Kpss, Memur, Atama haber


“Çağırırlarsa tabii ki gideceğiz”

18 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

37537 Çağırırlarsa tabii ki gideceğizYargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili çağrılması durumunda ifade vermeye gideceğini belirterek, bunun dışında bir şeyin olamayacağını söyledi.

Çanakkale- Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Çanakkale Şubesince düzenlenen ”Hukuk Devleti ve Yargı Bağımsızlığı” konferansına katıldı. Konferansın ardından gazeteciler, Kanadoğlu’na, Ankara’daki evine, Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcılığı’nca bir tebligat gönderildiğini hatırlatarak, ifadesine başvurulmak üzere 22 Aralık Salı günü Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne çağrılmasına ilişkin görüşlerini sordu.

Kanadoğlu, ”Ben her şeyden önce yargının en üst kademesine kadar hizmet etmiş bir insanım. Çağırırlarsa tabii ki gideceğiz, bunun dışında bir şey olamaz” diye konuştu.
Sabih Kanadoğlu, konferansta yaptığı yaptığı konuşmada ise Türkiye’de bugün hakim ve savcıların rahat rahat dinlenildiğini, bunun yasal kılıfının da rahat bir şekilde dikildiğini öne sürdü.

Kanadoğlu, ”Dinleme yapılırken hakim karar veriyor, hakim karar verdiğine göre yasaldır deniliyor ve dinleme yapılıyor. Aslında ne yasaldır ne de hukukidir. Çünkü müfettişlerin ne şekilde bir soruşturma yapacağı, açık bir biçimde hem kendi tüzüklerinde vardır, hem de Ceza Muhakemesi Kanunu’nda bir müfettişin ne yapacağı çok açık bir şekilde yazılmıştır. Yani dinlemenin izlemenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı konusu yasada bellidir” dedi.

Atatürkçü düşüncenin, eleştirel akıl, bilim ve laik düşünce olduğunu ifade eden Kanadoğlu, hukukun üstünlüğünün egemen olmadığı bir ülkede demokrasinin kurulamayacağını, hukuk devletinin de olamayacağını belirterek ”Eğer orada yargı bağımsız değil ise orası bir hukuk devleti olmanın dışında kanun devleti de olamaz” diye konuştu.

”Bugün çekilen sıkıntının Türkiye Cumhuriyeti devleti unsurlarının yıkılmak istenmesinden doğduğunu” öne süren Kanadoğlu, şöyle devam etti:
”Çünkü laik devlet dediğimizde, laiklik doğrudan doğruya bir şekilde tanımlanmıştır. Yani dinin siyasete alet edilmediği devlet. Dinin siyasete alet edilmesinin yasaklanmasına rağmen devamlı olarak bunu bir oy kazancı olarak kabul edenler, bunu kullanmak isteyenler, karlı bir iş olarak görenler, devamlı bir şekilde dini siyasete alet ettiler.”

Anayasa Mahkemesinin, AKP hakkındaki kapatma davasıyla ilgili kararını hatırlatan Kanadoğlu, ”Bunlar çağdaş demokrasinin nimetlerinden faydalanarak sadece iktidar ve yönetimde olma amacındadırlar. Bu sistemin adı çağdaş demokrasi değildir” diye konuştu.

Kanadoğlu, demokratik açılımın önce ”Kürt açılımı” olarak geldiğini, daha sonra bunun ulus devlet düşüncesine tamamen zıt olduğunun anlaşıldığını ve bundan vazgeçildiğini belirtti.

Demokratik açılımın şimdi ”milli birlik ve kardeşlik” şekline dönüştüğünü, hiç bir siyasi iktidarın ülkeyi belirli bölümlere bölerek belirli yerlere demokratik açılım yaparak, ”oraya demokrasi götüreceğim” diyemeyeceğini ifade eden Kanadoğlu, demokratik açılımın yapılacağı yerin Türkiye’nin bütünü olduğunu savundu.

‘Dağlarca’dan gökyüzü’ gün sayıyor

17 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

5806 Dağlarcadan gökyüzü gün sayıyorŞair Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın vasiyeti üzerine hayatının son zamanlarını geçirdiği dairesi, yasal işlemlerin tamamlanmasından sonra Kadıköy Belediyesi’nce müze yapılacak.

İstanbul- Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, yaptığı açıklamada, Dağlarca’nın sağlığında kişisel eşyalarının da yer aldığı evinin müze haline getirilmesi için Kadıköy Belediyesine bıraktığını hatırlattı.

Öztürk, Dağlarca’nın evine ilişkin Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde vasiyetin açılması davasının devam ettiği için müze projesine henüz başlanamadığını ifade ederek, ”Dağlarca, Kadıköy Mühürdar’da hayatının son zamanlarını geçirdiği apartman dairesini ‘Dağlarca’dan Gökyüzü’ adıyla canlı bir müze olması için Kadıköy Belediyesi’ne bağışlamıştı” dedi.

Dağlarca’nın evinin mahkeme tarafından mühürlendiği için henüz hiçbir işlemin yapılamadığına işaret eden Öztürk, ”Bize evini bıraktı, ama başka yerlerde başka mal varlıkları daha varmış. Onlar da araştırılıyor ve tespiti yapılıyor. Mehmetçik Vakfı da mirasçısı. Bizimle ilgili bölüm bütün bu yasal süreç tamamlandıktan sonra çözülecek” diye konuştu.

Selami Öztürk, bu arada mahkemenin evde, kitapları, özel eşyaları, antika bir radyo ve pikap ile fotoğrafların tespitini yaptığını dile getirerek, şunları kaydetti: ”Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın vasiyetini yerine getireceğiz. Dairesi kişisel eşyaları, kitapları ve resimleriyle onun adını taşıyan bir anı evi, müze olacak. Adını zaten sağlığında kendisi koymuştu; ‘Dağlarca’dan Gökyüzü’. Buraya gençlerin gelmesini, kitap okumalarını, çay, kahve içip sohbet etmelerini isterdi. Biz de onun bu isteği doğrultusunda evini elden geçirip düzenleyeceğiz.

Türk şiirinin ulu çınarı Fazıl Hüsnü Dağlarca ülkemiz için çok büyük bir isim. Onun Kadıköy’de yaşaması, son zamanlarını Kadıköy’de geçirmesi bizim için büyük bir onur ve güzel bir anı olarak kalacak. Onun adını yaşatacağız. Tabii ki en büyük arzumuz, son zamanlarında bizden son isteği olan evinin kapılarının müze olarak açılması, gençlerin gelmesi, kitaplarının orada olması, eşyalarının sergilenmesiydi. Bu arzusunu yasal süreç tamamlandıktan sonra yerine getireceğiz. Dünyaya mal olmuş bir isim olan Dağlarca, küçük eve sığmaz ama, biz onun son arzusunu yerine getirip, onun anısına, hatırasına sahip çıkacağız. Onu tanıdığımız için, bizim hemşehrimiz olduğu için kendimizi tüm Kadıköylüler olarak şanslı sayıyoruz.”

---------------- ----- ----------------------------