Türk dış politikasında 2009 yılı (Mayıs-Haziran)
Türk dış politikasında 2009 yılının Mayıs ve Haziran ayları hareketli geçti.
Ankara - Mayıs ayına hükümet değişikliğiyle giren Türkiye’de Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olan eski Dışişleri Bakanı Ali Babacan’dan boşalan koltuğa, uzun dönemdir dış politikadaki çalışmalarıyla tanına Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu oturdu.
“Stratejik derinlik” ve “komşularla sıfır problem” gibi terimleri Türkiye’nin gündemine sokan Davutoğlu, ilk yurtdışı seyahatini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) yaptı.
Bu dönemde Ankara çok sayıda bakan ağırlarken, Davutoğlu ile Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkeye ziyaretlerde bulundu.
Türkiye, bir ay sürecek BM Güvenlik Konseyi Dönem Başkanlığını 1 Haziranda üstlendi. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, “Bu son derece önemli ve büyük bir sorumluluk. Türkiye, bu bir aylık dönemde son derece aktif bir dönem başkanlığı yapmak kararlılığındadır” açıklamasında bulundu.
Türk dış politikasında mayıs ve haziran aylarında meydana gelen gelişmeler şöyle:
1 MAYIS
- Iraklı Şii lideri Mukteda El Sadr, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya geldi. Sadr, Ankara’daki temasları çerçevesinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü.
2 MAYIS
- Dışişleri Bakanlığında devir teslim töreni yapıldı. Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığına atanan Ali Babacan, Dışişleri Bakanlığı görevini, bakanlıkta düzenlenen törenle bu göreve atanan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’na devretti. Devir teslim töreninde Babacan, “büyük bir iç huzur ve görül rahatlığıyla” görevini Davutoğlu’na devrettiğini belirtirken, yeni Dışişleri Bakanı Davutoğlu da bu yeni görevinin kendisi için hem büyük bir onur ve şeref olduğunu, hem de Türkiye’ye bir borç edası için yeni bir imkan sunduğunu ifade etti.
4 MAYIS
- Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı Araz Azimov’u bakanlıktaki makamında kabul etti.
5 MAYIS
- TBMM Dışişleri Komisyonunun ev sahipliğinde Türkiye, Afganistan ve Pakistan parlamentoları dışişleri komisyonları, üçlü toplantı düzenlendi.
- Dışişleri Bakanlığının kuruluşunun 89. yıl dönümü, Ankara’da etkinliklerle kutlandı. Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve bakanlık mensupları, Cebeci Asri Mezarlığındaki Dışişleri Şehitliğini ziyaret etti.
6 MAYIS
- Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bakanlık görevini devralmasının ardından ilk yurt dışı seyahatini KKTC’ye yaptı. Davutoğlu, KKTC’ye hareketinden önce yaptığı açıklamada, Türkiye’nin her zaman bütün barış teşebbüslerinde bir adım önde gittiğini belirterek, Türkiye’nin adada barışın sağlanması için her türlü katkıyı vermeye hazır olduğunu söyledi.
7 MAYIS
- Finlandiya Dışişleri Bakanı Alexander Stubb, çalışma ziyareti kapsamında Ankara’ya geldi.
8 MAYIS
- Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Finlandiya Dışişleri Bakanı Stubb ile çalışma kahvaltısında bir araya geldi. Dışişleri Bakanı Davutoğlu da, Stubb ile görüşmesinde, Finlandiya’nın Türkiye’nin AB üyeliğine verdiği desteğe teşekkür ederek, bu desteğin bundan sonra da süreceğine emin olduklarını söyledi. Stubb da “Benim için bir dışişleri bakanı olarak burada bulunmak, her zaman AB’ye tam üye olmasına destek verdiğim bir ülkeye gelmek bana çok memnuniyet veriyor” dedi.
- Davutoğlu ve Bağış, Avrupa Günü nedeniyle Ankara’da görev yapan AB ülkelerinin büyükelçilerine öğle yemeği verdi.
9 MAYIS
- Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Orta Doğu konulu özel oturumuna katılmak üzere ABD’nin New York kentine gitti.
11 MAYIS
- Davutoğlu, New York’ta BM Güvenlik Konseyi toplantısı öncesinde Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı David Miliband ve Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner ile görüştü. Davutoğlu’nun Kouchner ile yaptığı görüşmede Ermenistan konusunun da gündeme geldiği bildirildi.
Davutoğlu, BMGK’nin Orta Doğu konulu toplantısında Türkiye adına yaptığı konuşmada, Orta Doğu’da sorunlara kapsamlı bir barış vizyonu çerçevesinde yaklaşılması gerektiğini belirterek, bölgede barış sürecinin tüm ayaklarıyla daha fazla gecikmeksizin canlandırılması gerektiğine inandıklarını söyledi.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nu BM’deki makamında kabul etti.
- Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısına katılmak üzere İspanya’nın başkenti Madrid’e gitti.
12 MAYIS
- Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, İspanya’nın başkenti Madrid’te yapılan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısına katıldı. Kuruluşunun 60. yılını kutlayan Avrupa Konseyinin Bakanlar Komitesi toplantısında, 47 üye ülke, gözlemci olarak Meksika, ABD, Japonya, Kanada ve Vatikan ile AB kurumları yer aldı. Bağış, toplantının ardından yaptığı açıklamada, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine karşı çıkan açıklamalarıyla ilgili olarak, “İfade özgürlüğüne saygı duyuyoruz, ama bu onların düşüncesine katılıyoruz anlamına gelmez” dedi. Bağış, “AB’ye girmek için kararlılığımızdan geri adım atmayacağız” mesajını verdi.
13 MAYIS
- Türkiye’nin Kyoto Protokolüne katılımı, Bakanlar Kurulu tarafından onaylanarak Resmi Gazetede yayımlandı.
- Davutoğlu, temaslarda bulunmak için İsveç’in başkenti Stockholm’e gitti. Davutoğlu, İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, Norveç Dışişleri Bakanı Jonas Gahr Störe ve AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’in de bulunduğu akşam yemeğine katıldı.
15 MAYIS
- Dışişleri Bakanlığı, Orams davasında görüldüğü üzere, bazı ferdi mahkeme kararlarıyla Kıbrıs’taki çözüm sürecine zarar verilmeye çalışılmasının kabul edilemez olduğunu açıkladı.
18 MAYIS
- BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer Ankara’ya geldi. Downer, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nu ziyaret etti.
- Davutoğlu ve Bağış, Türkiye-AB Ortaklık Konseyinin 47. oturumuna katılmak üzere Brüksel’e gitti.
- Türkiye ile Bulgaristan Dışişleri Bakanlıkları arasında kurulan “Ortak Komisyonun” ilk toplantısı Ankara’da yapıldı.
- Afganistan ve Pakistan için bir dizi ülke tarafından atanan özel temsilcilerden oluşan “Destek Grubu”nun 3. toplantısı bugün İstanbul’da yapıldı.
19 MAYIS
- Davutoğlu, Türkiye-AB Ortaklık Konseyinin 47. oturumu öncesinde basınla yaptığı sohbet toplantısında, AB’nin Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlama kararını Aralık 2004′te aldığını hatırlatarak, hala Türkiye’nin AB üyeliğini sorgulayanlara, “AB süreci tek yönlü… Ne geri dönüşü, ne sağa ve sola çıkışı var” mesajını verdi.
- Türkiye-AB Ortaklık Konseyi 47. toplantısı Brüksel’de yapıldı. Davutoğlu, toplantının ardından, “Türkiye-AB ilişkilerinin geçmişi ne kadar derinse geleceği de o kadar vizyon yüklüdür” açıklaması yaptı.
21 MAYIS
- KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya geldi. Özgürgün, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile görüştü.
22 MAYIS
- Davutoğlu, dış ilişkilerle ilgili konularda siyasi parti liderlerini bilgilendirmek amacıyla parti genel merkezlerine ziyaretler düzenledi. Davutoğlu, ziyaret kapsamında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve DSP Genel Başkanı Masum Türker’i ziyaret etti.
- Davutoğlu, Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim ile bir araya geldi.
- Reform İzleme Grubunun (RİG) 15. toplantısı, Bağış, Davutoğlu, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in katılımıyla Ankara’da yapıldı.
23 MAYIS
- Davutoğlu, İslam Konferansı Teşkilatının (İKT) 36. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısına katılmak üzere Şam’a gitti.
24 MAYIS
- Davutoğlu, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile Şam’da görüştü. Esad, Davutoğlu’nu kabulü sırasında, “Sizinle sürekli görüşüyorduk, ancak ilk kez basın önünde görüşüyoruz” dedi.
25 MAYIS
- Davutoğlu, resmi ziyaret için Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov ile birlikte gitti.
26 MAYIS
- Davutoğlu, Bakü’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edildi, Başbakan Artur Rasızade ve Milli Meclis Başkanı Oktay Esedov ile bir araya geldi.
- Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı David Miliband, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya geldi. Miliband, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile görüştü.
27 MAYIS
- Davutoğlu, Miliband ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında Davutoğlu, Kıbrıs konusunda kapsamlı çözüm için 2009 yılının büyük bir fırsat olduğunu söyledi. Miliband ise, İngiltere olarak Türkiye’nin AB’ye tam ve eşit üye olmasını güçlü bir şekilde destekleme taahhütlerini sürdürdüklerini belirterek, Kıbrıs sorununa da mümkün olan en kısa zamanda çözüm bulunmasını istediklerini bildirdi.
31 MAYIS
- Davutoğlu, Washington ve New York’ta çeşitli temaslarda bulunmak üzere ABD’ye gitti.
-HAZİRAN-
1 HAZİRAN:
- Türkiye, bir ay sürecek BM Güvenlik Konseyi Dönem Başkanlığını üstlendi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, konuyla ilgili “Bu son derece önemli ve büyük bir sorumluluk. Türkiye bu bir aylık dönemde son derece aktif bir dönem başkanlığı yapmak kararlılığındadır” açıklamasında bulundu.
- Davutoğlu, Washington’da ABD Başkanı Barack Obama’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı James Jones ve ABD’nin Afganistan ve Pakistan Özel Temsilcisi Richard Holbrooke ile görüştü.
- Türk vatandaşlarının AB üyesi ülkelerde iş kurmasına olanak tanıyan Ankara Anlaşması çerçevesinde Türkiye’den yapılan başvurulardan ilk kez olumlu bir sonuç alındı ve Güler Kaşmaz adlı Türk vatandaşına, İstanbul’daki başkonsolosluk tarafından bir yıl süreyle İngiltere’de oturma ve çalışma izni verildi.
2 HAZİRAN
- Bağış, Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Konstantin Yellseyev’i kabul etti.
3 HAZİRAN
- Bağış, AB müzakere sürecinde vergilendirme faslının bu ayın sonunda düzenlenecek Hükümetlerarası Konferansta açılmasının önünde bir engel bulunmadığını bildirdi.
4 HAZİRAN
- Bağış, Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci (GDAÜ) Ülkeleri Bakanlar Toplantısı ve Bölgesel İşbirliği Konseyi (BİK) Yıllık Toplantısı için bulunduğu Moldova’nın başkenti Kişinev’de temaslarda bulundu.
- Davutoğlu, BM Güvenlik Konseyinde haziran ayında düzenlenen ilk resmi toplantıya dönem başkanı olarak başkanlık etmesinin ardından, Türkevinde düzenlediği basın toplantısında, “Türkiye olarak biz Doğu-Batı, Kuzey-Güney hangi coğrafyada ya da hangi kültürler, ekonomik yapılar arasında olursa olsun hiçbir gerilimin tarafı değiliz ve bu gerilimlerin aşılabilmesi için de elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” dedi.
5 HAZİRAN
- Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği, sanatçılar, bilim adamları, sporcular ve şoförlerin, Türkiye’deki ikametlerini korumak kaydıyla ve iki ayı geçmeyecek şekilde Almanya’ya vizesiz giriş yapabileceğini bildirdi.
7 HAZİRAN
- NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya geldi.
8 HAZİRAN
- De Hoop Scheffer, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü.
- Davutoğlu, Pakistan ve Afganistan’ı kapsayan geziye çıktı. Davutoğlu, ziyareti öncesinde, Türkiye’nin Afganistan ve Pakistan’a verdiği desteğin ve yaptığı yardımların süreceğini belirterek, “Bizler, 70 milyon Türkün hislerini Afganistan’a ve Pakistan’a taşıyacağız. 70 milyon onların yanındadır, kaderleriyle ilgilidir” diye konuştu.
9 HAZİRAN
- Davutoğlu, İslamabad’da Pakistan Başbakanı Yusuf Rıza Gilani tarafından kabul edildi. Davutoğlu, görüşmede Gilani’ye, Türkiye’nin Pakistan’a insani yardımları çerçevesinde 10 milyon dolarlık nakdi yardım çekini sundu. Davutoğlu, ayrıca Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi ile bir araya geldi.
- Bağış, AB Komisyonu ve AB Genel Sekreterliği işbirliğiyle düzenlenen “Yolsuzlukla Mücadele ve Yolsuzluğu Önleme Yöntemleri” konulu seminerin açılışında, Türkiye’de yolsuzluk sorununun sadece iktidarla ya da kamu görevlileriyle özdeşleştirilmemesi gerektiğini söyledi.
10 HAZİRAN
- Davutoğlu, Pakistan’daki temaslarının ikinci gününde İslamabad’dan Lahor’a geçti.
- Bağış, Heybeliada Ruhban Okuluyla ilgili olarak, “Bunu AB için değil, kendimiz için yapmamız gerekiyor. Bunu AB istedi diye değil, bir insan hakları meselesi olarak görerek halletmemiz gerekir” dedi.
11 HAZİRAN
- Davutoğlu, Pakistan gezisinin son gününde Svabi’deki Pakistan Kızılayının Şah Mansur kampını ziyaret etti ve daha sonra Afganistan’a geçti.
12 HAZİRAN
- Davutoğlu, Kabil’de Afganistan Eğitim Bakanı Faruk Vardak ve İçişleri Bakanı Hanif Atmar ile ayrı ayrı görüştü. Davutoğlu, daha sonra Kabil’deki Türk askerlerinin ana karargahı Kamp Doğan’ı ziyaret etti.
15 HAZİRAN
- Davutoğlu, Lüksemburg, Almanya ve ABD’yi kapsayan geziye çıktı. Davutoğlu, ziyaretinin ilk durağı olan Lüksemburg’da AB ve Arap ülkeleriyle Orta Doğu’daki gelişmelerin ele alındığı toplantıya katıldı.
16 HAZİRAN
- Davutoğlu, Almanya’da temaslarda bulunmak üzere başkent Berlin’e gitti. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile görüşmesinden sonra Türkiye’nin AB üyeliğine ilgisinin “kesinlikle azalmadığını” söyleyen Davutoğlu, Almanya’daki Türk sivil toplum örgütü temsilcileriyle bir araya geldi.
17 HAZİRAN
- Davutoğlu, Almanya’nın başkenti Berlin’deki temaslarını tamamlayarak ABD’ye gitti.
- Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Burak Özügergin, Güney Kıbrıs Rum kesiminin Doğu Akdeniz’deki petrol arama çalışmalarıyla ilgili olarak, Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’deki belirli alanlarda meşru hakları ve çıkarları bulunduğunu, bu alanlarda izni dışında icra edilmeye kalkışılabilecek faaliyetlere karşı “gerekli tedbirleri almasının tabii olduğunu” bildirdi.
18 HAZİRAN
- Davutoğlu, BM Güvenlik Konseyinin Irak konulu toplantısına başkanlık etti ve toplantının sonunda Türkiye adına konuşma yaptı. Davutoğlu, uluslararası toplumun ve Türkiye’nin Irak’a güçlü desteğinin süreceğini söyledi.
21 HAZİRAN
- Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah Bin Zeyd El Nahayan Ankara’ya geldi.
22 HAZİRAN
- Davutoğlu, El Nahayan ile bir araya geldi.
- Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış’ın ev sahipliğinde ilgili bakanlar ve kurum temsilcilerinin katılımıyla, AB müzakerelerinde çevre faslıyla ilgili eşgüdüm çalışma yemeği düzenlendi.
25 HAZİRAN
- Vietnam Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Pham Gia Khiem, resmi ziyarette bulunmak üzere Ankara’ya geldi.
26 HAZİRAN
- Davutoğlu, İtalya’nın Trieste kentinde düzenlenen G-8 dışişleri bakanları toplantısı marjında yapılan “Afganistan ve Bölgesel Boyutu” konulu toplantıya katıldı.
27 HAZİRAN
- Davutoğlu, İtalya’nın Trieste kentinde Kanadalı mevkidaşı Lawrence Cannon ve ABD’nin Afganistan temsilcisi Richard Holbrooke ile bir araya geldi.
- Davutoğlu, NATO-Rusya Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gayri resmi dışişleri bakanları toplantısına katılmak üzere Yunanistan’ın Korfu adasına gitti.
28 HAZİRAN
- Davutoğlu, Korfu adasında AGİT gayri resmi dışişleri bakanları toplantısına katıldı ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile bir araya geldi.
30 HAZİRAN
- Bağış, AB üyelik müzakerelerinde vergilendirme faslının açılacağı hükümetlerarası konferansa katılmak üzere Belçika’nın başkenti Brüksel’e gitti. AB üyelik müzakerelerinde açılan vergilendirme faslıyla müzakerelere konu toplam 33 faslın 11′inde süreç başlatılmış oldu. Bağış, vergilendirme faslının açılışı için toplanan hükümetlerarası konferansın ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, “Türkiye, oyunu kurallarına göre oynamakta kararlı. Maç devam ederken yeni kurallar getirilmesi tepki çekiyor” dedi.
Türk dış politikasında 2009 yılı (Mart-Nisan)
Türk dış politikasında Mart ve Nisan aylarında da önemli gelişmeler meydana geldi.
Ankara - ABD Başkanı Barack Obama ile Dışişleri Bakanı Hillary Clinton bir ay arayla Türkiye’yi ziyaret ederken, Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin her iki tarafı da tatmin edecek şekilde normalizasyonu için kapsamlı bir çerçeve üzerinde mutabık kalındığı ve bu çerçevede bir yol haritası belirlendiği bildirildi.
Türkiye pek çok konuğun yanı sıra “Türkiye-Afganistan-Pakistan” üçlü zirvesi, Dünya Su Forumu ve “Medeniyetler İttifakı İkinci Forumu”na ev sahipliği yaptı.
Mart ve nisan aylarında Türk dış politikasında kaydedilen önemli gelişmeler şunlar:
2 MART
- Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Şarm El Şeyh’te düzenlenen “Gazze’nin Yeniden İmarı İçin Filistin Ekonomisine Destek Uluslararası Konferansı”na katıldı. Filistin sorununun çözümü için Arap dünyasının bir bütün olarak hareket etmesi temennisinde bulunan Babacan, Türkiye’nin Gazze için bugüne kadar gerek devlet, gerekse özel kuruluşlar kanalıyla 43 milyon dolar yardım topladığını, bunun dışında 50 milyon dolar ek yardımda bulunacağını açıkladı.
4 MART
- Dışişleri Bakanı Babacan, NATO dışişleri bakanları gayri resmi toplantısına katılmak üzere Belçika’nın başkenti Brüksel’e gitti.
7 MART
- ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Ankara’ya geldi. Clinton, ABD Başkanı Barack Obama’nın gelecek ay içinde Türkiye’yi ziyaret edeceğini bildirdi. Temaslarını değerlendiren Clinton, “Ülkelerimiz arası ilişkiler, ittifak, ortaklık ve dostluk ilişkileridir” dedi. Dışişleri Bakanı Babacan da, Clinton ile yaptığı ortak basın toplantısında, “Teröre karşı mücadeledeki iyi giden işbirliğimizi bundan sonra da aynı kararlılıkla ve güçle devam ettireceğimiz konusunu karşılıklı teyit ettik” diye konuştu.
- Babacan, Paraguay Dışişleri Bakanı Alejandro Hamed Franco ile Dışişleri Bakanlığında bir araya geldi.
9 MART
- Dışişleri Bakanı Babacan, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) 18. Bakanlar Konseyi toplantısına katılmak ve 11 Marttaki EİT 10. zirve toplantısında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e refakat etmek üzere İran’ın başkenti Tahran’a gitti.
11 MART
- Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da temaslarda bulundu. Bağış, “Çek Cumhuriyeti’nin, Türkiye’nin AB üyeliğine verdiği desteği teyit ettiğini” söyledi.
16 MART
- 5. Dünya Su Forumu İstanbul’da yapıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başkanlığında Çırağan Sarayında yapılan zirveye, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Monako Prensi II. Albert, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Tuvalu Başbakanı Apisai Lelemia, Fas Başbakanı Abbas El Fassi, Kırgızistan Başbakanı İgor Çudinov, Güney Kore Başbakanı Han Seung-Soo, Hollanda Veliaht Prensi Willem Aleksander, Japonya Veliaht Prensi Naruhito Katoishi, Japonya Su Forumu Başkanı da olan eski Japonya Başbakanı Yoshiro Mori, BM Genel Sekreteri’nin Yardımcısı ve aynı zamanda Ekonomik ve Sosyal Konsey Başkanı Sha Zuhang, OECD Genel Sekreteri Angel Gurria, UNESCO Genel Direktörü Koichiro Matsuura katıldı. Liderler, suyun toplumların ve ülkelerin yaşamlarındaki önemine dikkat çekerek, dünyaya su kaynaklarının yönetimi konusunda acil önlemler alınması çağrısında bulundu.
18 MART
- Filipinler Dışişleri Bakanı Alberto Romulo, Ankara’da temaslarda bulundu.
19 MART
- Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Jeremiç, resmi ziyaret için Türkiye’ye geldi.
27 MART
- Dışişleri Bakanı Babacan, Şanghay İşbirliği Örgütünün Moskova’da düzenlediği Afganistan konferansına katıldı. Babacan, Türkiye’nin Afganistan’ın kalkınması için 200 milyon dolarlık yardımda bulunduğunu söyledi.
31 MART
- Dışişleri Bakanı Babacan, Hollanda’nın Lahey kentinde düzenlenen geniş katılımlı Afganistan Konferansı’na katıldı. Babacan, yaptığı konuşmada, Afganistan’daki sorunların sivil yanının önemine vurgu yaparak, çözümün büyük ölçüde askeri değil, siyasi yaklaşımla sağlanabileceğini belirtti.
-NİSAN-
1 NİSAN
- Afganistan ve Pakistan arasında üst düzeyde yakınlaşma sağlamayı ve işbirliği mekanizmalarını güçlendirmeyi hedefleyen Türkiye-Afganistan-Pakistan üçlü zirvesi Ankara’da yapıldı. Zirveye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai ve Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari katıldı.
5 NİSAN
- ABD Başkanı Barack Obama, resmi ziyaret için Türkiye’ye geldi.
6 NİSAN
- Obama, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüştü. Obama, ABD-Türkiye arasında daha güçlü ilişkilerinin kurulmasının, bu ilişkilerin bir “model ortaklık” oluşturmasıyla mümkün olabileceğini söyledi. ABD Başkanı Obama, terörle mücadele konusunda da Türkiye’ye verdikleri desteği yineledi. Daha sonra TBMM Genel Kuruluna hitap eden Obama, “Atatürk’ün bıraktığı en büyük miras, Türkiye’nin canlı, laik demokrasisidir ve bu Meclis de bunun devamını sağlamaktadır” dedi. Obama, Türkiye’nin, ABD’nin önemli bir müttefiki ve Avrupa’nın önemli bir parçası olduğunu belirtirken, “Türkiye ve ABD, birlikte çalışarak, zamanımızın güçlüklerini çözümlemelidir” diye konuştu. Obama ayrıca, ABD’nin Türkiye ile Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesini desteklediğini söyledi. TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın yanı sıra CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ile bir araya gelen Obama, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile de görüştü ve Türkiye’nin, ABD’nin kritik stratejik bir ortağı olduğunu düşündüğünü söyledi.
- “Medeniyetler İttifakı İkinci Forumu” İstanbul’da başladı. Forumda, 5 ülke devlet başkanı ve başbakan, 31 ülke de dışişleri bakanı düzeyinde temsil edildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ve İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, foruma katılanlar arasında yer aldı.
7 NİSAN
- ABD Başkanı Obama, İstanbul’da temaslarda bulundu. ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu, Ayasofya Müzesi ve Sultanahmet Camisini ziyaret eden Obama, dini temsilcilerle de görüştü. Tophane-i Amire binasında bazı üniversite öğrencileriyle bir araya gelen Obama, ABD ile Müslüman dünyası arasında kökleri karşılıklı saygıda olan bir ilişkiyi yeniden inşa etmek istediği için Türkiye’ye geldiğini söyledi.
- “Medeniyetler İttifakı İkinci Forumu” sona erdi. Dışişleri Bakanı Babacan, Medeniyetler İttifakının en temel hedefinin, uluslararası toplumda görülen kültürel kutuplaşma ve ayrışmanın diyalog ve işbirliği yoluyla sona erdirilmesi olduğunu belirterek, “Türkiye, bu hedefe ulaşılmasının yolunun farklılıklara saygıdan geçtiğine inanmaktadır” dedi. Babacan, forumun, “Medeniyetler İttifakı”nın artık küresel bir girişim haline geldiğini ispatladığını söyledi.
Bu arada NATO Genel Sekreterliğine yeni seçilen Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in, İstanbul’da otelinin merdivenlerinden düştüğü ve omzunun çıktığı bildirildi.
14 NİSAN
- Dışişleri Bakanı Babacan, resmi ziyarette bulunmak üzere Avusturya’nın başkenti Viyana’ya gitti.
16 NİSAN
- Dışişleri Bakanı Babacan, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütünün (KEİ) 20. Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısına katıldı. Toplantının sonunda yayımlanan bildiride, KEİ ülkeleri dışişleri bakanlarının, küresel mali krizin etkilerini ele aldığı ve krizin KEİ bölgesi üzerindeki olumsuz etkilerinin hafifletilmesi yöntemleri üzerinde durduğu bildirildi.
Bu arada Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan, “Türkiye-Ermenistan sınırının açılması olasılığına” ilişkin olarak, süreçte ilerleme kaydettiklerini, bu noktaya yakında gelebileceklerine inandığını söyledi. Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mahmud Mammad Guliyev de, “Türkiye-Ermenistan arasındaki sürece” ilişkin olarak, ülkelerin içişlerine karışmadıklarını, ancak iki ülke arasındaki temasların Azerbaycan-Ermenistan sorununun çözümüyle ilintili olması gerektiğini belirtti.
- Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, KKTC’de temaslarda bulundu.
17 NİSAN
- Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Şerif Ahmed, Ankara’da temaslarda bulundu. Ahmed, deniz korsanlığı sorununda Türkiye’nin desteğine ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
21 NİSAN
- Dışişleri Bakanı Babacan ile Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Türkiye-AB Troykası Dışişleri Bakanları Toplantısına katılmak üzere Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’a gitti. Bağış, Prag temaslarının ardından Paris’e geçerek, çeşitli temaslarda bulundu. Bağış, “Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecinde zamanın Türkiye’nin lehine işlediğini” söyledi.
- Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman, Ankara temasları sırasında, Filistinliler arasında diyalog ve uzlaşmanın önemini belirterek, “uzlaşmanın barış sürecini de güçlendireceğini” belirtti.
- İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt, Ankara ziyaretinde, ülkesinin Türkiye’nin AB üyeliğine tam destek verdiğini belirterek, “AB’de Türkiye’nin dostları var” dedi.
22 NİSAN
- Türkiye ile Ermenistan arasında, ilişkilerin her iki tarafı da tatmin edecek şekilde normalizasyonu için kapsamlı bir çerçeve üzerinde mutabık kalındığı ve bu çerçevede bir yol haritası belirlendiği bildirildi. Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, “Türkiye ve Ermenistan, İsviçre’nin arabuluculuğunda, ikili ilişkilerini normalleştirmek, iyi komşuluk ve karşılıklı saygı çerçevesinde geliştirmek ve bu suretle tüm bölgede barış, güvenlik ve istikrarı ileri götürmek amacıyla yoğun çaba göstermektedirler” denildi.
23 NİSAN
- Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış İsveç’i ziyaret etti. Bağış, İsveç’in “iktidarı ve muhalefetiyle Türkiye’nin AB üyeliğine hep destek veren bir ülke” olduğunu belirtti.
25 NİSAN
- Dışişleri Bakanlığı, ABD Başkanı Barack Obama’nın “Ermeni Anma Günü” vesilesiyle yaptığı açıklamada yer alan bazı ifadelerin ve 1915 olaylarıyla ilgili tarih yorumunun kabul edilemez olduğunu bildirdi.
27 NİSAN
- Yeni Zelanda Genel Valisi Sir Anand Satyanand, Ankara’daki temasları sırasında, Yeni Zelanda-Türkiye ilişkilerinin son derece sağlam temeller üzerinde yükseldiğini söyledi.
Türk dış politikasında 2009 yılı (Ocak-Şubat)
Ocak ayı, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının yankılarıyla geçerken, şubat ayında İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı Avi Mirzahi’nin Türkiye’ye yönelik sözleri ve ardından meydana gelen gelişmeler ön plana çıktı. Türkiye, yılın başında BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un yanı sıra pek çok lidere de ev sahipliği yaptı.
Ankara- Türk dış politikasında ocak ve şubat aylarında belli başlı şu gelişmeler kaydedildi:
3 OCAK
– Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Gazze’deki gelişmeleri ele almak üzere Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde düzenlenen İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) İcra Komitesinin olağanüstü toplantısına katıldı. Babacan, toplantıda, Filistinliler arasındaki anlaşmazlığın çok önemli bir sorun olduğunu belirtirken, uluslararası bir gözlemci güç kurulması gerektiğini ifade etti.
5 OCAK
– Suriye Dışişleri Bakanı Velid El Muallim, Ankara’da Dışişleri Bakanı Babacan ile bir araya geldi. Babacan, Gazze’de derhal ateşkes sağlanması çağrısını yineleyerek, “Ateşkesin unsurları, tarafların kabul edebileceği bir şekilde derhal belirlenmelidir” dedi. El Muallim de, bir an önce ateşkese ulaşılması, geçiş kapılarının açılması ve ortak bir mekanizma bulunmasının hedeflendiğini belirtti.
6 OCAK
– Dışişleri Bakanı Babacan, Gazze’deki durumu ele almak üzere BM Güvenlik Konseyinde (BMGK) düzenlenen toplantıya katılmak için New York’a gitti. Babacan, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin, konseyde kabul edilen ve Gazze’de acil ateşkes ile İsrail askerlerinin tamamıyla çekilmesi çağrısında bulunulan kararın tüm yönleriyle uygulanması için her türlü çabayı göstereceğini söyledi.
7 OCAK
– İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın Özel Temsilcisi Said Celili, temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya geldi. Celili, Ankara’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya gelirken, görüşmelerde Gazze’deki son gelişmeler ele alındı.
8 OCAK
– AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana da Ankara’nın ocak ayındaki konuklarındandı. Solana, yaptığı açıklamalarda, Gazze’de en kısa zamanda ateşkes sağlanmasını umduklarını söyledi.
9 OCAK
– AKP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Egemen Bağış, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci olarak atandı.
10 OCAK
– AB Genel Sekreterliği, Başbakanlığa bağlandı.
– Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Fas’ta temaslarda bulundu. Bağış, İsrail’in saldırdığı Gazze’de büyük bir insanlık dramının yaşandığını belirterek, Türkiye’nin, acil bir ateşkes sağlanması için elinden geleni yaptığını bildirdi.
11 OCAK
– Bağış, AB Genel Sekreterliğinde düzenlenen törenle Başmüzakerecilik görevini Dışişleri Bakanı Ali Babacan’dan devraldı.
12 OCAK
– Dışişleri Bakanı Babacan, resmi ziyaret için Kosova ve Bosna Hersek’e gitti. Ziyaret sırasında Türkiye ile Kosova arasında Strateji Belgesi ve Karşılıklı Vize Muafiyeti Anlaşması imzalandı. Babacan, Saraybosna’dan yaptığı açıklamada, İsrail’in artık hiçbir yerden “yeşil ışık” görmemesi ve “dur” mesajını çok açık seçik herkesten alması gerektiğini söyledi.
13 OCAK
– İran Meclis Başkanı Ali Laricani, İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Parlamento Birliği olağanüstü toplantısı için Türkiye’ye geldi. Laricani, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin olarak, “Siyonist rejimin cinayeti, insanlık aleyhine bir cinayettir. Bir an önce ateşkes ilan edilmeli” dedi.
16 OCAK
– BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Orta Doğu turu çerçevesinde temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya geldi. Ban, BM Güvenlik Konseyinin Gazze’deki duruma ilişkin 8 Ocak 2009 tarihli ve 1860 sayılı kararı çerçevesinde çatışmaların bir an önce durdurulması ve kararın uygulanması konusunda Ankara’da istişarelerde bulundu.
– Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Guelleh, resmi ziyaret için Ankara’ya geldi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yaptığı görüşmenin ardından Guellah, Türkiye’nin barış için gösterdiği çabaları büyük takdirle izlediklerini belirtirken, Gazze’de 21 gündür devam eden trajedinin artık durdurulması gerektiğini söyledi.
21 OCAK
– Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Brüksel’de temaslarda bulundu. Bağış, “AB’yi Türkiye’nin diyetisyeni olarak görüyorum” dedi.
23 OCAK
– Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Ankara’da resmi temaslarda bulundu. Dışişleri Bakanı Babacan, Zebari ile yaptığı görüşmenin ardından, “PKK terör örgütünün faaliyetlerinin sona erdirilmesi ve örgütün bertaraf edilmesi, Türkiye-Irak ilişkilerinin tamamen normalleşmesi için olmazsa olmaz bir adım” derken, Zebari, Irak, Türkiye ve ABD hükümetlerinin paylaştığı bir ortak merkez kurulacağını söyledi.
24 OCAK
– Dışişleri Bakanı Babacan ile Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Ulusal Programın uygulanmasına yönelik çalışmaları ele almak amacıyla AB Genel Sekreterliğinde Türk kamu yönetiminin üst düzey yöneticileriyle bir araya geldi.
25 Ocak
– Dışişleri Bakanı Babacan, Çek Cumhuriyeti AB Dönem Başkanlığının Gazze ile ilgili toplantısına katılmak üzere Belçika’nın başkenti Brüksel’e gitti.
27 OCAK
– Dışişleri Bakanı Babacan, Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısına katılmak için İsviçre’nin Davos kasabasına gitti. Babacan, hareketinden önce yaptığı açıklamada, 2009 yılının Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde bir dönüm noktası olabileceğini belirterek, “Bu sene içinde bir çözüm olursa, bu beni şaşırtmaz doğrusu” dedi.
30 OCAK
– Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Davos’ta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği tepkiye ilişkin olarak, “Başbakanımız, orada hepimizin göğsünü kabartan bir davranışta bulundu” dedi.
ŞUBAT
5 ŞUBAT
– Dışişleri Bakanı Babacan, KKTC’ye gitti.
– Türkiye, ABD’nin PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün İran kolu PJAK’ı (Özgür Yaşam Partisi) ABD terör örgütleri listesine almasını memnuniyetle karşıladı.
6 ŞUBAT
– Dışişleri Bakanı Babacan, Almanya’nın Münih kentinde düzenlenen 45′inci Güvenlik Politikaları Konferansına katıldı. Babacan burada, Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan ve Dışişleri Bakanı Eduard Nalbantyan ile görüştü. Babacan, Ermenistan’la, sorunların ikili planda konuşulduğu bir sürecin başlatılmış olduğunu söyledi.
– Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Almanya’da çeşitli temaslarda bulundu.
7 ŞUBAT
– Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, çalışma ziyareti için Ankara’ya geldi. Abbas, Türkiye’ye Gazze’de son meydana gelenler ve Filistin sorunuyla ilgili çabaları için teşekkür ederek, “Türkiye’nin gizli bir gündemi olmadığını biliyoruz. Türkiye, Filistin halkının barış içinde yaşamasını istiyor” dedi.
9 ŞUBAT
– Dışişleri Bakanı Babacan, Etiyopya Dışişleri Bakanı Seyoum Mesfin’le bir araya geldi. Mesfin, Türkiye’nin Afrika için örnek ve ilham verici bir ülke olduğunu söyledi.
– Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Brüksel’de Brüksel’de çeşitli temaslarda bulundu.
10 ŞUBAT
– Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) deniz unsurlarının, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görevlendirilmesi için hükümete 1 yıl süreyle yetki veren Başbakanlık Tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
– Türkiye’nin ilk Priştine Büyükelçisi Metin Hüsrev Ünler oldu.
– Dışişleri Babacan, Lüksemburg’da temaslarda bulundu. Babacan, AB ile yürütülen tam üyelik müzakerelerinde AB’nin Türkiye’ye yönelik taahhütlerine sadık kalması gerektiğini söyledi.
12 ŞUBAT
– Dışişleri Bakanı Babacan, Letonya’ya resmi ziyarette bulundu.
14 ŞUBAT
– Türkiye, İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı Avi Mirzahi’nin sözleri nedeniyle İsrail’e nota verdi. Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, “Her türlü diplomatik teamüle, tarihi ve güncel gerçeklerle taban tabana zıt ifadeler içeren açıklama, Sayın Başbakanımıza ve ülkemize yönelik kabul edilemez ithamlar ve hezeyanlarda bulunması sebebiyle bir nota tevdi edilerek protesto edilmiştir. Ayrıca söz konusu beyanların mesnetsiz ve kabul edilemezliği vurgulanarak, bu durum hakkında İsrail makamlarından acilen izahat istenmiştir” denildi.
16 ŞUBAT
– Dışişleri Bakanı Babacan, Yemen, Bahreyn ve Litvanya’yı kapsayan tura çıktı.
17 ŞUBAT
– Hırvatistan Başbakanı Ivo Sanader, Ankara’da resmi temaslarda bulundu. Ziyaret sırasında iki ülke arasında, ikili ilişkilerin geliştirilmesine dair “Strateji Belgesi” ile ekonomi, dış ticaret, yatırımlar ve çevre konularında anlaşmalar imzalandı.
19 ŞUBAT
– ABD Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) Başkanı Keith Alexander, Ankara’da temaslarda bulundu.
20 ŞUBAT
– Türkiye ile İstanbul’da bulunan Gelişen Sekiz Ülke (D-8) Sekreteryası arasında Merkez Anlaşması imzalandı. Anlaşmayla İstanbul’daki D-8 Sekretaryasının hukuki statüsü resmiyet kazanmış oldu.
23 ŞUBAT
– Türkiye’nin İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı Avi Mizrahi’nin sözlerine ilişkin notasına İsrail yanıt verdi. Yanıtta, “Mizrahi’nin Türkiye ile ilgili görüşlerinin sadece kendisine ait olduğu ve İsrail’in duruşunu temsil etmediği” belirtilirken, İsrail’in Türkiye ile ilişkilere verdiği önem vurgulandı.
26 ŞUBAT
– ABD’nin Orta Doğu özel temsilcisi George Mitchell, temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya geldi. Mitchell, “Gazze’deki insani ihtiyaçların karşılanması ve kalıcı ateşkes sağlanması için gösterilen çabalarda Türkiye’nin liderliğini bekliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Gül Kuveyt’e gidiyor
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 21-22 Aralık’ta Kuveyt’e resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Gül’e bu ziyaretinde, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, milletvekilleri ve işadamlarından oluşan bir heyet eşlik edecek.
Ankara - Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden verilen bilgiye göre Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ziyaret sırasında Kuveyt Emiri Şeyh Sabah Al-Ahmad Al-Jaber Al-Sabah ile biraraya gelecek. Cumhurbaşkanı Gül ayrıca Kuveyt Veliaht Prensi Şeyh Nawaf Al-Ahmad Al-Jaber Al-Sabah, Kuveyt Başbakanı Şeyh Nasser Al-Mohammad Al-Ahmad Al-Sabah ve Kuveyt Ulusal Meclisi Başkanı Jassem Mohammad Abdulmohsen Al-Kharafi ile de görüşmelerde bulunacak.
Kuveyt ziyareti sırasında Türk ve Kuveytli işadamlarının katılımıyla düzenlenecek İş Forumu’na katılacak olan Cumhurbaşkanı Gül’ün Kuveyt Emiri Şeyh Sabah ile birlikte Kuveyt Petrol Şirketi’nin kuruluşunun 75. Yıldönümü kutlamalarına da katılması öngörülüyor.
Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyareti sırasında Türkiye ve Kuveyt arasındaki ikili ilişkilerin mevcut durumu gözden geçirilecek, başta ekonomik ve ticari ilişkiler olmak üzere her alanda işbirliğinin geliştirilmesi imkânları üzerinde durulacak. Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyaretiyle Türkiye-Kuveyt ilişkilerine yeni bir ivme verilmesi öngörülüyor.
Türkiye – BM ilişkilerinde 2009 yılı
Türkiye, 2009 yılına 48 yıl sonra BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) geçici üyesi olarak başladı.
New York - En son 1961′de konseyde yer alan Türkiye, 192 üyeli BM Genel Kurulunda 2008 ekim ayında yapılan seçimlerde büyük başarı kazanarak, 151 oyla seçildiği 2009-2010 geçici BMGK üyeliğine 1 Ocak 2009′da başladı.
Türkiye’yi BMGK’deki ilk yılının ilk altı ayında BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Baki İlkin, ikinci yarısında ise Dışişleri Bakanlığından emekli olan İlkin’in yerine atanan yeni BM Daimi Temsilci Büyükelçi Ertuğrul Apakan temsil etti.
Gazze krizi ve Ortadoğu
BMGK’nin ocak ayının hemen başındaki acil gündemi İsrail’in Gazze’de Hamas’a karşı başlattığı kara operasyonu oldu. Konseyin Gazze’deki çatışmaları durdurma amacıyla karar tasarıları metinlerini görüştüğü toplantılarda, Türkiye’yi o dönemki Dışişleri Bakanı Ali Babacan temsil etti.
Babacan, BM toplantıları sırasında muhataplarıyla yaptığı görüşmelerde, Gazze’de acilen ateşkes sağlanmasının elzem olduğu mesajını verdi, konseyde yaptığı konuşmada da Gazze’deki durumun “insani bir trajedi” olduğunu belirterek, İsrail’in askeri operasyonlarının derhal durdurulması gerektiğini söyledi. Konsey, 3 tam gün süren müzakerelerin ardından nihayet 8 Ocakta 1860 sayılı kararı kabul ederek, Gazze’de “acil, kalıcı ve taraflarca tamamıyla uyulacak” ateşkes çağrısında bulundu ve İsrail birliklerinin Gazze’den tamamıyla çıkmasını istedi. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 15 üyeli konsey üyelerinin 14′ü karar tasarısına “evet” oyu verirken, ABD çekimser kaldı. Oylamanın bir diğer önemli özelliği de Türkiye’nin konseyin üyesi olarak 48 yıl aradan sonra ilk kez oy kullanması oldu. Türkiye’nin “evet” oyunu Bakan Babacan kullandı. Babacan, oylamanın ardından AA’ya yaptığı açıklamada, “Bizim Türkiye olarak özel bir konumumuz var, herkesle konuşuyoruz, herkesle irtibatımız var, hem Arap ülkelerinin tümüyle rahat konuşabiliyoruz, hem İsrail ile rahat konuşabiliyoruz, hem de Filistinli grupların her biriyle tek tek rahat konuşabiliyoruz. Pek çok ülkenin ve pek çok grubun da aynı anda güvenini sağlamış bir ülke Türkiye. Toplantıların sonunda BMGK ülkeleri ve Arap ülkelerinin dışişleri bakanları Türkiye’ye katkılarından dolayı teşekkür ettiler” dedi.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun da Babacan’la görüşmesinde Bakan’a, “dünyada Türkiye’nin yürüttüğü aktif diplomasiyi ve barış yapıcı rolünü takdirle karşıladığını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze konusunda en erken davranan liderlerden biri olduğunu söylediği” bildirildi.
Türkiye, Gazze’deki çatışmaların sona ermesinin ardından da bölgeyle ilgili olarak konseyde yapılan Orta Doğu toplantılarına büyük önem verdi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 1 Mayısta göreve atanmasının hemen ardından 11 Mayısta BMGK dönem başkanı Rusya’nın Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov başkanlığında yapılan ve barış sürecine destek veren Orta Doğu toplantısına katıldı. Davutoğlu, konseydeki konuşmasında, Orta Doğu’da sorunlara kapsamlı bir barış vizyonu çerçevesinde yaklaşılması gerektiğini belirterek, bölgede barış sürecinin tüm ayaklarıyla daha fazla gecikmeksizin canlandırılması gerektiğine inandıklarını söyledi. Filistin sorununun ve Arap-İsrail ihtilafının, uluslararası toplumun ve Türkiye gündeminin başında yer aldığını belirten Davutoğlu, “Filistin topraklarında, özellikle Gazze’deki insani durumun görmemezlikten gelinemeyeceğini” vurguladı.
Davutoğlu, basına yaptığı açıklamalarda da Türkiye’nin BMGK üyeliği dolayısıyla konseyi ilgilendiren tüm konulara aktif olarak katkıda bulunacağını belirtti. Genel Sekreter Ban ile de kapsamlı bir görüşme yapan Davutoğlu, Genel Sekreterle Kıbrıs, Irak, Orta Doğu, Afganistan, Pakistan konularındaki son gelişmeleri gözden geçirdi. Ban’ın, Türkiye’nin Medeniyetler İttifakı ve bölgesel girişimleriyle küresel ve bölgesel barışa yaptığı katkılardan dolayı Davutoğlu’na teşekkür ettiği bildirildi.
Türkiye’nin dönem başkanlığı çok yoğun geçti
Türkiye, 1 Haziranda devraldığı BMGK’nin dönem başkanlığını bir ay boyunca yürüttü. Dönemin BM Daimi Temsilcisi İlkin, Türkiye’nin 1961 yılından beri ilk kez BMGK’de yer aldığını belirterek, “Türkiye’nin BMGK’ye Türkiye’nin sesi olmak üzere girdiğini, başkasının sesi olarak girmediğini, BMGK’de Türkiye’nin inandığını söylediğini, verdiği sözün arkasında durduğunu, BMGK’de bunu herkesin bildiğini” ifade etti.
Türkiye, konseyin en yoğun gündemli aylarından biri olan haziran ayında konseyin genel gündemindeki pek çok konuyu ele aldı. Bu konuların başında Irak, Orta Doğu, Kosova, Afganistan, Gürcistan, İran yaptırımlar komitesi, Afrika meseleleri, Kuzey Kore, terörizm, Aşkabat’ta bulunan BM Orta Asya Önleyici Diplomasi Merkezi, Ruanda ve eski Yugoslavya için kurulan uluslararası ceza mahkemeleri geldi.
Davutoğlu, Konsey toplantılarına başkanlık etti
Dışişleri Bakanı Davutoğlu BMGK’nin 4 Haziranda düzenlenen Eski Yugoslavya ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemeleri toplantısına Güvenlik Konseyi Dönem Başkanı olarak ilk kez başkanlık etti. Davutoğlu yaptığı konuşmada, Türkiye’nin BM’yi dünyada uluslararası meşruiyetin şekil aldığı temel kurum, BMGK’yi de küresel barış ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu temel organ olarak gördüğünü belirtti. Davutoğlu, “Türkiye, uluslararası toplumun sorumlu bir üyesi olarak, BM Şartında (Ana Sözleşmesinde) yer alan ideallerin ve ilkelerin desteklenmesine derinden bağlıdır” dedi. Bakan, BM’nin kurucu üyelerinden biri olarak Türkiye’nin BM’nin programlarına ve siyasetine aktif olarak katılmasının, dış politikasının da temel direklerinden biri olduğunu vurguladı. Türkiye’nin BMGK’deki ilk 5 ayında pek çok konuda sahip olduğu birikimden çok yararlandığını ve bunları BMGK’de somut olarak ortaya koymaya çalıştığını ifade eden Davutoğlu, Türkiye’nin konsey dönem başkanı olarak “yapıcı, objektif, aktif bir tutum” sergilemeye devam edeceğini belirterek, dönem başkanlığıyla birlikte Türkiye’nin bölgesinde aktif bir ülke olmasının ötesinde küresel gelişmeleri de yönlendirebilecek kapasiteye sahip bir güç olduğunu göstereceğini vurguladı.
Davutoğlu, BMGK’nin 18 Hazirandaki Irak toplantısına da başkanlık etti ve Irak’ın toprak bütünlüğünü koruyarak geçiş sürecini tamamlamasının, Türkiye açısından önemli olduğunu vurguladı. Toplantının sonunda Türkiye’nin girişimiyle BMGK bir başkanlık açıklaması da kabul etti. Açıklamada, Irak’ın toprak bütünlüğüne, siyasal istikrarına, Irak’ta teröre karşı verilen mücadele konusunda yapılan çalışmalara ve BM’nin Irak Misyonunun (UNAMI) ülkede yaptığı önemli katkılara destek verildi.
Büyükelçi İlkin göreve veda etti
Dışişleri Bakanlığından emekli olarak Daimi Temsilcilik görevinden ayrılan Büyükelçi İlkin, 30 Haziranda son kez konsey toplantısına başkanlık etti. İlkin, New York’tan ayrılmadan önce AA’ya verdiği mülakatta, “Türkiye, BMGK dönem başkanlığından yüzünün akıyla çıktı ve BMGK’deki ilk 6 ayını da gerçekten son derece iyi değerlendirdi” dedi. BMGK üyeliğinin, konseyde en son 1961′de yer alan Türkiye için son derece iyi tecrübe olduğunu belirten İlkin, Türkiye’nin konumu, aktif dış politikası, bölgesindeki ağırlığı, izlediği dengeli, istikrarlı dış politikasıyla arayı açmadan BMGK’ye gelecek yıllarda yeniden seçilmesi gerektiğini söyledi.
64. dönem BM Genel Kurul çalışmalarında yoğun diplomasi trafiği
Türkiye’nin BMGK’deki ilk yılının ikinci altı ayı da son derece yoğun geçti. Temmuz ayında Kuzey Kore nükleer meselesi BMGK’nin ve Türkiye’nin başkanlığını yaptığı BM Kuzey Kore Yaptırımlar Komitesinin gündemini sürekli meşgul etti. Türkiye’nin yeni BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ertuğrul Apakan da Genel Sekreter Ban’a güven mektubunu sunarak 27 Ağustosta görevine resmen başladı.
64. dönem BM Genel Kurulu üst düzey toplantılarında Türkiye’yi Başbakan Erdoğan başkanlığındaki heyet temsil etti. 22-29 Eylülde düzenlenen Genel Kurul çalışmalarının üst düzeyli açılış toplantılarına beraberinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile gelen Erdoğan, BM’de çok yoğun temaslarda bulundu ve pek çok üst düzeyli toplantıya katıldı.
Erdoğan, Genel Kurul toplantılarının açılışından bir gün önce 22 Eylülde Genel Sekreter tarafından düzenlenen İklim Değişikliği zirvesine de katıldı. Erdoğan Genel Sekreterle hem BM’de, hem de İKT’nin New York’ta düzenlenen 40. kuruluş yıl dönümünde bir araya geldi. Görüşmelerde başta Kıbrıs olmak üzere iklim değişikliği, Türkiye-Ermenistan ilişkileri, Afganistan, Orta Doğu barış süreci, Gazze’deki insani krizin ele alındığı bildirildi.
Türkiye, BMGK toplantısında ilk kez Başbakan düzeyinde temsil edildi
Türkiye, 24 Eylülde konseyin dönem başkanı olarak ABD Başkanı Barack Obama tarafından yönetilen “Nükleer Silahsızlanma” konulu zirve toplantısında ilk kez başbakan seviyesinde temsil edildi. ABD tarihinde de ilk kez bir ABD Başkanının başkanlık ettiği tarihi toplantının başında, ABD tarafından nükleer silahsızlanmaya karşı hazırlanan karar tasarısı, konseyin 15 üyesinin tümünün oylarıyla kabul edildi. Başbakan Erdoğan da konseyde yapılan oylamada ilk kez elini havaya kaldırarak “evet” oyu kullandı. Erdoğan, konuşmasında kitle imha silahlarına sahip olmanın bu çağda hiçbir ülkeye ilave güvenlik sağlamadığını belirterek, Türkiye’nin özellikle Orta Doğu’da olmak üzere kitle imha silahlarından arındırılmış bölgeler tesisine yönelik bütün ciddi adımları desteklediğini bildirdi.
Erdoğan, aynı gün BM Genel Kuruluna hitaben de, uluslararası gündeme ilişkin konularda Türkiye’nin görüşlerini açıklayan kapsamlı bir konuşma yaptı. Erdoğan, hitabında BM’nin gündemindeki Kıbrıs konusuna da değinerek, “Tarafların uzlaşamadığı noktalarda 2004′de olduğu gibi BM Genel Sekreteri’nin devreye girmesi gerektiğine inanıyoruz. Hedefimiz, varılacak çözümü en geç 2010 yılı bahar aylarında referanduma götürmek olmalıdır” dedi.
Toplantılar sırasında 60′tan fazla ikili görüşme yapan Davutoğlu da basına yaptığı açıklamada, Genel Kurul toplantıları sırasında Türkiye’nin artan diplomatik gücünün görüştüğü tüm muhataplarınca kabul gördüğünü vurguladı.
Türkiye, BMGK’nin Kıbrıs toplantılarına ilk kez “Konsey Üyesi” olarak katıldı
BM’nin gözetiminde adada iki lider arasında devam eden ikili görüşmeler de bu yıl yine konseyin gündeminde yer aldı. Türkiye, BMGK’nin geçici üyesi olması nedeniyle, ilk kez konseyin Kıbrıs konulu toplantılarına katıldı ve BM Geçici Barış Gücünün (UNFICYP) görev süresinin uzatılmasına ilişkin karar tasarılarının oylanması sırasında “hayır” oyu kullandı.
Genel Sekreterin Kıbrıs özel danışmanı Alexander Downer, 30 Nisanda ilk kez müzakerelerle ilgili olarak konsey üyelerine bilgi verdi ve gazetecilerin soruları üzerine müzakerelerin başarılı olacağı konusunda “ihtiyatlı iyimserlik” taşıdığını, Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözülmesini istediğini söyledi. Müzakere sürecinin sonsuza dek sürmesinin mümkün olmadığını da belirten Downer, “Süreç eğer gereğinden fazla uzarsa başarısızlığa sürüklenir, bu fırsat penceresi sonsuza dek açık kalmayacaktır” dedi. Konsey, kabul ettiği başkanlık bildirisinde ise iki lider arasında sürdürülen müzakerelerde elde edilen ilerlemeden memnuniyet duyduğunu bildirdi ve müzakerelerin ivmesinin artmasını istedi.
Genel Sekreter, mayıs raporunda, adada tarafları görüşmelerin hızını artırmaya çağırarak, çözümün makul bir süre içinde sağlanması gerektiği mesajını verdi ve UNFICYP’in görev süresinin 6 aylığına uzatılmasını talep etti.
Konsey de Ban’ın raporu doğrultusunda hazırladığı karar tasarısını 29 Mayıstaki oturumunda oylamaya sundu. Yapılan oylamada Türkiye “hayır” oyunu kullanırken, konseyin diğer 14 üyesinin “evet” oyu verdiği tasarı kabul edildi. Büyükelçi İlkin, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin başından beri Rum kesimine “Kıbrıs hükümeti ve Kıbrıs cumhuriyeti” diyen BMGK kararlarını kabul etmediğini belirtti.
KKTC’nin New York Temsilcisi Büyükelçi Kemal Gökeri de yaptığı açıklamada, “Kıbrıslı Türklerin adada Rumlardan daha fazla çözüm istediğini” belirtti.
Bu arada Genel Kurulu toplantıları sırasında BM Genel Sekreteri Ban, New York’a gelen KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile 28 Eylülde görüştü. BM Sözcülüğünden yapılan açıklamada, “Genel Sekreterin Talat’ın Kıbrıs sorununa çözüm bulmaya yönelik duruşundan memnuniyet duyduğu ve adadaki iki liderden görüşmelerin yarattığı tarihi fırsatı kullanmalarını istediği kaydedildi. Genel Sekreteri Kıbrıs’a davet ettiğini belirten Talat ise, Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’a da çağrıda bulunarak, ondan BM parametreleri çevresinde kalmasını istedi ve bu müzakerelerin son fırsat olduğunu vurguladı.
Ban, 3 ve 4 Aralıkta ise UNFICYP ve Kıbrıs’taki iyi niyet misyonuna yönelik olarak ilk kez iki ayrı rapor yayımladı. Genel Sekreter, ilk raporunda konseye UNFICYP’in görev süresinin 6 aylığına uzatılmasını tavsiye ederken, iyi niyet misyonu raporunda, müzakerelerde tarafların güçlü ilerleme sağladıklarını ve çözümün sağlanabileceği yönünde “ihtiyatlı iyimserlik” taşıdığını belirtti. Ban, raporunda “Müzakerelerin ikinci turunda ivmenin korunması ve hatta hızlandırılması gerekiyor. Gelecek haftalar ve aylar belirleyici olacak, çünkü önemli kararların alınması gerekecek” dedi.
Konsey, 9 Aralıkta da Genel Sekreterin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer ve özel temsilcisi Tayek Brook Zerihoun’dan müzakereler ve UNFIYCP konusunda bilgi aldı. Downer, basına yaptığı açıklamada, Kıbrıs’ta devam eden müzakerelerde iki liderin ciddi ve istikrarlı ilerleme sağladığını, sorunun çözümü yolunda “ihtiyatlı iyimserlik” taşımaya devam ettiğini ve uluslararası toplumun adadaki sürece güçlü destek verdiğini belirtti.
Konsey, 14 Aralıkta UNFICYP’in görev süresini 6 aylığına uzatılmasını isteyen bir kararı oylayarak kabul etti. Türkiye, mayıs ayındaki gibi “hayır” oyu verdi.
Goldstone raporu
BM’yi bu yılın ekim ayından itibaren meşgul eden konulardan biri de İsrail ve Hamas’ın Gazze’de savaş suçu işlediğine dair görüş bildiren Goldstone Raporu oldu. Konseyin 14 Ekimdeki toplantısında Daimi Temsilci Apakan, Türkiye’nin raporu “Gazze sorununa ışık tutacak kapsamlı bir belge” olarak gördüğünü vurgulayarak, “Biz bu raporun ve tavsiyelerinin ciddi olarak ele alınması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Derviş görevinden ayrıldı
BM’de Türkiye’yi ilgilendiren diğer önemli bir gelişme de BM Kalkınma Programı Başkanı (UNDP) Kemal Derviş’in 4 yıllık görev süresinin bitmesine birkaç ay kala 1 Martta görevinden ayrılması oldu. Genel Sekreter Ban, Derviş’in görevinden ayrılacak olmasından büyük üzüntü duyduğunu, onun dünyada kalkınmanın ve refahın artırılmasında UNDP Başkanı olarak lider rol oynadığını belirtti.
Eyleme devam
Ankara’da 4 gündür eylem yapan Tekel İşçileri, soğuk havaya rağmen bugün de direnişlerini sürdürüyor.
Ankara- Türk-İş Genel Merkezi önünde toplanan işçiler, özlük hakları için protestolarına sloganlar ve halaylarla devam ediyorlar. İşçilerin arasına inen Tek Gıda-İş Başkanı Mustafa Türkel, bıçağın kemiğe dayandığını söyleyerek, kararlı olduklarını, görüşmelerden istedikleri sonuç çıkana kadar eylemlerine devam edeceklerini söyledi. Türkel, katılımların tüm Türkiye’den olduğunu vurgulayarak, “Bu artık Tekel işçisinin değil, tüm işçi sınıfının mücadelesidir” dedi.
Öte yandan, Türk-İş yönetimi de Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen işçilerin polis engeliyle karşılaşmamaları için, Ankara’ya toplu olarak gelmemelerini istedi.
İşçiler protestoları sırasında “Türk-Kürt burada AKP nerde?”, “Doğu-Batı-Kuzey-Güney hepsi burada, İşte Açılım” yazılı dövizler açtılar. İşçilerden biri ise, yarıya kadar soyunarak, AKP Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat‘ı protesto için “ya sözünü tut ya istifa et, söz namustur” yazılı döviz açtı. İşçi daha sonra omuzlara alınarak, diğer arkadaşları tarafından da desteklendi.
Kumlu, bakanlarla görüştü
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu’nun Tekel işçilerinin sorunlarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı ve AKP Halkla İlişkiler Başkanı Salih Kapusuz ile ayrı ayrı görüşmelerde bulunduğu bildirildi. Kumlu’nun Türk-İş Genel Merkezi’nden ayrılarak dün meydana gelen olaylar ve Tekel işçilerinin sorunları konusunda bakanlar ve Kapusuz ile görüşmelerde bulunduğu belirtildi.
Soysal, yeniden TEKEL işçilerinin yanında
CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, Türk-İş Genel Merkezi önünde bekleyen TEKEL işçilerini ziyaret etti. İşçiler, dünkü polis müdahalesi sırasında kullanılan gazlardan etkilenen Soysal’a limon verdi.
Elinde limonla işçilere seslenen Soysal, polisin dünkü müdahaledeki tutumunu eleştirerek, ”Emeğiyle geçinenlere yönelik müdahalenin hesabı sorulacaktır” dedi. Alın terine sahip çıkan işçilerin yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyleyen Soysal, bugüne kadar tersane ve maden işçilerinin yanında yer aldığını, bugün de TEKEL işçileriyle birlikte olduğunu ifade etti.
Soysal, provokasyon iddialarına da tepki gösterdi. Müdahale öncesinde polis tarafından milletvekillerinin alandan ayrılması yönünde anonslar yapıldığını hatırlatan Soysal, ”Senin haddine mi düşmüş bu halkın milletvekiline ‘çekil’ demek” diye konuştu.
Ankara’ya gelemeyen işçilerden çok sayıda telefon aldığını anlatan Soysal, bu işçilerin de Ankara’ya gelmesi için yardımcı olacağını söyledi. Soysal’ın TEKEL işçilerinin yüksek maaş aldığının iddia edildiğini söylemesi üzerine tepki gösteren işçiler, Meclis’e götürmesi için bordrolarını verdi. Soysal, basın mensuplarının soruları üzerine dünkü müdahalenin ardından kendisini sadece Ankara Valisi Kemal Önal‘ın aradığını belirtti.
Yaşananları ”vahim” olarak nitelendiren Soysal, ”Ama bunlar önemli değil, önemli olan yüce Meclis’in saygınlığı zedelenmiştir” dedi.
”Sırça köşklerinde oturanlar bu sese kulak vermeli” ifadesini kullanan Soysal, bu sese kulak verilmesi için ”inadına” işçilerle birlikte olacağını kaydetti.
DSHP Genel Başkanı Cevizoğlu destek için işçilerin yanında
TEKEL işçilerine destek ziyaretinde parti liderlerinden DSHP Genel Başkanı Hulki Cevizoğlu ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, konuşan ülkelerde zafer ve demokrasi, susturulan ülkelerde ise utanç olduğunu ifade ederek, şöyle dedi:
“Türkiye ne yazık ki AKP iktidarı döneminde bu utanç ve zulümle birlikte. Analarının ak sütü gibi haklarını arayan bütün işçilerimizi destekliyoruz. Şirketleri sattılar; bu tıpkı oturduğumuz evi altımızdan alıp sonra ‘niye evsiz kaldın?’ diye dayak atılmasına benziyor. İşlerini aldılar işsiz bıraktılar”
İşçilere destek ziyaretinde bulunan sendikacılar arasında yer alan BASK Genel Başkanı Resul Akay da “Hükümette akıl tutulması yaşanıyor. Dünkü müdahale bugüne kadar bu tarz eylemlerde yapılan müdahalenin çok ötesindeydi” diye konuştu. Tüm emek platformu başkanlarına da bu konuyu değerlendirmek için çağrıda bulunan Akay, hükümeti de sağduyuya davet etti.
Öte yandan, Türkiye Gençlik Birliği de ellerinde meşaleler bulunan 50 kişilik bir grupla işçilere destek ziyaretinde bulundu.
İşçiler bilgilendirildi
Tekgıda-İş Sendikası şube başkanları, TEKEL işçilerinin sorunlarının çözümü amacıyla yetkililerle yaptıkları görüşmelerin ardından işçileri bilgilendirdi. Şube başkanları, şubelerine üye işçilerle ayrı ayrı toplantı yaptı.
Toplantılarda şube başkanları, yetkililerin kendilerine ”işçileri bir an önce geldikleri illere dönmesi ve 4/C statüsünde çalışanlara yönelik olarak süre ve ücret konusunda iyileştirme yapılacağı ancak bunun için çalışma yapılması gerektiğini” ifade ettiklerini bildirdi.
Şube başkanları ayrıca işçilere mazeretsiz 2 günden fazla işe gidilmemesi halinde iş akitlerinin feshedilmesi durumuyla karşı karşıya kalabilecekleri bilgisini verdi.
Şube başkanlarının işçilerle yaptıkları toplantının ardından, bazı işçiler eyleme devam edilmesi gerektiğini ifade ederek, aksi bir kararı kabul etmeyeceklerini dile getirdi.
Toplantıların ardından Türk-İş Genel Merkezi önüne çıkan işçiler, ”Ölmek var, dönmek yok” şeklinde slogan attı. İşçilerin genel merkez önündeki bekleyişi sürüyor.
Polis müdahalesine tepki dinmiyor
“Türkiye krizi en az hasarla atlattı”
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ”Türkiye bu krizi iyi yönettiği için, zamanında doğru tedbirler aldığı için, krizi mümkün olan en az hasarla atlattı, atlatıyor” dedi.
Ankara- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, TBMM Genel Kurulu’nda, bakanlığına bağlı kuruluşların 2010 yılı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, dünyanın, en derin krizle karşı karşıya olduğunu belirtti. Babacan, son aylarda dünya genelinde toparlanma sinyali alındığını, ancak bu toparlanmanın yavaş ve kademeli olacağı konusunda geniş mutabakat olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin bu krizden sınırlı ölçüde etkilenen ülkelerden biri olduğunu belirten Babacan, krizin pek çok ülkede derin etkilerinin olduğunu, sadece ABD’de 158 bankanın iflas ettiğini kaydetti.
Türkiye’nin G-20 platformunda küresel krizle ilgili çalışmalara etkin şekilde katkıda bulunduğunu anlatan Bakan Babacan, G-20′de alınan bütün kararların tam mutabakatla alındığını dile getirdi. Babacan, Türkiye’nin bugüne kadar alınan tüm G-20 kararlarının oluşumuna etkin katkısı olduğunu ifade etti.
G-20′de son alınan kararlara değinen Babacan, şöyle devam etti:
”G-20 ülkelerinde güçlü, sürdürülebilir ve dengeli küresel büyümenin tesis edilmesi kararı alındı. Krize karşı alınan olağanüstü tedbirlerin, koordineli şekilde ve iş birliği ile geri çekilmesi normalleşmesi kararı alındı. Uluslararası finansal düzenleme çerçevesinin güçlendirilmesi kararı alındı. Oluşturulan finansal istikrar kuruluna artık Türkiye de üye. Finansal kesimle alakalı kararlarda Türkiye’nin etkin rolü olacak. Türkiye’nin de dahil olduğu pek çok ülkenin uluslararası kurullardaki söz hakkının artması ile ilgili kararlar alındı. Ticaret ve istihdamla ilgili önemli kararlar alındı.
G-20 zirvesinden hemen sonra İstanbul’da Dünya Bankası IMF Grubunun 2009 yıllık toplantıları yapıldı. Buraya 186 ülkeden Bakan ve Merkez Bankası seviyesinde katılım oldu. Yüzlerce sivil toplum kuruluşu bu toplantıları takip etti. Dünya ekonomi tarihine işlenecek derecede önemli kararlar kayda geçirildi.”
Bakan Babacan, Türkiye’nin sadece küresel krizin etkilerini en aza indirmek için çalışmadığını aynı zamanda küresel krize karşı küresel önlemlerin belirlenmesine de önemli katkı sağlayan ülke olduğunu ifade etti.
2001 krizi ile aradaki fark
2001 krizinin Türkiye’ye özel bir kriz olduğunu belirten Bakan Babacan, ancak bu son krizde, Türkiye’nin finansal sistemini sağlam bir şekilde krizden geçirdiğini ifade etti.
Türkiye’nin özellikle ticaret ve finansman kanalından etkilendiğini belirten Babacan, ”Yarıdan fazla ihracatımız AB ülkelerine… Bu ülkeler ciddi sıkıntıyla karşı karşıya. Bu ülkelere olan ihracatın azalmasının getirdiği üretim azalması milli gelirde daralma meydana getirdi. Finansman kanalları da normal dönemler gibi rahat çalışmadı” diye konuştu.
Türkiye’nin 2010 yılı için, dünya genelinde bu krizden en hızlı çıkacak ülkeler arasında olduğunu belirten Babacan, Avrupa’da ise Türkiye’nin bu konuda ilk sırada gösterildiğini ifade etti. Enflasyonun son 40 yılın rekor seviyelerine indiğini kaydeden Babacan, bunun, Merkez Bankasının para politikaları için geniş hareket alanı sağladığını ifade etti.
Bütçe açığı
Bütçe için yüzde 6,6 açık olduğunu anımsatan Babacan, şöyle devam etti:
”Ağırlıklı olarak ekonomideki yavaşlamayla beraber bütçe gelirlerinin azalması bu açığa sebep oldu. Bizim politika kararlarıyla bazı harcamalarda artışa gidişimiz, aslında bu bütçe açığının bu kadar artmasına sebep olacak büyüklükte rakamlar değil. Bu açığın önemli bir kısmı ekonomik daralmayla gelen bir açık. 2010 yılında hedeflediğimiz yüzde 4,9 açık, gayet gerçekçi bir rakamdır. Ekonomideki toparlanmayla beraber, ilave aldığımız ve alacağımız tedbirlerle beraber, gelecek yılki bütçe hedeflerimizi, ulaşılabilir gerçekçi hedefler olarak görüyoruz.”
Türkiye’nin bütçe açığının başka ülkelerle mukayese edildiğinde, onların bütçe açığının daha büyük olduğu belirten Babacan, gelecek yıl için beklenen açıkların, ABD için yüzde 10, İngiltere için yüzde 13 civarında olduğunu söyledi.
Bu ülkelerin bankacılık sektöründe de maliyetler üstlendiğini belirten Babacan, bu yüklerin bazı ülkelerde yıllarca devam edeceğini kaydetti. Babacan, özellikle AB ülkelerinde kamu borç stokunun bundan sonraki yıllarda çok yüksek seyredeceğini dile getirdi.
Türkiye için bu krizin diğer krizlerden en önemli farklarından birinin, faizler ve enflasyon olduğunu belirten Babacan, ”Türkiye’de, tarihi olarak krizler, faizlerdeki ve enflasyondaki yükselmelerle anılır. Oysa bu krizde tam tersine enflasyon ve faizde Türkiye’nin rekor düşük seviyelerini gördük. Türkiye bu krizi iyi yönettiği için, zamanında doğru tedbirler aldığı için bu krizi mümkün olan en az hasarla atlattı, atlatıyor” diye konuştu.
”Tedbirler aldık”
2004, 2005 ve 2006 yıllarında bazı tedbirler aldıklarını hatırlatan Babacan, bütçe açığının kontrol altına alınması, kamu borç stokunun düşmesi ve risklerden korunaklı hale gelmesinin önemli olduğunu söyledi. Babacan, yüzde 70-80 borç stoku ile bu krize girilseydi, krizin maliyetinin çok daha fazla olacağını söyledi.
Aynı dönemde bankalar üzerinde stres testleri yaptıklarını anımsatan Babacan, ekonominin en iyi olduğunu dönemlerde, kötü senaryoya karşı bankacılık sistemini hazırladıklarını ifade etti.
Babacan, kontrol altına alınmış bir bütçe açığı, düşük bir kamu borç stoku, güçlü finans sisteminin, Türkiye’nin krizden çıkış sürecinde en önemli dayanaklarından birisi olacağını kaydetti. Orta Vadeli Programa değinen Bakan Babacan, dünyada çok az ülkenin krizden çıkış stratejisini açıkladığını dile getirdi.
Kredi notu artışları
Bakan Babacan, kriz döneminde 13-14 ülkenin kredi notunun arttığını, 80′nin üzerinde kredi düşümü yapıldığını, ancak kredi notu iki kademe birden yükseltilen tek ülkenin Türkiye olduğunu söyledi.
Ekonomi yönetimin temelinde güven ve istikrar olduğunu belirten Babacan, aksi halde ekonomide başarının mümkün olmadığını ifade etti. Babacan, doğal gaz ve petrol konusunda dışarıya bağımlı olmasına rağmen Türkiye’nin, arka arkaya büyüme rekorlar kırdığını kaydederek, ”Özellikle petrol ve doğalgaz üreten ülkeler, sadece petrol fiyatlarının yükselmesini seyredip ‘bizim ekonomimiz büyüdü’ diye ortaya koyuyorlar. Halbuki Türkiye bir bakıma ekmeğini taştan çıkaran bir ülke ve tamamen dışarıdan ithal ettiği enerjiyle üretip satan ve bu şekilde ekonomisini büyüten bir ülke” diye konuştu.
Görüşmelerde ekonomi ile ilgili yapılan eleştirileri de değerlendiren ve geçmiş dönemlerdeki ekonomik durumu kıyaslayan Babacan, şöyle devam etti:
”1991′den 1996′ya kadar, iş başında olan koalisyon var. Devraldıkları borç 215 milyon, devrettikleri borç 3 milyar 996 milyon. Borçlanma faizi Kasım 1991′de yüzde 87, Şubat 1996′da yüzde 146. O dönemdeki toplam bileşik enflasyon yüzde 1231. Süre 52 ay.
1999-2002 yılları arasında MHP-DSP-ANAP var. Devraldıkları borç 29 milyar.
Devrettikleri borç 235 milyar. Artış yüzde 700. Koalisyon hükümetinin devraldığı dolar kuru 395 bin lira, devrettiği ise 1 milyon 646 bin lira. Türk lirasındaki değer kaybı yüzde 300. GSYH, 1999′da 262 milyar, 2002′de 215 milyar lira.
Özellikle ekonomi ile alakalı bizi eleştirirken aman dikkat edin. 2001 ile alakalı öyle rakamlar var ki… Özellikle MHP-DSP-ANAP dönemiyle alakalı… Hiç konuşmamak sizin hayrınıza.”
Kürt açılımı konuşuldu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki kürt açılımı konulu istişare toplantısı sona erdi. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, yarın ‘Kürt Açılımı’nda gelinen noktaya ilişkin bir basın toplantısı düzenleyecek.
Ankara- Başbakanlık Merkez Bina’da gerçekleşen toplantıya, Başbakan Yardımcıları Cemil Çiçek, Bülent Arınç ve Ali Babacan ile İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül katıldı.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, yarın “Kürt Açılımı”nda gelinen noktaya ilişkin bir basın toplantısı düzenleyecek.
MİT müsteşarı ile görüştü
Öte yandan İstişare toplantısının öncesinde Başbakan Erdoğan, MİT Müsteşarı Emre Taner’i kabul etti. Yaklaşık 40 dakika süren görüşme sonrasında herhangi bir açıklama yapılmadı.
EKK toplantısı’nda sulama sorunu
Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) Toplantısı’nda sulama birliklerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar değerlendirildi.
Ankara- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın makamından yapılan yazılı açıklamaya göre, EKK, Bakan Babacan başkanlığındaki 30′uncu toplantısını, 2 Aralık 2009 tarihinde gerçekleştirdi.
Sulama birliklerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmaların değerlendirildiği toplantıya, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker ve ilgili kamu kurumlarının temsilcileri katıldı.
Toplantıda, sulama birliklerinin etkin bir biçimde çalışmasını ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasını amaçlayan mevzuat çalışmalarına ilişkin ilgili kurumların görüş ve değerlendirmeleri alındı.
Toplantı sonucunda alınan karar çerçevesinde, Çevre ve Orman Bakanlığı ilgili tüm tarafların katılımını sağlayarak yapılan çalışmaları nihai hale getirecek ve en kısa sürede Kurul’un onayına sunulacak.
“Halkbank hedef büyüttü”
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Halkbank’ın, hem hedefini hem de sektör ortalamasını aşarak yüzde 42,6′lık büyüme elde ettiğini bildirdi.
Ankara- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, CHP Antalya Milletvekili Tayfun Süner‘in Halkbank ile ilgili soru önergesini Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Savaş’ın bilgi notuyla cevaplandırdı.
Babacan, Halkbank’ın, kredili firmaların daha iyi algılanabilmesi ve firma odaklı değerlendirme yapabilmesi için sektörlere göre farklılaşan, firmaların mali verilerinin büyüklüğüne göre çeşitlenen ve firmaların özelliklerine göre şekillenebilen kredi değerliliği ölçüm modellerinin kullanıldığını bildirdi.
2008′de kredi hacminde yüzde 40 artış hedefleyen Halkbank’ın, hem hedefini hem de sektör ortalamasını aşarak yüzde 42,6′lık büyüme elde ettiğini, Ekim 2008′den Mart 2009′a kadar geçen sürede 24 bin 500 yeni ticari müşteriyi portföyüne eklediğini kaydeden Babacan, finansal krizin tüm dünyada etkisini gösterdiği dönemde dahi bankanın kredi kullandırımını durdurmadığını belirtti.
Babacan, mart ayı sonu itibariyle toplam kredi tutarının 26 milyar 892 milyon TL olduğunu, ortalama kredi tutarının ise 20 bin TL civarında olduğunu belirterek, ortalama kredi tutarının, ağırlıklı olarak KOBİ’lere kredi verildiğinin göstergesi olduğunu kaydetti.
Çalık Grubu’na kullandırılan kredi
Babacan, Çalık Grubuna kullandırılan kredinin tutarının Bankacılık Kanunu’nun ilgili maddelerinde belirtilen ”müşteri ve ticari sır” kapsamına girmesi nedeniyle açıklanamadığını vurguladı. Babacan, şunları kaydetti:
”Halkbank, (Çalık Grubuna verilen) bahse konu kredi ve başka bir sebepten dolayı sanayi kuruluşlarına kredi kullandırmada sıkıntı yaşamamakta olup aksine, gerek kendi kaynakları gerekse temin edilen dış kaynakların aktif bir şekilde kullanılarak, sanayi kuruluşlarının yatırım projeleri ve işletme sermayesi ihtiyaçlarının finanse edilmesi amacıyla son derece aktif bir şekilde kredi kullandırımına devam etmektedir.
Halkbank’ı diğer bankalardan ayıran en önemli özelliklerden biri, KOBİ bankacılığı anlamında sahip olduğu marka bilinirliğidir. KOBİ’lerin kredi ihtiyaçlarını karşılama misyonuyla kurulmuş ve bu misyonu bugüne kadar hakkıyla yapan bir banka olarak KOBİ’lere her dönemde verdiği destekle Türkiye ekonomisinin büyümesinde yaratılan katkının artmasına ciddi katkıları olmuştur ve olmaya devam edecektir.
71 yıldır küçük esnaf ve sanatkarlar ile KOBİ’lerin işletme ve yatırım finansmanı ihtiyaçlarını finanse eden bankamız, KOBİ’lere kullandırılan krediler aracılığı ile sanayinin büyümesine, ihracatın yarattığı katma değerinin artmasına ve Türkiye ekonomisinin büyümesinde yaratılan katkının artmasına yönelik çalışmalarını önümüzdeki dönemde de artırarak sürdürmeyi planlamaktadır.”






Özürlü Vatandaşa İş Müjdesi!
Organ Çetesi Liderine 393 Yıl Hapis




