TÜRK-EĞİTİMSEN AÇIKLAMASI
Ocak 21, 2008
Aktüel Yayın Grubu Ankara Temsilcisi İrfan Karabulut’un Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Şuayip ÖZCAN ile yaptığı ve www.haberaktuel.com sitesinde yayınlanan röportajın bir bölümü.. Eğitim görevi alanında uzman kişilere verilmeli Bu nedenle diyorum ki; “Öğretmeni gerek hizmet öncesi, gerekse hizmet içinde çok iyi eğitmek lazım.” Sayın İsa Eşme bir açıklamasında; “Bazı eğitim fakültelerimizde 70 kişiye bir bilgisayar düşüyor” dedi. Öğretmen adaylarını bu şekilde eğitmekle ancak kendinizi kandırırsınız. Diğer bir yönüyle okullarda ve öğretmen alımlarında çeşitlilikten kurtulmak, eğitim görevini gerçekten alanının uzmanlarına vermek ve birçok çeşitliliğe meydan veren birbirine yakın 70’in üzerindeki okul sayısını birleştirmek gelecek adına faydalı girişimler olur. Okulları dağınıklıktan kurtarmamız gerekir. — Hükümetin öğretmen alımlarındaki politikası hakkında ne düşünüyorsunuz? Uygulanan bu politikalara karşıyız. Bugünde yine aynı şekilde uygulanan yanlış sistemler söz konusu. Dört yıllık eğitim fakültesinden mezun arkadaşım görev beklerken iki yıllık yüksekokul mezunu, hatta lise mezunu arkadaşlarımızın bugün öğretmenlik yaptığını görüyoruz. Elimizde eleman yok deme şansınız da yok… Personel istihdamında paradan kaçınmanın anlamı yok. Bu meselede olumsuz iki konu vardır. Biri paradadır, bir tanesi de mevzuatın dışına çıkarak yandaşlara iş bulmaktır. Bu da ne yazık ki millete zarar veriyor. Geleceğimizi karartıyor. Geleceğe atacağımız adımların ileriye değil de, geriye doğru atıldığını görüyoruz. Bunun hesabını da zamanı geldiğinde çok ağır bir şekilde ödedik. Bugün geçmişteki hatalarımızın bedelini nasıl ödüyorsak yarında bugünün hatalarının bedelini mutlaka ödeyeceğiz. Demek ki eğitimcide bizim için çok önemli olan finansın tamamen dışında. BİR TARAFTA 180, DİĞER TARAFTA DA 800 YTL’ye ÇALIŞAN ÖĞRETMENLER VAR Bir diğer yönüyle de çalışanlarımızın ekonomik, sosyal ve çalışma hayatıyla ilgili düzenlemelere acil ihtiyaç vardır. Ancak siyasi iktidarlar istedikleri zaman, istedikleri gibi ekonomik konularda hareket edebiliyorlar. Bakıyorsunuz arada bir ayrımcılık var. Bir tarafta 180, diğer tarafta da 800 milyona çalışan öğretmenler var. Öte yandan bir başka kuruluşta aynı üniversite mezunu bir başka öğretmen kendisine bir ahbap bularak 2–3 milyar para alıyor. Avrupa lafını sürekli tekrarlıyoruz. Avrupa ülkeleri gelişmiş ülkeler diyoruz. AB’ye girmek için mücadele veriyoruz. Ama AB ülkeleri ile bizim ülkemiz arasında ekonomik yönden uçurumlar var. Çalışma hayatıyla ilgili de uçurumlar var. Bugün sendikal hayata veya çalışma koşullarına bakıyorsunuz, o koşulları Türkiye’de yakalayamıyorsunuz. Burada bir sıkıntı yaşıyoruz. Bu kararlar alanının içinden gelen kişilere sorularak alınırsa çok daha etkili ve verimli olur diye düşünüyorum. Alınan kararlar siyasi nedenlerle alındığı için tabanda yankı bulmayıp verim yerine verimsizliği getiriyor. Konu yargıya intikal ettiğinde de yargı tarafından bu kararlar iptal edilmekte. Siyasilerin çalışanlar üzerinde müthiş bir baskısı söz konusu. Bu iş, bu şekliyle götürülemez. — Eğitim-öğretimde ezberciliğin önüne geçmek için neler yapılabilir? Dâhi veya kaliteli öğrencinin özel olarak yetişmesi, ilköğretim ve liselerde bu ezberciliğin önüne geçilmesi için neler yapılmalı? Problemlerin bir tanesi de sistemden kaynaklanan sıkıntılar. — Müfredat değil mi? Sadece müfredat da değil. Bizdeki sistemle hep kalkar öğünürüz. Bizim atalarımızın yazdığı kitapların yıllarca Avrupa’daki üniversitelerde ders kitabı olarak okutulduğu dönemleri yaşadık. Ama şimdi hiç tecrübemiz yokmuş gibi, Amerika gibi yeni millet olmuş bir ülkenin anlayışını benimsiyoruz. Eğitim sistemimizin bir kısmını Fransa’dan, belli bölümünü Rusya’dan, Amerika’dan, İngiltere’den alıyoruz. Oraları gelişmiş ülke olarak görüyoruz. Onların her yaptığı doğruymuş gibi eğitim adına çalışmalarını doğrudan alıp, getirip Türkiye’de uygulamaya kokuyoruz. Yanlışımız budur. Başkasına biçilen elbisenin bize bol geleceğini düşünmüyoruz. Bu milletlerin annelerinin inançlarının farklı olduğunu dahi düşünmüyoruz. Araştırmayan, soruşturmayan, körü körüne itaati emreden bir sistem içerisinde çocuklarımızı yetiştiriyoruz. Öğrenci öğretmenini biraz sıkıştırdığı zaman senin aklın yetmez orda dur diyoruz. Veya öğretmenlerimiz yukarıdakilere “Efendim şurayı da şöyle yaparsak daha güzel olur” düşüncesiyle müdahale ettiği zaman yine senin aklın yetmez deniliyor. İşte orada bitiriyoruz. — Öğretmenlerimizin yetersizliği de söz konusu mu? Bunun cevabını biraz evvelde vermiştim. Dedim ya yetiştirmeliyiz. Diğer yandan çocukları baştan itaate körü körüne, araştırmamaya, soruşturmamaya özendiriyoruz. Örneğin Bakan gelecek “çocuklar dizilin bakalım” diyor, çocuklarımızı sıcak-soğuk demeden saatlerce ayakta bekletiyoruz. Yani öğrencilere hükmediyoruz. Sistemi sık sık değiştiriyoruz. “Falancadan üç, beş tepki geldi. Öyleyse bunu şu şekilde dönüştürelim” güdüsüyle hareket ediyoruz. Tabanın sesi değil de, tepenin istekleri doğrultusunda sistem üzerinde oynuyoruz. Katıldığım bir program beni derinden yaraladı. Bunu her yerde dile getiriyorum. Birisi çıkmış diyor ki; “Orda ki kişiler çok uluslu güçler. İsterlerse devletin bir gecede programlarını altüst edebilirler.” Bir başka devlet mensubu kalkıyor diyor ki; “3 yıldır AB’nin direktifleri doğrultusunda programları değiştiriyoruz. Baktık iflah edemedik, bu defa yeni değişiklikler başlatıyoruz.”








admin diyor ki,
2008 özür gurubu tatinleri tam anlamıyla rezalet ben izmir kirazdan selçuğa gidemiyorum doğu görevim bitti eşiminkide ama selçukta açık yokmuş civarındaki ilçeyide isteyemiyorum kafayı yiycem o kadar yıl doğuda görev yaptım 6 yıl batıya geldim 2 yılda burada çalıştım eşimin yanına gidemiyorum bu ne ya
serro diyor ki,
yeter artık bir acıklama yapılsın bakanlıktan
serkan diyor ki,
relakssss
Anonim diyor ki,
bu neddir ya resmen bu memleketin öğretmenleriyle dalga geçiyorlar..atamalar bir bakın bu ne rezalet…Eğitim-sen’de bu konuda pek bişey yaptığı söylenemez doğrusu…allah hepsinin belasını versin..bizi bu hallere düşürdüler..300 ytl ye öğretmenlik yapmak ne demek yaaaa…
ismail diyor ki,
yahu kardeşim bn kimya öğretmeniyim böyle bir rezillik olamaz hala kimya öğretmenliği mezunu veriyor üniversiteler oysaki bir tane bil atama olmuyor yahu bu çocukları oktmak için o kadar ilkokul öğretmeni alınmıyor mu benim anlamadığım bunca çocuk büyümüyormu ki biz işsiz kalıyoruz….
Ayrca arkadaşlar imkanım olsa devleti ve hükümeti anayasa mahkemesine vereceğim lütfen sizlerden birilerinin imkanı varsa versin çünkü anayasanıın sosyal devlet anlayışını çiğniyor yıllardır milli eğitim bakanlığı son çıkan özleşmeli öğretmen olayıda aynı şekilde sosyal devlet anlayışına aykırıdır lütfen birileri suç duyurusunda bulunsun……….
Ne medya nede başkaları bunu yapmıyor yani sendikalar falan birileri yapmalı arkadaşlar hepimizin adına!
anten diyor ki,
ben müzikçiyim.evet istedikleri kpss puanı oldukça oldukça düşük ama üniversitelerde bizim gibilere bu konuda yeterince iyi bir eğitim verilmiyorki.ne veriyorlar ne istiyorlar.4 yılın hesabını versinler artık yaaa.diploma vermesinler ozaman .bunlar ne tutarsız yahu (: