Houston’a lezbiyen belediye başkanı
ABD’nin Teksas eyaletinin Houston kenti sakinleri ilk kez Annise Parker adındaki homoseksüeli belediye başkanı seçti.
Houston- ABD’nin en büyük dördüncü kenti olan Houston’daki seçmenler lezbiyen olan Annise Parker‘ı verdikleri yüzde 53,6′lık destekle belediye başkanlığına getirdi. Parker, oylamaya katılan 152 binden fazla seçmenden 81 bin 652′sinin oyunu alırken, rakibi eski Houston savcısı Gene Locke’a yaklaşık 11 bin oy fark attı. Yenilgiyi kabul eden Locke, Parker’ı tebrik etti.
Parker’ın homosekseül olduğunu saklamaması nedeniyle ayrı önem kazanan Houston belediye başkanlığı seçiminde, homoseksüel karşıtlarıyla homoseksüel olan ve onlara destek verenler arasında kıyasıya bir seçimin yanı sıra sert tartışmalar da yaşandı. Cinsel tercihini saklamayan Parker’a karşı muhafazakar dini gruplar 61 yaşındaki Locke’ın yanında yer aldı. Bu grup Parker’ın homoseksüelliğini internet kullanıcılarına elektronik postalar göndererek kınadı. Buna karşın gay ve lezbiyen siyasi örgütler 53 yaşındaki Parker’a destek için ülke çapında gösteriler düzenledi, para topladı, insanlara Parker’a oy vermesi için çağrıda bulundu. Parker, Demokrat Partiden Vali adaylığı için başvurmayı planlayan Bill White’ın yerine geçecek.
ABD’nin Portland, Oregon, Providence, Rhode Island ve Cambridge’in de aralarında olduğu küçük bazı kentlerini homoseksüel kimliğini saklamayan belediye başkanları yönetiyor. ABD’nin dördüncü büyük kenti Houston’un nüfusunun yaklaşık yüzde 25′ini siyahlar oluşturuyor. Demokratların etkin olduğu 2.2 milyonluk kentte Hispaniklerin oranı ise üçte bir. Kentte gay ve lezbiyenlerin sayısı ise 60 bin.
EKK toplantısı’nda sulama sorunu
Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) Toplantısı’nda sulama birliklerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar değerlendirildi.
Ankara- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın makamından yapılan yazılı açıklamaya göre, EKK, Bakan Babacan başkanlığındaki 30′uncu toplantısını, 2 Aralık 2009 tarihinde gerçekleştirdi.
Sulama birliklerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmaların değerlendirildiği toplantıya, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker ve ilgili kamu kurumlarının temsilcileri katıldı.
Toplantıda, sulama birliklerinin etkin bir biçimde çalışmasını ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasını amaçlayan mevzuat çalışmalarına ilişkin ilgili kurumların görüş ve değerlendirmeleri alındı.
Toplantı sonucunda alınan karar çerçevesinde, Çevre ve Orman Bakanlığı ilgili tüm tarafların katılımını sağlayarak yapılan çalışmaları nihai hale getirecek ve en kısa sürede Kurul’un onayına sunulacak.
Kıbrıs’ta, 2 Rum başvurusu daha sonuçlandı
Kıbrıslı Rumların, mülkiyet talepleri için adil, hızlı ve etkin bir çare bulabilmek için faaliyetlerine devam eden ve Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmasına katkıda bulunmayı hedefleyen KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu, son günlerde iki Rum başvurusunu daha anlaşmayla sonuçlandırdı.
Lefkoşa- Kıbrıslı Rumların, 1974 öncesinde Kuzey Kıbrıs’ta kalan malları için, KKTC Taşınmaz Mal Komisyonuna takas, tazminat ve iade için başvuruları sürüyor.
Komisyonun web sayfasından derlenen bilgilere göre, komisyona 4 ve 26 Kasım 2009 tarihleri arasında 5 başvuru daha yapıldı ve bu sürede 2 başvuru karşılıklı anlaşmayla sonuçlandı. Bu sürede 481 bin sterlin tazminat ödendi.
Kıbrıs sorununun temel noktalarından mülkiyet sorununa “iç hukuk” oluşturma amacıyla KKTC’de kurulan Taşınmaz Mal Komisyonuna, resmen faaliyete geçtiği 17 Mart 2006′dan 26 Kasım 2009′a kadar 437 Rum başvurdu.
Yabancıların da görev aldığı mahkeme statüsündeki komisyon, 26 Kasıma kadar başvuru dosyalarından 83′ünü karşılıklı anlaşmayla, dördünü de duruşma yoluyla sonuçlandırıldı.
Ayrıca iki başvuru için takas ve tazminat, dört başvuru için iade ve tazminat kararı veren komisyon, bir başvuru için çözümden sonra iade ve bir başvuruda da kısmi iade doğrultusunda karar verdi.
Komisyon, şu ana kadar başvuranlara, mallarının bedeli olarak 38 milyon 141 bin 600 sterlin tazminat ödedi.
Başvuruların son dönemlerde arttığı ve yaklaşık son iki ayda 15 milyon sterlini aşkın tazminat ödendiği gözleniyor.
Kopenhag İklim Zirvesi’ne doğru
Kopenhag İklim Zirvesi için hazırlanan bildiri taslağında, gaz salımının, 2050 yılına kadar 1990 yılı seviyesinin yarısına indirilmesi çağrısında bulunuldu.
Yeni Delhi- Zirveye ev sahipliği yapacak olan Danimarka tarafından hazırlanan bildiri taslağı, dünya genelindeki gaz salımının 40 yıl içinde yüzde 50 oranında aşağıya çekilmesini ve bunda büyük payı zengin ülkelerin üstlenmesini öngörüyor. Zirve toplantılarının sonunda imzalanacak siyasi anlaşmanın temelini oluşturabilecek olması nedeniyle büyük önemi bulunan taslakta, zengin ülkelerin, sera etkisi yaratan gazların salımını 2050 yılına kadar yüzde 80 oranında azaltmaları gerektiğine işaret ediliyor.
Reuters haber ajansının ele geçirdiği taslakta, az gelişmiş ülkelerin ısrarla üzerinde durduğu, gelişmiş ülkeler için belirlenecek orta vadeli hedefe değinilmedi. Isı artışının en fazla 2 dereceyle sınırlandırılması için çaba harcanması gerektiğine dikkat çekilen taslakta, iklim değişikliğiyle mücadelede daha etkin olmak için tüm taraflara birlikte hareket edilmesi çağrısında bulunuldu.
Kopenhag’da 7-18 Aralıkta yapılacak zirveye 192 ülkeden yetkililer katılacak. Zirvede, 2012 yılında sona erecek Kyoto Protokolünün yerini alacak, sera gazı salımını düşürmeyi amaçlayan yeni iklim değişikliği anlaşması üzerinde çalışılacak. Hindistan, Çin, Brezilya ve Meksika gibi ülkeler, uluslararası denetime tabi bağlayıcı anlaşmalara karşı çıkıyor. Bu nedenle zirvede yapılacak müzakerelerle yeni bir anlaşmaya varılmasının kolay olmadığı yorumları yapılıyor.
Kadına yönelik şiddete ‘Hayır’
“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” dolayısıyla çeşitli parti ve sendika liderleri mesaj yayımladı. İşte liderlerin mesajları…
Ankara- DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” dolayısıyla yayınladığı mesajda, DP’nin bağımsız kadın örgütleriyle işbirliği yaparak denetim mekanizmalarının hayata etkin şekilde geçmesi için çalışma başlattıklarını bildirdi. “Kadına karşı şiddetin hiçbir biçimi kabul edilemez Hükümeti yasal ve kurumsal çözümleri daha fazla geciktirmeden gerçekleştirmeye çağırıyorum” diyen Cindoruk, hükümetin, asli görevi olan kadınları şiddetten koruma konusunda geçtiğimiz 6 ay süresince hiçbirşey yapmadığını söyledi.
Hüsamettin Cindoruk, “Kadına karşı şiddetle mücadele konusunda, Hükümetin karnesi baştan aşağı sıfırdır. Hükümet, her açıdan sınıfta kalmıştır. Geçtiğimiz haziran ayında, Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi (AİHM) Türkiye’yi, hem aile içi şiddeti, hem de kadına karşı ayrımcılığı ortadan kaldırma konusunda son derece yetersiz davranması nedeniyle suçlu bularak, ceza karan almıştır. O günden bugüne, Hükümetin ‘şiddete uğrayan kadınlar için anket formları hazırlayacağız’ gibi açıklamalarının dışında herhangi somut bir önlem almadığı görülmüştür” dedi.
DP Genel Başkanı Cindoruk, her gün birçok kadının, şiddet nedeniyle sağlığını kaybettiğini ve yaşam hakkının elinden alındığını belirterek, resmi verilere göre, ülkede her 10 kadından 4′ünün şiddete maruz kaldığını bildirdi. Cindoruk, “Bu son derece vahim bir durumdur. Hükümet şiddete uğrayan kadınların korunması konusundaki asli görevini ihmal etmekte ve şiddete uğrayan kadınların korunması konusundaki asli görevini ihmal etmekte ve şiddete uğrayan kadınları tamamıyla korumasız ve çaresiz bırakmaktadır. Hükümeti göreve davet ediyorum” dedi. Zorunlu olduğu halde 319 belediyeden 19′unun kadınlar için sığınma evi açtığını kaydeden Cindoruk, partisinin kadına karşı şiddetle mücadele eylem planı hazırladığını, çoklu şiddete uğrama riski fazla olan engelli kadınlara yönelik bir çözüm paketi üzerine çalışmalarını yoğunlaştırdığını bildirdi.
“Demokrat olmasnın şartı…”
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Türkiye’de demokrat olmanın en öncelikli şartının kadına yönelik eşitlikçi ve özgürlükçü bir yaklaşıma sahip olmaktan geçtiğini belirterek “Özellikle politikada kadının özgür ve eşit olarak var olma mücadelesi, erkek dünyasının demokratik dönüşümü açısından en önemli aşamayı oluşturuyor. Kadınların kararlı bir şekilde yürüttükleri özgürleşme mücadelesi bizleri özgürlük ütopyalarımıza daha da yakınlaştırıyor” dedi.
“Kadına şiddete dur”
TÜRK-İŞ Kadın Çalışma Grubu, “25 Kasım Kadına Karşı Şiddetin Kaldırılması Günü” nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Toplumda ve işyerlerinde kadına karşı şiddete son vermek için sıfır toleranslı yaklaşımlara, acil tedbirlere, önleyici stratejilere ve hedeflere gereksinim vardır. Tüm kamu kurum ve kuruluşları, Sivil Toplum Kuruluşları ve sendikalar yapacakları ortak çalışmalarla şiddete son verilebilir” denildi.
Toplumsal olarak kadınlara karşı şiddetin en çok tolere edildiğini belirten açıklamada, kadınların evde, işyerinde, sokakta, yaşamın hemen her alanında şiddete maruz kaldığı ifade edildi. Kadınlara yönelik olan şiddetin sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok yerinde önemli bir sorun alanı olduğunu kaydeden açıklamada, şöyle denildi:
“Dünyada sosyal, ekonomik, siyasal ve dinsel güçlerden kaynaklanan bu şiddet, kadını sadece fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel olarak örselemesinin yanı sıra toplumsal yaşam içerisinde engelleyici rol oynamaktadır. Bu durum, kadınların insan hakları ve temel özgürlüklerini de kısıtlamaktadır. Türkiye’de ise kadınlar, fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet görmektedir. Namus nedeniyle ortaya çıkan töre cinayetleri ise özellikle Türkiye’nin belli başlı bölgelerinde yoğun bir şekilde yaşanmakta olup, kadınların hayatına mal olmaktadır.”
Dünyada ve Türkiye’de üç kadından birinin hayatları boyunca dayak yemekte veya cinsel istismara uğradığına dikkat çeken açıklamada şöyle denildi:
“Her yaşta kadın, kanser, sıtma, trafik kazası veya silahlı çatışma gibi sorunlardan çok, erkeklerin uyguladığı şiddet sonucunda sakat kalmakta ya da ölmektedir. Aile içi şiddete duyarlılık artmakta olmasına rağmen, aile mahremiyetinin bir unsuru olarak görülmesi, sorunların tespit ve çözümünde yol alınmasına engel olmaktadır. Kadınlar benzer şekilde şiddeti işyerlerinde de yoğun olarak yaşamaktadır. Bu durum bireysel bir sorun olmaktan çok, sosyal, ekonomik, örgütsel ve kültürel sorun olarak görülmektedir.”
Soya, kanseri yeniyor
Amerikalı bilim adamlarının yaptığı bir araştırma, soya bitkisinin kansere karşı etkin bir molekül ihtiva ettiğini ortaya koydu.
Ankara- Alman “Die Welt” gazetesinin internet sayfasında yer alan habere göre, Amerikalı bilim adamları, sirke sineği üzerinde yaptıkları araştırmada bu sinek cinsinin vücudundaki hasarlı ve zararlı hücreleri yok edebilen bir molekül ürettiğini, söz konusu molekülün soya bitkisinde de mevcut olduğunu belirledi.
Araştırma sonuçlarını “Cancer Research” adlı tıp dergisinde yayımlayan bilim adamlarının, sirke sineklerinin “lipid” adı verilen yağ benzeri biyomolekülleri oluşturabilmek için “sphingadiene” adı verilen moleküller ürettiğini ve bu moleküllerin yüksek miktarda üretilmesinin genetik açıdan hasara uğramış hücreleri yok ettiğini belirlediği ifade edildi.
Bilim adamları, söz konusu molekülün insan vücudunda da etkili olabileceğine ve kanser tedavilerinde de kullanılabileceğine inanıyor, bunun için soyadan faydalanılabileceğini ifade ediyor.
-BAŞBAKAN: IMF VE DÜNYA BANKASI GİBİ KURULUŞLAR ETKİNLİĞİNİ ARTIRMALI, PROTESTOLARA KULAK VERMELİYİZ (SON)
06 Ekim 2009 admin
Kategori: Basından Kısa kısa
İstanbul Atamalar.net Kpss hazirlik memur ve ogretmen al?m? sitesi : – - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kriz sürecinde etkin rol oynayan IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların önümüzdeki süreçte etkinliklerini daha fazla da artırmaları gerektiğini söyledi. Erdoğan, “21. yüzyılın tehditler değil fırsatlar çağı olması gerekiyor. Bu salonun dışında devam eden protestolara kulak vermemiz gerekiyor” diye konustu.
Haber ozet






Özürlü Vatandaşa İş Müjdesi!
Organ Çetesi Liderine 393 Yıl Hapis




