Kpss, Memur, Atama haber


Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde 2009 yılı

19 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

23152 Türkiye Yunanistan ilişkilerinde 2009 yılı Türk-Yunan ilişkileri, 2009 yılının büyük bölümünde her iki ülkede yılın siyasi alanda durağan bir seyir izledi.

Atina - Türkiye’de mart ayında yerel, Yunanistan’da ekim ayında genel seçimlerin yapılması ve Türk-Yunan yakınlaşmasının, eski dışişleri bakanlarından merhum İsmail Cem ile birlikte mimarı olarak nitelendirilen Yorgo Papandreu’nun Başbakanlık koltuğuna oturmasının ardından ikili ilişkiler canlandı.

Papandreu’nun seçimin hemen ardından ilk dış ziyaretini Türkiye’ye yapması ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da uzun bir ikili görüşmede bulunması, ikili ilişkilerde yeni bir yakınlaşma sürecinin başladığı değerlendirmelerine yol açtı.

Papandreu’nun Türkiye ziyaretini izleyen günlerde ise Başbakan Erdoğan’ın Yunanlı muadiline “tüm konularda kapsamlı diyalog önerisini içeren” bir mektup gönderdiği kamuoyuna açıklandı. Mektubun Atina’ya ulaşmasından kısa bir süre sonra Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, iki günlük bir çalışma ziyareti için Yunanistan’a geldi. Ziyareti sırasında, dışişleri bakanlığı görevini de üstlenen Başbakan Papandreu ile parlamentodaki ofisinde yaklaşık bir saat süren bir görüşme yapan Bağış, Dışişleri Bakan Yardımcısı Dimitri Druças ve eski Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile temaslarının ardından yaptığı açıklamada, Atina’nın olumlu bir yaklaşım içinde olduğu kanısına vardığını açıkladı. Bağış, Türk-Yunan ilişkilerinin geliştirilmesi çabaları çerçevesinde, henüz tarihi belli olmamakla birlikte Başbakan Erdoğan’ın Atina’yı resmen ziyaret etmesinin de gündemde olduğunu kaydetti. Bağış’ın 5-6 Kasımdaki ziyaretinin ardından Atina, Başbakan Erdoğan’ın mektubunda önerdiği bildirilen kapsamlı diyalog önerisine bu aşamada temkinli yaklaştığını, çeşitli yetkililerin açıklamalarıyla ortaya koydu.

Atina’daki siyasi gözlemciler, Papandreu’nun ilk önceliğinin Yunanistan’ın zor durumdaki ekonomisi için alınması gereken acil önlemler üzerinde yoğunlaşmak olduğunu, Türk-Yunan ilişkilerinin ise 2010 yılında Yunan hükümetinin gündeminin en üst sıralarındaki yerini almasının beklendiği yorumunu yaptı. Siyasi gözlemcilerin ve Yunan basınının bu yöndeki yorumları, Atina’nın bu alandaki en yetkili ağızlarının, 250 milyar avro gayrı safi milli hasılaya sahip Yunanistan’ın kamu borç stokunun 300 milyar avroya ulaştığını resmen açıklamalarıyla ilerleyen günlerde doğrulandı.

Bu arada Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, aralık başında Atina’da yapılan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) zirve toplantısı için Yunanistan’a geldi. Atina’da üst düzey kabul gören Davutoğlu, Papandreu ile yaptığı ikili görüşmenin ardından, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğine ilişkin olumlu mesajlar verdi. Davutoğlu, görüşmede iki ülkenin geleceğiyle ilgili vizyonun paylaşıldığını ve her iki tarafta Türk-Yunan ilişkilerin daha iyi bir aşamaya geçebilmesi için güçlü bir zemin gördüğünü belirtti. Üst düzey siyasi diyaloğun artarak devam edeceğini kaydeden Davutoğlu, ekonomik ilişkilerin güçlendirileceğini, kültürel ilişkilerin daha da gelişmesi için tedbirler alınmasının düşünüldüğünü, bu çerçevede gelecek dönemde siyasi, ekonomik ve kültürel anlamda ciddi olumlu hareketlenmeler olmasının beklendiğini bildirdi.
 

Batı Trakya

Batı Trakya’da Türk azınlığı, son yıllarda Türk-Yunan ilişkilerinde kaydedilen iyileşmenin etkisini 2009 yılında da vatandaşlık hakları ve günlük yaşamla ilgili konularda hissetti. Azınlığın, uluslararası anlaşmalarla belirlenen eğitim, din özgürlüğü ve vakıf idareleri gibi özel azınlık haklarıyla ilgili konularda ise durgunluk olduğu gözlendi.

Eski Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni’nin, 2007 yılında Gümülcine’yi ziyareti sırasında açıkladığı reform paketi çerçevesinde, “azınlık vakıflarının vergi borçlarının silinmesi, idarelerine ilişkin yasal düzenleme yapılmasıyla” ilgili düzenlemeler yapılmasına rağmen, kanun bu yıl da ilgili bakanlıklar tarafından uygulamaya konulmadı.

“Vakıfların idaresi” ve reform paketi çerçevesinde açıklanan, “din adamlarının kamu kadrosuna alınmasını” öngören yasa değişikliği konusunda Türk azınlığının ciddi itirazları bulunduğunu belirten azınlık ileri gelenleri, bu düzenlemelerin, “Türk azınlığının görüşleri dikkate alınmadan yapılan, uygulanması mümkün olmayan, kabul edilemez düzenlemeler” olduğu görüşünde birleşti.

Azınlık ileri gelenleri, “azınlık konularıyla ilgili yapılan yasal düzenlemelerde Türk azınlığının hassasiyetlerinin dikkate alınmadığı” inancını dile getirirken, Atina azınlık tarafından seçilmiş müftüleri resmen tanımama politikasına da değişiklik getirmedi.

Batı Trakya’da Türk cemaatine ait vakıflardaki idare sorunu nedeniyle bu vakıflara ait mal varlıklarının yönetimi ve korunması konusunda zafiyetlerin sürdüğü de gözlendi.

Gümülcine’ye bağlı Yanıkköy (Nimfea) Camisi Vakfına ait araziye kaçak olarak inşa edilmesine başlanan kilise, vakıf yönetimi ile Doğu Makedonya ve Trakya Bölge Genel Sekreterliği arasında mülkiyet tartışması başlattı.

2004 yılında genel seçimlerden önce kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından kundaklanarak tamamıyla tahrip olduktan sonra, Batı Trakya çapında başlatılan yardım kampanyası ve İskeçe Valiliğinin yardımıyla yeniden inşa edilen tarihi Okçular Camisi 2009 yılında yapılan genel seçimler öncesinde yeniden kundaklanırken, İskeçe’deki Sünne Camisine de saldırı düzenlendi.

Batı Trakya’da, Türk-Yunan Kültür Anlaşması uyarınca Türkiye’de eğitim gördükten sonra azınlık okullarında görev yapan öğretmenlerden geriye kalan iki öğretmenin de bu eğitim yılı sonunda emekliye sevk edilmesiyle azınlık okullarındaki Türkçe tedrisat, tamamen Selanik Özel Pedagoji Akademisi (SÖPA) mezunu öğretmenlere kaldı.

Yunanistan, Batı Trakya’da kapatılan İskeçe Türk Birliğinin (İTB), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) kararı uyarınca yasal haklarının iadesi konusundaki olumsuz tavrını bu yıl da sürdürdü.

İTB’nin, AİHM’nin aldığı kararın ardından yeniden kapatılma öncesi yasal konumuna getirilmesi için İskeçe Asliye Hukuk Mahkemesine yaptığı başvurunun reddedilmesinden sonra, Rodop Temyiz Mahkemesine yaptığı ikinci başvuru da geri çevrildi.

Yunanistan’da azınlık mensuplarının ülkenin siyasi yaşamına özgür bir şekilde katılımlarını engelleyen “yüzde 3′lük baraj” sistemi ve “illerin birleştirilmesi” gibi önlemler sürerken, ekim ayı erken genel seçimlerinde Türk azınlığı parlamentoya iki temsilci göndermeyi başardı. PASOK listesinden Rodop ilinde seçilen Ahmet Hacıosman ile İskeçe ilinden seçilen Çetin Mandacı, 2007 yılında yapılan seçimlerde de listelerinde birinci gelerek parlamentoya girmişti.

Yunanistan’da 4 Ekim seçimlerindeki yenilgiden sonra ana muhalefet partisi olan Yeni Demokrasi Partisinde yapılan lider değişikliği, azınlık mensubu YDP üyelerinin tepkisine yol açtı. YDP genel başkanlığına, Türkiye’ye karşı sert tutumuyla tanınan Antonis Samaras’ın seçilmesine tepki gösteren parti üyesi bir grup Batı Trakyalı Türk, YDP’den topluca istifa kararı aldı.

Bu arada seçimler öncesinde Yunanlı adaylar tarafından yayımlanan broşürlerde, ilk kez Türk azınlığıyla ilgili bazı istatistiklere yer verildi. Gümülcine’den seçilen eski Ulaştırma Bakanı Evripidis Stilyanidis’in Yunanca, İngilizce ve Türkçe yayımladığı seçim broşüründe, Batı Trakya’da Türk azınlığı mensuplarının sayısı 105 bin olarak gösterilirken, Yunan devlet okullarında eğitim gören Müslüman çocuklarının sayısında son dönemde önemli artış kaydedildiği belirtildi.

Yunanistan’da gazeteciler grevde

16 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

364 Yunanistanda gazeteciler grevde Yunanistan’da tüm basın-yayın çalışanlarının, ”çalışma koşullarını ve işten çıkarmaları” protesto amacıyla yarın meslek örgütlerinin aldığı karar doğrultusunda 24 saatlik greve gidecekleri bildirildi.

Atina- Grevin, Yunanistan Gazeteciler Sendikasının (ESİEA) çağrısı üzerine, sabah saat 06.00′da başlayacağı açıklandı.

Tüm ülkede basın toplantıları ve benzeri etkinlikler iptal edilirken, kamu ve özel televizyon kanallarıyla radyo istasyonları haber yayınlarını tamamen durduracak.

Haber ajanslarının da katılacağı grev süresince haber ağırlıklı internet siteleri sayfalarını yenilemeyecek.

Ülke genelinde hiçbir gazetenin hazırlanmayacağı ve bayilerin raflarının Cuma günü boş kalacağı belirtildi.

Bu arada, kamu ve yerel yönetim çalışanlarının yanı sıra devlet hastanelerinde çalışan doktorlar ile liman çalışanlarının da yarın 24 saat greve gitme kararı aldıkları açıklandı.

Türkiye-Yunanistan sorunu ne zaman çözülür?

15 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

23152 Türkiye Yunanistan sorunu ne zaman çözülür?Yunanistan’ın Washington Büyükelçisi Vassilis Kaskarelis, “Türkiye’nin AB üyesi olduğunun ertesi günü, Ankara ile Atina arasındaki sorunların çok büyük bir kısmının, üzerinde tartışmaya bile gerek kalmadan çözüleceğini” söyledi.

Washington- Washington’da düzenlediği bir konferansın ardından soruları yanıtlayan Yunanistan’ın Washington Büyükelçisi Vassilis Kaskarelis, “Eğer Türkiye AB üyesi olursa, hemen ertesi gün, aramızdaki sorunların çok büyük bir kısmı üzerinde tartışmaya bile kalmadan çözülecektir. Örneğin Ege sorunlarını ele alalım. Türkiye AB üyesi olunca, sınırlar ortadan kalkacak, dolayısıyla sorun da kalmayacak” dedi.

AB içinde, genişlemeye dair bir yorgunluğun olduğunu ve mali krizin etkilerini üzerinde hisseden kamuoylarının aday ülkeleri bir yük gibi algıladığını savunan Kaskarelis, bu tutumun sadece Türkiye’ye değil, ne kadar nüfusa sahip olurlarsa olsunlar tüm ülkelere yönelik olduğu görüşünü dile getirdi.

Kaskarelis, kendisinin, Türkiye’nin AB üyeliğinin en güçlü destekçilerinden biri olduğunu vurgulayarak, “Çünkü bunun sadece Türkiye ile Yunanistan’ın değil, Avrupa’nın da çıkarına olduğuna kuvvetle inanıyor, bu hedef yolunda sıkı çaba gösteriyoruz” dedi.

Kaskarelis, sözlerinin, Türkiye ya da bir başka ülkenin, AB’nin kural ve ilkelerini görmezden gelerek birliğe üye olmasını destekledikleri anlamına gelmediği uyarısında bulunarak, “Eğer bir yere katılmak istiyorsanız, kurallara uymak zorundasınız” dedi.

“Türkiye’nin AB’de yeri var ama…”

13 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

35882 Türkiyenin ABde yeri var ama...Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Dimitris Druças, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecini ve Türkiye-Yunanistan ilişkilerini değerlendirdi.

Atina- Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Dimitris Druças, Atina’da yayımlanan “Proto Thema” gazetesinde yer alan demecinde, Türkiye’nin AB perspektifi ile Türk-Yunan ilişkilerine ve Kıbrıs konusuna değindi.

Yunanistan’ın, Brüksel’de yapılan son AB zirvesinde Türkiye ve Kıbrıs ile ilgili konularda “önemli kazanımlar elde ettiğini” savunan Druças, “Sonuç bildirgesinde Türkiye ve Kıbrıs konusunda bizim için yaşamsal önem taşıyan ifadelerin yer almasını sağladık” diyerek, şu görüşlere yer verdi:
“Geçen yıllardaki hafifletme dönemi sona erdi. Meseleler yeniden doğru temellere oturtuldu. Türkiye değerlendirilmekten kaçınamadı. Sonuç bildirgesinde ikili sorunların üyelik sürecini engellememesi konusundaki çok tehlikeli ifadelerin kaldırılmasını başardık. Yeni fasılların açılmasını engelleme konusunda Kıbrıs’ın (Rum) ve diğer üye ülkelerin veto hakkının güvence altına alınmasını sağladık. Bizim için yaşamsal önem taşıyan uluslararası deniz hukuku ifadesinin yer almasını sağladık. Yunanistan’ın, kendisini ilgilendiren tüm konularda açık tezleri ve kendisine öz güveni var. Ve ne dışarıda ne de içeride kimsenin bu öz güvenimizi tahrip etmesine izin vereceğiz.”

Yunanistan’ın, dış politikadaki hedeflerine ulaşma biçiminde değişiklikler yapma yoluna gittiğini belirten Druças, şöyle devam etti:
“Yunanistan’ın dış politikasındaki hedefleri değişmiyor, ancak bu hedeflere ulaşma biçimi açık bir şekilde değişiyor. Türkiye’nin AB’de yeri var ama bugünkü Türkiye’nin değil. Osmanlı geçmişi düşüncesiyle oynayan Türkiye’nin değil. İmparatorluklar dönemi geçti. Şimdi, Avrupa geleceğinin zamanıdır. Yunanistan, bölgesinde bu geleceği sunuyor. Türkiye’ye de bu geleceği sunmak istiyoruz. Ancak Türkiye’nin, Avrupa demokrasileri karşısında aşması gereken daha çok yol var.”

“AB’nin, Kıbrıs Rum yönetimini tanımadığı halde Türkiye ile müzakerelere devam etmekle ‘ikiyüzlü politika’ izlediğini” öne süren Druças, “AB ülkelerinin, Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki tavrına tepki göstermemeleri durumunda AB’nin onurunun zedeleneceğini” iddia etti.

Druças, “27 ülkenin hükümetleri, Türkiye’nin Kıbrıs’ı tanımamasına göz yumarlarsa Türkiye’ye bu konuda tavır değiştirme çağrısında bulunan 2006 yılındaki karar ve AB’nin onuru değersiz bir kağıt parçasına döner. Bu ikiyüzlülük müdür? Evet, öyledir. Bunu söylemekten çekinmiyorum. Ancak, bu sahada oynuyoruz. Gerçek budur. Ve bu sahada sonuç almamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Türk-Yunan ilişkileri

Türk-Yunan ilişkilerine değinen Druças, “Yunanistan’ın, Türkiye ile kendi egemenlik haklarına dokunmayan her türlü konuyu konuşabileceğini” söyledi.

“Yunanistan’ın, iki ülke arasında sürdürülen istikşafi görüşmelere dinamizm kazandırmayı amaçladığını” belirten Druças, şöyle konuştu:
“İki ülke arasında Ege’de kıta sahanlığının belirlenmesi konusuyla ilgili çözüm ise önümüzdedir. Fazla felsefeye gerek yok. Uluslararası deniz hukukunu 160 ülke onaylamıştır. Bu, er ya da geç, Türkiye’nin de benimsemesi gereken bir anlaşmadır. Ve bu, Brüksel’deki son zirveden sonra, ilk defa konseyin Türkiye ile ilgili resmi belgesinde yer almıştır.”

Druças, “Ege’de, iki ülke arasında ortak bir tavır belirlenmesi” konusuyla ilgili soru üzerine, “En iyi tavır, Türkiye’nin uluslararası hukuku ihlal etmeye son vermesidir” dedi.
Kıbrıs konusuna da değinen Druças, Yunanistan ile Rum yönetiminin adadaki soruna çözüm bulunması konusunda BM’nin çabalarını desteklediğini söyledi.

Druças, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Kıbrıs konusunda mart ayına kadar dörtlü bir zirve yapılması” konusundaki önerisiyle ilgili soru üzerine de Atina’nın bu öneriye olumlu bakmadığını belirtti.

Kıbrıs konusunun çözümünde “güvenilir yegane prosedürün“, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas arasında sürdürülen müzakereler olduğunu ifade eden Druças, şunları söyledi:
“Sayın Erdoğan’ın bu talebinin müzakerelerin hızlandırılmasını ya da ilerleme kaydedilmesini amaçladığını sanmıyorum. Bu talebin amacı yasa dışı işgal yönetiminin konumunu güçlendirmektir. BM çerçevesinde bir süreç var. Talat ile Hristofyas arasındaki görüşmeler gelişme aşamasında. Çözüm için güvenilen yegane prosedür budur. Ve bu sürece ağırlığımızı vermemiz gerekir. Bu ilerlemeyi görebilmemiz için, Türkiye’nin, Kıbrıslı Türk liderin müzakerelere gerçek yapıcı niyetle gelmesi konusunda ihtiyacı olan dinamiği kendisine verebilme gücü ve etkisi var. Yeter ki, karar versin.”

Davutoğlu, Yunan basınına konuştu

03 Aralık 2009 admin  
Kategori: Gundem

32419 Davutoğlu, Yunan basınına konuştuDışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Yunan basınına Türk-Yunan ilişkilerini ve Kıbrıs sorununu değerlendirdi. Davutoğlu, “gelecek için ortak bir vizyonda mutabık kalınarak, sorunların avantaja dönüştürülebileceğini” kaydetti.

Atina- Yunanistan’ın başkenti Atina’da 1-2 Aralık günlerinde düzenlenen AGİT Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’na katılan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türk-Yunan ilişkileri konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Davutoğlu, Atina’da yayımlanan Ta Nea gazetesine, iki ülke ilişkilerinin geçmişi ve tarafların vizyonlarına ilişkin bir demeç verdi.

Ahmet Davutoğlu, akademisyen olduğu yıllarda, 1950′li yıllardaki soğuk savaş sırasında, Türkiye ile Yunanistan arasındaki fikir ayrılıklarının gereksiz olduğu ve iki ülkeye zarar verdiği kanaatine vardığını söyledi.

Her iki ülkenin de ilişkilerin rekabet çerçevesinde olduğu görüşü esas alınan dış politikalar izlediğini, bunun ise beraberinde ”bir taraf için yararlı olanın diğer taraf için zararlı olacağı” fikrini beraberinde getirdiğini vurgulayan Davutoğlu, bu yanlış anlamadan kurtularak, silahlanma konusunda para ve enerji harcanmasının bırakılması gerektiğini kaydetti.

Davutoğlu, Türk-Yunan ilişkilerinin, her ne kadar ciddi bir konu olsa da Türkiye’nin dış politikasının yegane konusu olarak algılanmadığını belirtti.

Yunanistan Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu‘nun Türkiye ziyaretine de değinen Davutoğlu, ziyaretin Yunanlı bakanın göreve gelmesinden kısa bir süre sonra gerçekleşmiş olması bakımından önemli bir jest teşkil ettiğini söyledi.

Davutoğlu, Papandreu’nun ziyaretinden sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türk-Yunan ilişkilerindeki vizyonunu yansıtan bir mektup gönderdiğini belirtti.

Papandreu ile görüşmesinde mektubun içerdiği tüm konuların kapsamlı biçimde ele alındığını ve Yunan tarafının yaklaşımından memnun olduğunu söyleyen Davutoğlu, gerek Papandreu’nun gerekse Başbakan Erdoğan’ın vizyon sahibi liderler olduklarını kaydetti.

Davutoğlu, Türk-Yunan ilişkilerindeki vizyonun birçok ortak noktada birleştiğini görmekten etkilendiğini de ifade etti.

Ege’deki ihlaller konusuna da değinen Davutoğlu, uzun zaman süren istikşafi görüşmeler çerçevesinde ilerleme kaydedildiğini, ancak buna ivme kazandırılması gerektiğini söyledi.

Davutoğlu, Ege’nin, coğrafi bakımdan karmaşık, ortak bir deniz olduğuna, kıta sahanlığı, deniz ve hava koridorları gibi belirli konuları da beraberinde getirdiğine işaret etti.

Ahmet Davutoğlu, “gelecek için ortak bir vizyonda mutabık kalınarak, sorunların avantaja dönüştürülebileceğini” kaydetti.

Kıbrıs konusuna da değinen Davutoğlu, Türkiye açısından Doğu Akdeniz’in barış, refah ve istikrar bölgesi haline gelmesinin şart olduğunu, Kıbrıs’ın ise bu değişikliğin kaydedilmesi yolunda ”anahtar” rol oynadığını belirtti.

Davutoğlu, bu çerçevede, Türkiye’nin Ada’da adil, kalıcı, tarafları birleştiren, her iki toplumun da haklarını garanti altına alan ve BM parametrelerine uyan bir çözümü desteklediğini ifade etti.

Bakan Davutoğlu, Kıbrıs müzakerelerinin olumlu biçimde sonuçlanmaması ihtimaline ilişkin soruya ise, ”Bunu düşünmek istemiyorum. Bugün AGİT çerçevesinde dondurulmuş olan tüm anlaşmazlıkların çözümlenmeleri konusunda mutabık kaldık’‘ yanıtını verdi.

Türk-Yunan ilişkilerinin daha da iyileştirilmesi konusundaki görüşünü ifade eden Davutoğlu, Türkiye’nin, kıyılarına yakın Yunan adalarının tehdit teşkil ettiğini, Yunanistan’ın ise Türkiye’nin bu adalar için tehlike olduğunu düşünmesinin devamlılığı halinde hiçbir müzakerenin ürün veremeyeceğini söyledi.

Davutoğlu, ikili ilişkilerde son 7-8 yılın tek bir kriz yaşanmadan geçtiği göz önünde bulundurulduğunda gelecek 5-6 yılda çok büyük ilerleme kaydedilebileceğini, bugünkü liderlerin böyle bir arzuya sahip olduklarına inandığını söyledi.

 

Yunan basını

Bu arada, Yunan basını, ”iki ülke arasındaki anlaşmazlıklara rağmen, tarafların konulara iyi niyetle yaklaştığını” yazdı.

Kathimerini gazetesi, Atina’nın, Ankara’nın bütün konularda diyaloğa gidilmesi teklifine, kıta sahanlığının belirlenmesi için istikşafi görüşmelerin canlandırılması önerisiyle yanıt verdiğini yazdı.

Gazete, Türk tarafının dostane yaklaşımının dün de devam ettiğini, Davutoğlu’nun da ikili ilişkilerde yeni bir döneme girildiğini söylediğini belirtti.

To Vima gazetesi, Atina’nın, Türkiye’nin, AB ülkelerine karşı (Kıbrıs) yükümlülüklerini yerine getirmemesine rağmen, bu ülkenin AB sürecinin, tam üyelik çerçevesinde devam etmesinde ısrarlı olduğunu yazdı.

Apoyevmatini gazetesi, Davutoğlu’nun Papandreu ile görüşmesinde azınlık konusunun ele alındığına dair açıklamasına rağmen, Yunan diplomatik çevrelerinin böyle bir konuda istişarede bulunulmadığını kaydettiklerini belirtti.

Elefteros Tipos gazetesi ise, ”Ankara’nın azınlık konusunda kendi havasında’‘ olduğu değerlendirmesini yaptığı haberinde, Papandreu’nun ”Yunan vatandaşlarını ilgilendiren konuları kimseyle görüşmeyiz” açıklamasını okuyucularına taşıdı.

Ethnos gazetesi, Davutoğlu ile Papandreu arasındaki görüşmenin ortak açıklamalar olmaksızın ve Başbakan Erdoğan’ın mektubuna yazılı bir yanıt gönderilmeden sonlandığını yazdı.

Öte yandan Elefterotipiya gazetesi, Türkiye’nin AB tarafından değerlendirilmesinden bir hafta önce, Davutoğlu ile Papandreu’nun Ege’de kıta sahanlığının belirlenmesi konusunda yoğun diyaloğa gidilmesi yönünde anlaştıklarını belirtti.

Bakan Davutoğlu, dün akşam, ”Avrupa’da güvenlik için siyasi diyaloğun sürdürülmesi” içerikli sonuç bildirisiyle son bulan AGİT toplantısı çerçevesindeki temaslarında, Ermenistan, Azerbaycan, İsviçre, Kazakistan, Slovakya, Litvanya, Avusturya, Macaristan, Fransa, Hırvatistan, Finlandiya, Makedonya, Çek Cumhuriyeti, Malta, Bosna dışişleri bakanları, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı James Steinberg ve Yunanistan Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile temaslarda bulunmuştu.

Yunan doktorlar grevde

30 Kasım 2009 admin  
Kategori: Gundem

3092 Yunan doktorlar grevdeYunanistan’da devlet hastanelerinde çalışan doktorların, çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla bugün 24 saatlik greve başladıkları bildirildi.

Atina- Yunan basını, doktorların başlıca şikayetlerinin hastanelerdeki personel yetersizliği ve ödenmeyen fazla mesailer olduğunu duyurdu. Haberlerde, doktorların gelecek ay da protesto eylemlerini sürdürmeyi kararlaştırdığı kaydedildi.

Öte yandan, yine çalışma koşullarını protesto eden eğitimcilerin 3 saatlik iş bırakma eylemi yaptıkları açıklandı. Eğitimcilerin, saat 12.00′de Yunanistan Eğitim Bakanlığı önünde protesto gösterisi düzenlemeyi planladıkları da belirtildi.

Atina’da kritik toplantı

30 Kasım 2009 admin  
Kategori: Gundem

5604 Atinada kritik toplantıAGİT Dışişleri Bakanları toplantısı yarın Atina’da başlıyor. Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun katılacağı iki günlük toplantı sırasında bir “Karabağ” zirvesi yapılacak.

Ankara- Karabağ sorununun çözümü açısından yarın Atina’da kritik bir toplantı başlıyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu‘nun katılımıyla de 1-2 Aralık tarihlerinde Atina’da gerçekleşecek Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Dışişleri Bakanları toplantısı sırasında yapılacak “Karabağ Zirvesi”nde ilerleme sağlanması, Türkiye’nin “Ermeni Açılımı” açısından da önem taşıyor.

56 ülkenin üyesi bulunduğu AGİT Dışişleri Bakanları toplantısı, Dönem Başkanı Yunanistan’ın ev sahipliğinde yarın Atina’da başlayacak. AGİT’in karar alıcı organı olan Dışişleri Bakanlar toplantısı sırasında örgütün faaliyetleri gözden geçirilecek ve önümüzdeki yılda atılacak adımları ele alınacak. Ancak Atina’daki Hellinikon merkezinde gerçekleşecek toplantıda dikkatler büyük ölçüde, toplantının marjında gerçekleşecek olan “Karabağ Zirvesi”ne çevrilecek.

Karabağ sorununun çözümü için uzun bir süreden beri çalışmalar yapan ancak son dönemde çabaları çok hız kazanan Minsk grubu çerçevesinde Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları ile Minsk Grubu Eş Başkanları, ABD, Rusya ve Fransa’nın katılımıyla “3+2″ formatında “kritik” bir toplantı yapılacak. Atina’daki “Karabağ Zirvesi”nde ilerleme sağlanmasının, Türkiye’nin “Ermeni Açılımı” açısından da önem taşıyor. Başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Türk hükümet üyeleri, defalarca Karabağ sorununun çözülmeden Türk-Ermeni sınırının açılmayacağını bildirmiş bulunuyor.

Türkiye Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi amacıyla Ekim ayında Zürih’te imzalanan protokoller TBMM’e sunulmuş olmakta birlikte şimdilik onaylanması beklenmiyor. Protokolleri, Anayasa’ya uygunluğu açısından incelenmesi amacıyla Anayasa Mahkemesi’ne sunan Ermenistan’ın ise, Ankara’nın adım atmasını beklediği de ifade ediliyor.

 

İkili temaslar

Öte yandan, Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Atina’daki toplantıya katılan mevkidaşlarıyla ikili temaslarda bulunacak. Türkiye ile Yunanistan arasında bir görüşme yapması bekleniyor.  Türkiye, Atina toplantısında çok üst düzey bir heyet ile katılıyor. Bakan Davutoğlu’nun başkanlığındaki Türk heyetinde Müsteşar Yardımcısı Ünal Çeviköz, Türkiye’nin AGİT Daimi Temsilcisi Yusuf Buluç ile Atina Büyükelçisi Hasan Gögüş‘ün yanısıra Uluslararası Güvenlik İşleri Genel Müdürü Tacan İldem, İkili Siyasi İşleri Genel Müdürü Necip Egüz ve AB İşleri’nden sorumlu Genel Müdürü Naci Sarıbaş da bulunacak.

 

-FT: “PAPANDREU RUMLARA BASKI YAPABİLİR”

07 Ekim 2009 admin  
Kategori: Basından Kısa kısa

Ankara Atamalar.net Kpss hazirlik memur ve ogretmen al?m? sitesi : – -Financial Times gazetesi, Yunanistan’daki seçimlerde ezici bir zafer elde eden Yorgo Papandreu için “Kıbrıslı Türklerce daha kabul edebilir şartlarda yeniden birleşmeye evet demesi için Rum yönetime baskı yapmaya çalışabilir” derken, Atina’nın Rumlara baskı yapabilme gücünün Rum Kesimi’nin AB’ye girmesinden sonra önemli ölçüde azaldığı yorumunu da yaptı.
Haber ozet

---------------- ----- ----------------------------