensuplarının görevlerini icra ederken hukuk kuralları içerisinde hareket etme zorululuğu içerisinde olduklarına dikkat çekildi ve “Bağımsızlık hakim ve savcıların kurallara uyma mecburiyetini ortadan kaldırmaz” denildi.
Hakim ve savcıların zaman zaman kuralları çiğnediği belirtilerek, bu nedenle haklarında inceleme ve soruşturmaların açıldığına dikkat çekildi. Metinde hakim ve savcıların neden disiplin cezası aldığı da şu gerekçelerle anlatıldı: “Hakim ve savcıların görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçları, sıfat ve görevleri gereğine uymayan tutum ve davranışları nedeniyle haklarında inceleme ve soruşturma yapılması Adalet Bakanlığı’nın iznine bağlıdır. Basında Yargıtay santralinin dinlendiği ve Yargıtay üyeleri hakkında soruşturma yapıldığı gibi yanlış bilgiler yer almaktadır. Oysa ki Yargıtay santralinin dinlettirilmesi veya Yargıtay üyeleri hakkında soruşturma yapılması hiçbir şekilde söz konusu değildir.”
Yargı mensuplarının baskı altına alındığı iddialarına geniş yer veren Ergin, incelemeler ve soruşturmalar sırasında müfettişler tarafından iletişim dinlenmesinin ve tespiti yönündeki taleplerinin hepsinin kabul edilmesinin söz konusu olmadığı gibi reddedilen taleplerin olduğunu da belirtildi.
Müsteşar kalmalı ısrarı
Milletvekillerine dağıtılan 14 sayfalık bilgi notunda hukuk dışı dinlemelere karşı çözüm önerileri de sunuldu. Yargı Reformu Strateji Belgesine atıfta bulunularak şu çözüm önerileri getirildi:
-Teftiş Kurulu Başkanlığının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na bağlanması, hakim ve savcıların denetiminin kurul bünyesinde gerçekleştirilmesi,
-Halen Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nde yürütülen, hakim ve savcıların denetiminin kurul bünyesinde gerçekleştirilmesi,
-Personel Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen sekretarya hizmetlerinin kurula devredilmesi,
-HSYK geniş tabanlı temsil esasına göre oluşturulmalı, Yargıtay ve Danıştay genel kurullarınca doğrudan seçilen üyeler aracılığıyla temsil edilecektir. HSYK üç daire şeklinde yapılandırılacaktır. HSYK’nın kararlarına karşı etkili bir başvuru yolu getirilecek, meslekten ihraca yönelik kararlarına karşı yargı yolu açılacaktır.
-Parlamento ile ilişkileri sağlamak ve hesap verilebilirlik açısından Adalet Bakanlığı’nın bakanlık ile ilişkileri koordine etmek için Bakanlık Müsteşarının HSYK’da bulunması sağlanacaktır.
Öte yandan, milletvekillerine sunulan bilgi notunda, son 11 yılda hakim ve Cumhuriyet savcılarının şikayet sayıları da grafiklerle ayrıntılı bir şekilde anlatıldı. Bilgi notuna göre, 11 bin 206 hakim ve savcı görev başında bulunuyor. Son beş yılda toplam şikayet sayısının 20 bin 443 olduğu belirtilen bilgi notuna göre, bu şikayetlerden bin 209′unda soruşturma ve kovuşturmaya izin verildi ve sadece 6 dosyaya ilişkin dinleme talep edildi. Toplamda da 69 hakim ve savcı mahkeme kararı ile dinlendi. Bilgi notunda, bin 209 soruştura ve kovuşturma dosyasından 6’sında Adelet Bakanlığı müfettişlerince mahkemelerden dinleme kararı alındığı görülüyor. Bilgi notunda söz konusu 6 dosyadan birinde 56 kişi olmak üzere, toplam 69 hakim ve savcının mahkeme kararı ile dinlendiği ifade ediliyor.









